2015 – ÖABT / DKAB – Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmenliği

2015-ÖABT/DKAB

1 / 50

Aydın, sorumluluklarını yerine getirmeyen bir öğrencidir. Anne ve babası Aydın'ı sürekli arkadaşlarıyla kıyaslamakta ve "Her istediğini yapıyoruz. İstediğin her şeye sahipsin ancak yine de çalışmıyorsun, sorumluluklarının bilincinde değilsin, çok düşüncesiz bir çocuksun.” diyerek uyarmaktadır. Ancak bu sözler, Aydın'ın sorumluluklarını yerine getirme isteğinde herhangi bir değişikliğe yol açmamakta, aksine onu sorumluluklarından daha da uzaklaştırmaktadır. Bu örnek değer öğretimi bağlamında ele alındığında anne ve babanın çocuklarına karşı aşağıdaki yanlış tutumlardan hangisini sergilediği söylenebilir?

2 / 50

Ortaokulda görev yapan bir din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmeni dört kademenin hepsinde derslere girmekte ve her kademede öğrencilerin genel bilgi seviyesi veya işleyeceği konunun mahiyeti doğrultusunda farklı öğretim yaklaşımlarına başvurmaktadır. Öğretmenin, bu çerçevede;

 dinî bilgilerinde önemli boşluklar bulunduğunu düşündüğü için 8. sınıf öğrencilerine sınıfa girer girmez ders anlatmaya başlaması ve bunu kesintisiz bir şekilde zil çalana kadar sürdürmesi
 dinî konularda kavram girdileri yeterli olmayan 5. sınıf öğrencilerine, onların yaşantılarından hareketle neleri bildiklerini neleri de bilmediklerini fark ettirmeye çalışması, bunun için de onlara çeşitli sorular yönelterek hedef davranışları gerçekleştirmek istemesi

 7. sınıfların dikkatlerinin dağınık olduğunu düşündüğü için onların ilgisini derse kanalize edebilmek amacıyla çeşitli etkinlikler yaptırması, bu sayede onların öğrenme ihtiyaçlarını nasıl karşılayacaklarını kendilerine göstermesi
 6. sınıfların Kur’an-ı Kerim’de yer alan kıssalara olan ilgisini bildiğinden derslerde işleyeceği konuları hep bu türden kıssaları içeren ayetlerden hareketle anlatmaya özen göstermesi
aşağıdaki öğretme yaklaşımlarından hangisine başvurduğu söylenemez?

3 / 50

Bloom’un yenilenen bilişsel alan taksonomisinde bilme basamağı yerine hatırlama basamağı yer almaktadır. Bu taksonomiyi benimsemiş bir din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmeni 6. sınıf “İslam’ın Sakınılmasını İstediği Bazı Kötü Davranışlar” ünitesini işlemek istemektedir. Söz konusu taksonomiyi esas alarak dersini planlayan bir öğretmenin yapması gereken ilk etkinlik aşağıdakilerden hangisidir?

4 / 50

Bir din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmeni, sadakayı cariye konusunu öğrenci merkezli bir yaklaşımla işlemek istemektedir. Bunun için en uygun stratejinin buluş yöntemi olacağını ve bu sayede öğrenmenin daha kalıcı hâle geleceğini düşünmüştür. Ancak bu strateji doğrultusunda bir öğretim için bazı yöntem ve tekniklere müracaat etmesi gerektiğini bilmektedir. Bu öğretmenin aşağıdakilerden hangisine daha az ihtiyaç duyması beklenir?

5 / 50

"Öğretmenim, ben Ayla'nın fikrine katılmıyorum. Hatta tamamen tersini düşünüyorum. Ülkemizde hayvan haklarıyla ilgili sorun olmadığı dile getiriliyorsa o zaman niçin her gün televizyonlarda ve gazetelerde insanların hayvanlara yaptıkları eziyetleri seyredip okuyoruz. Neden insanlar hayvanları sevip okşamıyor, neden onlara merhamet göstermiyor, neden Allah’ın emrettiği şekilde hareket edilmiyor? Kanaatimce bu konuda her gün daha kötüye gidiyoruz.” Bu parça din öğretiminde de kullanılan altı şapka düşünme tekniğindeki hangi şapkayı sembolize etmektedir?

6 / 50

Bir öğretmen, Allah’ın sıfatları konusunda bir kavram haritasını ortak sınıf etkinliği olarak öğrencilerle birlikte hazırlamak istemektedir. Bu öğretmenin kavram haritasını oluşturmaya aşağıdaki etkinliklerden hangisiyle başlaması uygun olur?

7 / 50

Din öğretiminde kullanılan bu öğretim yaklaşımıyla işlenen derste, bilgiyi sağlayıp düzenleyen, genellemeleri ve kavramları anlatan ve bunları açıklamaya yarayan örnekler seçip öğrencinin hizmetine sunan asıl faktör öğretmendir. Bu parçada özelliği vurgulanan öğretim yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

8 / 50

Kur’an-ı Kerim öğretiminde “idğam” kavramını işleyecek bir öğretmen konu ile ilgili bir anlam çözümleme tablosu oluşturmak istemektedir. Bu çerçevede öğrencilere farklı sorular sorarak tabloyu oluşturmaya çalışır. Aşağıdakilerden hangisi öğretmenin bu konuda oluşturmak istediği anlam çözümleme tablosunda (AÇT) yer alabilecek bir husus değildir?

9 / 50

Çoğulcu demokrasinin, küreselleşmenin de katkılarıyla hızla yaygınlaştığı 21. yüzyılda, farklı dinlere ve kültürlere mensup insanlar arasındaki mesafeler giderek kapanmaya başlamıştır. Bu durum dinsel ve kültürel farklılıkların bir arada nasıl barış içinde yaşatılabileceğine ilişkin tartışmaları da beraberinde getirmiştir. Dinlerin doğru-yanlış, iyi-kötü gibi normatif nitelemelere tabi tutmadan birer zenginlik olarak değerlendirilmesi gerektiğini ileri süren dini çoğulculuk anlayışı, bazı düşünürler tarafından zamanın ruhuna en
uygun anlayış olarak görülmüştür. Bununla birlikte bu anlayışa bazı açılardan ciddi eleştiriler de yöneltilmiştir. Aşağıdakilerden hangisi bu eleştirilerden biri değildir?

10 / 50

Bir yandan belli bir dinin öğretilerinin nihai olarak muteber ve asli olduğunu ve nihai kurtuluşun da o dinin öğretileri çerçevesinde gerçekleştiğini kabul ederler. Diğer yandan da Tanrı’nın lütfunun her şeyi kuşatmış olduğunu ve kullarını kurtuluşa erdirmeyi irade ettiğini, Tanrı’nın kendisini çeşitli yollarla farklı dinlerde de vahyedebileceğini ve diğer dinler aracılığı ile Tanrı’nın kurtuluş bahşedebileceğini kabul ederler. Bu parçada anlatılan düşünceyi savunan anlayış aşağıdakilerden hangisidir?

11 / 50

“Efendiler! Camilerin kutsal kürsüleri halkın ruhani, ahlaki gıdalarına en yüce, en verimli kaynaklardır. Dolayısıyla camilerin ve mescitlerin kürsülerinden halkı aydınlatacak, ona yol gösterecek kıymetli hutbelerin içeriğini halkça öğrenme imkânını sağlamak, en önemli görüştür. Kürsülerden halkın anlayabileceği bir dille ruhuna ve beynine seslenildiğinde İslam topluluğunun vücudu canlanır, beyni temizlenir, inancı kuvvetlenir, kalbi cesaret bulur. Fakat buna göre hutbe okuma şerefine erenlerin sahip olmaları gereken bilimsel
nitelikler, değerli özellikler ve dünyanın durumunu anlamaları büyük önem arz etmektedir.” Atatürk bu sözleriyle camilerdeki yaygın din eğitimi ve öğretimi faaliyetlerine ilişkin olarak hangi temel ilkeye değinmemiştir?

12 / 50

Wittgenstein’ın dil oyunları teorisine göre her alan kendine ait bir anlam üretir. Dolayısıyla her bir kelimenin anlamı belli bir kullanımda, belli bir oyunda belirginleşir.
Din dili, tıpkı futbol dili, ekonomi dili, siyaset dili gibi bu oyunlardan bir tanesidir. Bu parçada anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

13 / 50

Eşyanın gerçek mahiyetiyle kavrandığı, doğum-ölüm-yeniden doğum döngüsünün sona erdiği mutlak huzur ve aydınlanma halidir. Bazen “karşı sahil”, “sakin ada”, “serin mağara” ve “kutsal şehir” gibi sembollerle ifade edilirken bazen de “ölümsüzlük ve değişmezlik hâli” olarak tanımlanır. Bu parçada hangi Budist öğretisinden söz edilmektedir?

14 / 50

Hristiyan mezhepler içerisinde,
 sakramentlerden yalnızca Vaftiz ve Evharistiya’yı kabul eden,
 Tanrı ile inanan arasına kimsenin giremeyeceğini ileri süren,
 kutsal kitabın tek ve yetkin dini otorite olduğunu savunan
mezhep aşağıdakilerden hangisidir?

15 / 50

Bir Yahudinin tanrıyla ilgili,
I. Yeri, göğü, görünen ve görünmeyen her şeyi yaratandır.
II. Tarihe müdahale etmek istediğinde ete kemiğe bürünerek yeryüzüne iner.
III. Ruhları ahlaki durumlarına göre ya dünyaya geri gönderir ya da ölümsüzlüğe kavuşturur.
IV. Tarihin sonunda kral soyundan bir kurtarıcı gönderecektir.
yargılarından hangisini kabul etmesi beklenemez?

16 / 50

”Din kendi dışımızda gözlemlenen bir olgu, imansa dinin içimizde tecrübe edilmesidir.” diyen Tolstoy’un, imanın

I.    Duygusal
II.  Kültürel
III. Bilişsel
IV.  Sosyal
V. Ruhsal

boyutlarından hangilerine dikkat çektiği söylenebilir?

17 / 50

Sigmund Freud, psikoloji ve din psikolojisi tarihinin en önemli kişilerinden biridir. Psikanalizin kurucusu ve bilinçdışının kâşifi olarak bilinen Freud, insanın bütün davranışlarının bir sebebi olduğunu ve bu davranışların sebeplerinin bilinçte değil bilinçaltında aranması gerektiğini savunmuştur. O, din konusunu da bilinçaltıyla ilişkilendirerek açıklamış, dinin bastırılmış bazı korku ve endişelerden kaynaklandığını ileri sürmüştür. Onun psikanaliz olarak nitelendirilen bu yaklaşımı,
kendisinden sonraki pek çok düşünürü etkilemiştir. Aşağıdakilerden hangisi bu düşünürler arasında yer almaz?

18 / 50

Bireyin bu döneminde din, hayatın sınırlılığı ve sıkıntılarıyla başa çıkma açısından önemli bir dayanak oluşturur. Dinî ibadetler ve törenlere katılım, toplumsal ilişkileri sürdürmeye yardımcı olur. Din, sonsuzluk duygusunu canlı tutarak manevi bir huzur kaynağı işlevi görür. Bu parçada, aşağıdaki dinî gelişim dönemlerinden
hangisi anlatılmaktadır?

19 / 50

Her dinin kendine özgü inanç esasları vardır ve bunlar “amentü” olarak nitelendirilir. İslam dininin amentüsünü ise Allah'a, peygamberlerine, meleklerine, kitaplarına, kadere ve ahiret gününe iman oluşturur. Amentüde belirtilen hususlara iman, dinî tecrübenin aşağıdaki boyutlarından hangisiyle ilişkilidir?

20 / 50

İbn Haldun toplumu, göçebe (bedevi) ve yerleşik (hadari) topluluklar arasındaki etki ve tepkilerin ürünü olarak görür. Göçebe ve yerleşik gruplar arasında nasıl bir egemenlik mücadelesi varsa aynı şekilde toplumlar arasında da vardır. Bu mücadelede bir toplum ya da kavim diğerine karşı üstünlük sağladığında artık onun egemenliği başlamış olur.
Bu parçaya göre aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

21 / 50

Max Weber’e göre din, insan davranışlarının şekillenmesinde önemli işlevlere sahip bir olgudur. Bu işlevlerin en dikkat çekenlerinden biri de dinin, insanların günlük hayatta başlarına gelen ve kendilerini çaresiz hissettikleri olayları kabullenmelerini kolaylaştırmasıdır. Öyle ki insanların, içine düştükleri sosyal ve ekonomik sıkıntıların tanrının takdiri ile gerçekleştiğine inanmaları, bu türden olumsuzlukları olgunlukla karşılayabilmelerini sağlar. Bu parçada dinin hangi özelliğinden bahsedilmektedir?

22 / 50

Din sosyolojisinin konusunun ne olduğu ve bu bilime neden ihtiyaç duyulduğu meselesi uzun süre tartışılmıştır. Bu noktada farklı yaklaşım modellerinden hareketle pek çok görüş ileri sürülmüşse de M. Eliade’ın şu değerlendirmesi din sosyolojisinin konusuna dair oldukça anlaşılır ve kabul edilebilir bir çerçeve olarak görülmüştür: “Kutsal’ı dünya yüzünde hiçbir zaman katıksız ve saf bir şekilde bulamıyoruz. O, dünya yüzünde insan topluluklarında daima beşerî, toplumsal ve kültürel ortamda ve onunla sarmaş dolaş bir halde hayatiyet buluyor.” Buna göre din sosyolojisinin aşağıdaki sorulardan hangisine cevap araması beklenemez?

23 / 50

Vehhabiliğin kurucusu Muhammed b. Abdilvehhab’a göre iman ve amel bir bütündür. Bu yüzden imanın ameller vasıtasıyla hayata yansıması ve her türlü bidatten arındırılması gerekir. Vehhabiler bu ilkeyi toplumsal yaşama da taşımışlar; türbe ve mezar ziyareti, nazarlık ve muska takma, resim ve heykel yapma gibi uygulamalara karşı çıkmışlardır.
Bu tutum, aşağıdaki prensiplerden hangisiyle doğrudan ilişkilidir?

24 / 50

Mutezile’nin beş esasından birisi olan adalet, şer ve zulüm gibi fiillerin Allah’a nispet edilemeyeceğini, kulun iradi fiillerinin Allah’ın değil, insanın bir eylemi olduğunu ifade etmektedir. Buna göre Allah, insana eylem gerçekleştirme gücünü önceden vermiş olup kişi özgür iradesini kullanmak suretiyle istediğini yapmaktadır. Mutezile’nin bu anlayışının oluşumunda aşağıdakilerden hangisi etkili olmuştur?

25 / 50

Hüsn-ü hattın, genellikle İslam dininin resim ve heykel yapımına mesafeli durması nedeniyle geliştiği düşünülür. Bu düşünce yabana atılacak bir yaklaşım olmamakla birlikte gerçeği bütünüyle izah etmekten de uzaktır. Zira ----. Bu parça aşağıdakilerden hangisiyle devam edebilir?

26 / 50

Cami mimarisinde, namaz kılınan yerin tek bir kubbeyle örtülmesi aşağıdakilerden hangisiyle ilişkilendirilemez?

27 / 50

İslam sanatı, sadece İslam’dan söz eden sanat anlamına gelmemektedir; bunun yanı sıra varlığı, İslam düşüncesi açısından canlandıran bir sanat metodudur. İslam sanatının temel amacı, güzel ile gerçek arasındaki ahenk ve uyumu yakalayabilmektir. Çünkü güzel; kâinatta bir gerçek, gerçek ise güzelin doruğudur. İşte İslam ile sanat arasındaki ilişki bu dorukta aranmalıdır. Buna göre aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

28 / 50

İslam filozofları içerisinde,
 Aristo’dan sonra ikinci öğretmen olarak bilinen,
 varlık-mahiyet ayrımı olarak bilinen metafizik tartışmayı ilk defa sistemli olarak ele alan,
 siyaset felsefesinde “erdemli şehir” olarak bilinen bir modeli geliştiren düşünür aşağıdakilerden hangisidir?

29 / 50

Felsefenin gereksiz olduğunu söyleyen bir kimse, bunun sebebini ortaya koyup ispat etmek durumundadır. Ancak bu durumda da kendisiyle çelişecektir. Zira sebep gösterme ve ispat etme, varlığın hakikatini bilmeye yönelik bir etkinliktir. Bu ise nihayetinde felsefedir. İlk İslam filozofu Kindi’ye ait olan bu parçada aşağıdakilerden hangisi vurgulanmaktadır?

30 / 50

Gazali, ahlakı bir imtihan, ruhu da bu imtihanın doğrudan muhatabı olarak görür. Bununla birlikte ahlaki hayatta insanın bedeni yönünün de önemli rolü olduğunu düşünür. Ona göre, insan sadece ruhtan oluşan bir varlık olsaydı ondan hiçbir şekilde kötülüğün ortaya çıkmaması gerekirdi. Bu durumda iradenin ve imtihanın da bir anlamı kalmazdı. Gazali’nin burada dikkat çekmek istediği husus aşağıdakilerden hangisidir?

31 / 50

Hz. Peygamber, başkasının pazarlığı üzerine pazarlık yapmayı veya evlilik teklifi üzerine evlilik teklifinde bulunmayı yasaklamıştır. Bu yasaklama, söz konusu pazarlık ve teklif fiillerinin mahiyetinden değil, başkasını incitmesi ve aralarında çekişmeye yol açması sebebiyledir. Bayram günü oruç tutmak, gasp edilmiş arazide namaz kılmak ve cuma vaktinde alışveriş yapmak gibi örnekler de aynı hükmü açıklamaktadır. Bu parçada anlatılan teklifi hüküm aşağıdakilerden hangisidir?

32 / 50

İslam Hukukunda,
 yeni doğmuş çocuk için kesilen,
 şükür niteliği taşıyan,
 etinden kurban sahibinin ve tüm aile fertlerinin yiyebildiği kurban türü aşağıdakilerden hangisidir?

33 / 50

Cemaate yatsı namazını kıldıran bir imam, birinci rekâtın secdesini yanlışlıkla üç defa yapmıştır. İkinci rekâtta ise zamm-ı sureyi okumadan rükuya eğilmiş, okumadığını hatırlayınca da rükûdan doğrulup zamm-ı sureyi tekrar okumuş, daha sonra da rükuya eğilmiştir. Ayrıca dördüncü rekâtta selam vermesi gerekirken ayağa kalkmış, selam vermesi gerektiğini hatırlayınca da rükuya eğilmeden hemen oturmuştur. Hanefi mezhebine göre bu namazla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

34 / 50

Zekât, Müslümanların temel dini görevlerinden biridir ve zekâtın verileceği alanlar bizzat Kur’an-ı Kerim’de belirlenmiştir. (Tevbe, 9:60) Zekât söz konusu alanlara sarf edilmediği takdirde ondan beklenen ferdi ve toplumsal amaçlar gerçekleşmemiş olur. Bu sebeple İslam hukukçuları zekâtın sarf yerlerinin kapsamıyla ilgili geniş tartışmalar yapmışlar ve kendilerine zekât verilemeyecek kişilerin listesini tespit etmeye çalışmışlardır. Bu parçadan hareketle aşağıdaki kişilerden hangisine zekât verilmez?

35 / 50

Gazali, Mustasfa adlı eserinde kelamın, bütün ilimlerin prensiplerini ortaya koyduğu için külli bir ilim olduğunu; diğer İslami ilimlerin ise kelama nispetle cüzi olacağını ve bundan dolayı kelamın en üstün ilim payesini elde ettiğini savunmaktadır. Bu parçadan hareketle kelamla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

36 / 50

Eşariler kullara ait fiillerin Allah tarafından yaratıldığı hususunda görüş birliği içerisindedirler. Bununla birlikte insan kudretinin fiilleri üzerindeki etkisi konusunda kendi aralarında ihtilafa düşmüşlerdir. Eşari’ye göre kulun kudret ve fiilini Allah yaratır ve fiilin meydana gelişinde kulun kudretinin hiçbir etkisi yoktur. Bakıllani kulun kudretinin fiil üzerinde etkili olduğunu ileri sürerken Cüveyni fiillerin yaratma anlamında olmamak üzere hakiki olarak kula nispet edilmesi gerektiğini savunmuştur. Müteahhirun dönemi kelamcılarından Teftazani ve Cürcani ise bir eseri iki müessirin meydana getirmesinin imkânsız olduğu gerçeğinden hareketle insanı fiillerinde hür görünen, fakat aslında mecbur bir varlık olarak değerlendirmişlerdir. Bu parçadan hareketle aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

37 / 50

İnsan için en kötü şey, Allah’ın, onu lütfundan mahrum bırakması ve azgın dalgalar ortasında kaptansız bir tekne gibi kendi haline terk etmesidir. Böylesi bir durum, doğrudan Allah’ın yaratmasıyla değil, insanın özgür iradesiyle gerçekleştirdiği davranışların bir neticesi olarak gelişir. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de Allah ile ilişkisini kesen insanın dünyada mutlu bir hayat yaşayamayacağı gibi ahirette de kör ve ilahi lütuflardan mahrum olarak haşredileceği bildirilmekte, “Allah’ı unutan ve bu yüzden Allah’ın da onlara kendilerini
unutturduğu kimseler gibi olmayın. Onlar yoldan çıkan kimselerdir.” denilmektedir. (Haşr, 59:19) Bu parçada anlatılanlar kelam ilminde aşağıdakilerden hangisiyle ifade edilmektedir?

38 / 50

Kur’an; Allah’ı, eli, yüzü ve gözü olan, arşa istiva eden ve insanlara şah damarından daha yakın olan bir varlık olarak nitelendirmektedir. Kelam düşüncesinde haberî sıfatlar içerisinde değerlendirilen bu tür ifadelerin nasıl anlaşılması gerektiği konusunda önemli görüş ayrılıkları ortaya çıkmıştır. Maturidî âlimler, söz konusu ifadeleri dilin mecazî yapısı içerisinde değerlendirmişlerdir. Onlara göre “yed” kelimesine sözlük anlamı verildiğinde, insan zihninde Allah’ın mahiyetiyle çelişen bir el tasavvuru oluşur; dilin mecaz özelliği dikkate alındığında ise söz konusu kelime “kudret” anlamı kazanır ve çelişkiden uzak olur. Buna göre Maturidî âlimlerin haberî sıfatlarla ilgili yaklaşımı aşağıdaki kavramlardan hangisiyle ifade edilmiştir?

39 / 50

Kur’an-ı Kerim, Yüce Allah’ın kelam sıfatının bir tezahürüdür. Nasıl ki Allah’ın sıfatlarının sonu yoksa kelam sıfatının da sonu yoktur. Dolayısıyla Kur’an sonsuz manalar içermekte, zahiri manalar yanında batıni manaları da bünyesinde barındırmaktadır. Bu batıni manalara ancak mükaşefe ehli kimseler vakıf olabilmektedir. Bu görüşlere sahip bir kimsenin, aşağıdaki tefsir ekollerinden hangisine mensup olduğu söylenebilir?

40 / 50

Kur’an-ı Kerim’de geçen bir kelime her zaman aynı anlama gelmeyebilir. Örneğin “Ey kâfirler! Ben sizin taptıklarınıza tapmam.” (Kafirun, 109:1-2) ayetinde geçen kâfir kelimesi ile Firavun’un Hz. Musa’ya hitabını bildiren “Sonunda yapacağını yaptın. Sen kâfir birisin.” (Şuara, 26:19) ayetinde geçen kâfir kelimesi aynı anlama gelmemektedir. Bu kelime, birincisinde inançsızlık anlamında, ikincisinde ise nankörlük anlamında kullanılmaktadır. Bu durum, Kur’an tefsirinde aşağıdakilerden hangisine müracaat etmenin gereğini ortaya koymaktadır?

41 / 50

Yemame Savaşı’nda Kur’an’ı ezberleyen yetmiş kadar sahabenin şehit düşmesi, dağınık halde bulunan Kur’an ayetlerinin tek bir Mushaf altında toplanması düşüncesini beraberinde getirdi. Bu iş için sahip olduğu bazı nitelikler dolayısıyla Zeyd b. Sabit görevlendirildi. Aşağıdakilerden hangisi bu nitelikler arasında yer almaz?

42 / 50

Kur’an; inanç sistemini iman, salih amel, ahiret ve din gibi bazı kavramlarla ortaya koymuştur. Bunlardan biri de kıyamettir. Kelime olarak kalkmak, dikilmek ve ayaklanmak anlamına gelen bu kavram, Kur’an-ı Kerim’de farklı kelimelerle ifade edilmiştir. Aşağıdakilerden hangisi bu kelimelerden biri değildir?

43 / 50

“Ey iman edenler! Allah’ın size olan nimetini hatırlayın; hani size ordular saldırmıştı da, biz onlara karşı bir rüzgâr ve sizin görmediğiniz ordular göndermiştik. Allah ne yaptığınızı çok iyi görmekteydi. Onlar hem yukarınızdan hem aşağı tarafınızdan üzerinize yürüdükleri zaman; gözler yıldığı, yürekler gırtlağa geldiği ve siz Allah hakkında türlü türlü şeyler düşündüğünüz zaman; işte orada iman sahipleri imtihandan geçirilmiş ve şiddetli bir sarsıntıya uğramışlardı.” Hendek Savaşı’yla ilgili bu ayetler hangi surede geçmektedir?

44 / 50

Kur’an-ı Kerim’de pek çok surede kendisine gönderilen peygamberleri inkâr eden, bunun sonucunda da ilahi cezaya muhatap olan bazı topluluklardan bahsedilmektedir. Aşağıdakilerden hangisi bu kapsamda değerlendirilemez?

45 / 50

Bir muhaddis; mukaddime kısmında, “Eserimi fıkıh konularına göre düzenledim ve merfu ahkâm hadislerini derledim.” şeklinde bir açıklama yapıyorsa eserinin hangi tür hadis kitapları içerisinde yer aldığı söylenebilir?

46 / 50

Hz. Ali ve Muaviye arasında yapılan savaştan sonra Müslümanlar arasında ilk büyük siyasi ayrılıklar yaşanmış, bu ayrılıklar zamanla itikadi mezheplerin temelini oluşturmuştur. Hicri I. asrın son çeyreğinden itibaren mezhepler, kendi yaklaşımlarının doğruluğunu veya muhaliflerinin yanlışlığını ortaya koymak için ayet ve hadislerden delil aramaya başlamışlar, yeterince güçlü delil bulamadıklarında ise hadis uydurma yoluna gitmişlerdir. Bu durumun, aşağıdakilerden hangisinin temelini oluşturduğu söylenebilir?

47 / 50

Muhaddisler, hadislerin sahih ve muttasıl bir senedle gelip gelmediğini titizlikle araştırmışlardır. Bu amaçla ravilerin doğum ve ölüm tarihlerini, hangi hocalardan hadis aldıklarını ve kimlerin kendilerinden hadis naklettiğini incelemişlerdir. Bu bilgiler sayesinde senedlerdeki inkıtaları tespit etmişler ve inkıtaın özelliğine göre de hadislere farklı isimler vermişlerdir. Aşağıdakilerden hangisi bu türden hadisleri tanımlamak için kullanılan kavramlar arasında yer almaz?

48 / 50

Bizans imparatorunun Müslümanlara karşı savaş hazırlığında olduğu haberini alan Hz. Muhammed, otuz bin kişilik bir ordu hazırladı. Genellikle sefer için gideceği yeri gizli tuttuğu halde bu kez hedefin Bizans ordusu olduğunu açıkça bildirdi. Yol uzun, düşman kalabalık ve güçlü, hava ise fazlasıyla sıcaktı. Hurmalar olgunlaşmış, hasat zamanı gelmişti. Bu nedenle bazı sahabeler mazeret bildirerek sefere katılmak istemediler. Onların bu tutumu Kur’an-ı Kerim’de sert bir şekilde eleştirildi: “Ey iman edenler! Size ne oldu ki, 'Allah yolunda savaşa çıkın.' denildiği zaman yere yığılıp kalıyorsunuz? Dünya hayatını ahirete tercih mi ediyorsunuz?...” (Tevbe, 9:38) Bu parçada anlatılan söz konusu gazve
aşağıdakilerden hangisidir?

49 / 50

Mahzumoğulları kabilesine mensup ve Darünnedve’nin en etkili üyelerinden olan Ebu Cehil, Hz. Muhammed’in davetine başından beri karşı çıkmış ve Müslümanlar aleyhine hazırlanan bütün komplolarda yer almıştır. Aşağıdakilerden hangisinde onun etkisinden söz edilemez?

50 / 50

İslam öncesi Arap toplumuna, olumsuz bazı dini ve ahlaki özellikleri sebebiyle Cahiliye ismi verilmiştir. Bununla birlikte Hz. Muhammed’in, Cahiliye dönemi Araplarının kültürel yapısını ve değerlerini tamamen reddetmediği, İslam’ın temel hükümlerine aykırı olmayan bazı hususları kabul ettiği görülmektedir. Bu çerçevede İslam öncesi dönemde güzel kabul edilen bazı ahlaki davranışlar İslam’da da yaşatılmıştır. Aşağıdakilerden hangisi bunlardan biri değildir?

Skorunuz

0%