MenüKapat

Ünite 9: Menkul Kıymetler – Günümüz Fıkıh Problemleri

borsa

MENKUL KIYMETLER KAVRAMI
Menkul kıymet, sahibine ortaklık veya alacaklılık
sağlayan ve belirli bir meblağı temsil eden kıymetli
evraktır. Menkul kıymet, aynı zamanda, yatırım aracı
olarak kullanılabilir, çok sayıda ve seri halinde çıkarıldığı
için mislî (birbirinin aynı) nitelikle olur ve üzerinde aynı
ibareler bulunur. Bugün en yaygın olan menkul kıymetler;
tahvil, hazine bonosu, kâr zarar ortaklığı belgesi ve hisse
senedidir.
Menkul kıymetler “alacak senetleri” ve ortaklık senetleri”
şeklinde iki gruba ayrılır: Para ve alacak senetleri: Para
borcunu ve alacağını temsil eden tahviller, kâr ve zarar
ortaklığı belgeleri, finansman bonoları ve gelir ortaklığı
senetleri mahiyeti itibariyle böyledir. Ortaklık senetleri:
Malî hakların yanı sıra yönetime katılma gibi hakları da
sağlayan ve gerçek bir ortaklık ilişkisi kuran hisse
senetleri böyledir.

1.Tahvil: Kamu kuruluşları veya özel şirketlerin ödünç
para (kredi) bulmak için çıkardıkları bir yıldan uzun vadeli
olan borç senetleridir.
Vadesi bir yıldan az olan devlet iç borçlanma senetlerine
hazine bonosu denir.
Tahvillerin üç türlü değeri vardır:
Nominal değer; tahvilin üzerinde yazılı değer olup hiçbir
zaman değişmez. İhraç değeri; tahvilin ilk çıkarıldığı
andaki satış değeridir. Bu değer, tahvilin itibarî değerinden
daha yüksektir. Piyasa değeri; tahvilin piyasada o gün
itibariyle geçerli olan ve vadesine kadarki getirisine göre
hesaplanan fiyatıdır. Bu değer piyasa şartlarına göre
değişiklik gösterebilir.

2. Hisse senedi: Bir anonim şirketin sermayesinin eşit
paylara bölünmesi sonrasında bu paylardan her birini
temsil eden kıymetli evraktır. Bu senet hem bir ortaklığı
hem de mülkiyeti temsil eder. Hisse senetleri isme ya da
hamiline yazılı olabilir. Hisse senetlerinde kupon
bulunabilir. Kupon temettü (kârdan pay) hakkını ifade
eder ve hamiline yazılıdır.

3. Kâr ve zarar ortaklığı belgeleri: Anonim şirketlerin
kâr ve zararda ortak olmak üzere finansman ihtiyaçlarını
karşılamak için yurt içinde ve yurt dışında satılmak üzere
çıkardıkları kıymetlerdir.

4. Gelire endeksli senet: Kısaca (GOS) diye de bilinen bu
senet belli bir kamu altyapı tesisinin belli bir süre içindeki
gelirinin belli bir oranındaki bölümüne karşılık gösterilen,
kamu ortaklığı idaresi tarafından çıkarılan menkul
kıymettir. Buna intifa senedi de denmektedir.
Menkul kıymetlerin satıldığı pazar yeri anlamında devlet
tarafından kurulup denetlenen pazarlara borsa
denilmektedir.
Günümüzde borsa dendiğinde genel olarak hisse senetleri,
tahvil, hazine bonosu gibi değerli evrakların alınıp
satıldığı menkul kıymetler borsası anlaşılmaktadır.

MENKUL KIYMETLERİN FAİZLE İLİŞKİSİ

Tahvil ve hazine bonoları birer faizli borç senedidir. Borç
veren lehine borçtan fazla bir menfaat şartı içeren her borç
fıkıh kaynaklarımızda faiz sayılarak yasaklanmıştır. İslam
âlimleri tahvil ve hazine bonosu almayı caiz
görmemişlerdir.
Kambiyo senetleri olan poliçe, bono ve çekler parayı veya
borcu temsil ederler. Üzerlerindeki yazılı değerden daha
düşük değerle alınıp satıldıkları için bu satışlardan elde
edilen gelir de faizdir.

Kâr zarar ortaklığı belgesi; faiz ödeme yükümlülüğü değil,
kâr elde edilmesi halinde kâr payı verme yükümlülüğü
getirir. Ayrıca, zarar edilmesi halinde zarar payı bu
belgelere yansıtılır.

Gelire Endeksli Senet (GES): Devlete ait bir kurum ve
kuruluşun gelirine ortak olunması için çıkarılan
senetlerdir. Adı her ne kadar kâr ve zarar ortaklığı ise de,
uygulamada hep kâr kısmının çalıştığı görülür.
Gelire endeksli senetlerin faizle ilişkisi hususunda iki
farklı görüş vardır:
1.Bu tür senetlerin gelirinin faiz olduğu: Bazı
araştırmacılar intifa senetleri alınırken ödenen paranın
süre bitince fazlasıyla/kârıyla geri ödendiğine dayanarak,
bu tür senetlerin gelirinin faizli vadeli borç alıp verme
neticesinde elde edilen gelire benzediğini iddia
etmişlerdir. Her ne kadar senet sahibine verilen fazlalık
için “kâr” tabiri kullanılıyorsa da aslında bu bir faiz
muamelesidir.
2. Bu tür senetlerin gelirinin caiz olduğu: Konuyla ilgili
bir makalesi bulunan Hayrettin Karaman, gelire endeksli
senetlerin faizle ilişkisinin olmadığı kanaatindedir.
Eğer senet borç senedi olsaydı, bu fazladan ödemenin faiz
olduğunu rahatlıkla söyleyebilirdik. Ancak senet borç
senedi değil, gelir kaynağındaki hisseyi devir/ortaklık
belgesidir.

Hisse senedi; ilk çıkarıldıklarında/ihraçlarında şirketin
bütün mal varlığına (aktif ve pasifine) ortaklığı ve
ortakların şirketteki paylarını ifade eder. Hisse senedinin
el değiştirmesi yani alınıp satılması caiz olmalıdır.
Senetlerin bir ortaklık belgesi olarak değil de bağımsız bir
mal olarak alınıp satılması meşru olup faizli işlemle
alakası bulunmamaktadır.

HİSSE SENETLERİNİN HÜKMÜNÜ
ETKİLEYEN DURUMLAR

 Hisse senedi çıkarmaya yetkili anonim şirketlerde
kanunla belirlenmiş bazı hususlar, küçük pay
sahiplerini büyük ortakların insafına bırakmıştır.
 Bütün bunlar yanında İslam fıkhında yerleşik kural
olan, “şirket sermayesinin ancak nakit olması”
prensibi günümüzde holdingleşme esnasında
uygulanmadığı için bir şirketin hisse senedi diğer bir
şirket için sermaye kabul edilebilmekte, bununla
ikinci bir şirket kurulabilmektedir.
 Menkul kıymetlerin halka arzında kanun gereği
açıklanacak bilgiler izahnamede yer almaktadır.
 Şirket ortakları şirketten ayrılmak istediklerinde
şirketin malı bölünebilir nitelikte ise, kendisine düşen
pay mal olarak verilip ayrılmasına müsaade
edilmelidir.
 Günümüzde bazı şirket ve holdinglerin “15-20 yıl
önceden kalma hisse senetleri” ile “temsil ettikleri
malvarlığının değeri” arasında uçurumlar meydana
gelmiştir.
 İslam dinine göre yasaklanmış olan alanlarda faaliyet
göstermesi halinde o şirketin ihraç ettiği hisse
senedinin alınıp satılmasının caiz olmayacağında
İslam alimleri hemfikirdirler.
 Hisse senedi alım satımı bir nevi kumar halini
almıştır. Dolayısıyla hisse senedi alım satımını, ortak
olunan şirketteki hisseyi satmak gibi değerlendirerek
caiz görmek çok da anlamlı değildir.

BORSADA KIYMETLİ EVRAK SATIN
ALMANIN HÜKMÜ

 Tahvil, hazine bonosu gibi kıymetli evraklar faizli
birer borç senedi olarak görüldüğünden, bunların
borsadan alım satımı İslam alimlerinin ittifakıyla caiz
değildir.
 Şirketin faiz, içki imali ve ticareti, karaborsacılık,
hile, yalan ve aldatma gibi dinen haram yollarla
kazanç sağlaması halinde hisse senetlerini alıp satmak
ve bundan gelir elde etmek haram ve masiyete ortak
olmak manasına geldiğinden, İslam alimlerinin
ittifakıyla caiz değildir.
 Esasen faaliyet alanı mubah konular olmakla beraber
bazı haram işlere taraf olması sebebiyle şirketin
kârına haram kazanç karışmış ise, söz konusu şirketin
hisse senetlerini elinde bulunduran pay sahiplerinin
bu miktarı yaklaşık olarak hesaplayıp -kendisinin
hayır ve hasenat niyeti ile olmaksızın- fakirlere
harcaması tavsiye edilmiştir.
 Bazı araştırmacılar faaliyet alanları meşru olmakla
birlikte, borsadan şirketlerin hisse senetlerini satın
almanın caiz olmadığı görüşündedir.
 Bazı araştırmacılar, borsaların işleyişiyle ilgili olarak
sayılan olumsuzluklara rağmen, haramlığına dair
kesin delil bulunmadığından hisse senedi satışının
haram sayılamayacağını, belki bu olumsuzluklar
nedeniyle, mekruh görülebileceği görüşündedir.
 Çoğunluğu oluşturan İslam bilginleri ve yukarıda adı
geçen fıkıh kurulları; hisse senedinin kâr ve zararı ile
birlikte şirketin malvarlığına ortaklığı temsil ettiği
düşüncesinden hareketle, kural olarak borsada hisse
senedi alım satımını caiz görmektedirler.
Hisse senedinin ihracının ve borsadan alınıp satılmasının
caiz olduğunu savunan bu araştırmacıların gerekçeleri
şöyledir;
 Şirket, sermayesini belli hisselere ayırmakta ve
isteyen bu hisselere sahip olmaktadır. Hisseler şirkete
tabi olarak kâr ve zarara açıktır.
 Gerekli şer’î şartları taşıyan bir şirkete bu şekilde
hisse senedi alarak ortak olmanın cevazında şüphe
yoktur.
 Hisse senetlerinin alım satımını kural olarak caiz
gören bu araştırmacılar da, şirketin dinen caiz
olmayan alanda faaliyet göstermemesi gerektiği
kaydına önemle işaret etmekte, anonim şirketlerin
işleyişindeki aksaklıklara ve haksızlıklara dikkat
çekmekte, itibari kıymetinden daha düşük bedelle
hisse senedi ihracına, imtiyazlı hisse senetlerine, belli
mağduriyetlere sebep olmaları açısından itiraz
etmektedirler.
 Hisse senedinin bir ortaklık belgesi olarak değil de
bağımsız bir mal şeklinde alınıp satılmasından
hareketle hisse senedi satışının caiz olmayacağı tezi
de doğru değildir.
 İslam borçlar hukukunda tarafları beklenmedik zarar
ve mağduriyetlere iten her türlü bilinmezlik, kapalılık
ve risk mümkün olduğunca önlenmeye çalışılmış;
açıklık, dürüstlük ve güvenin hakim olacağı bir borç
ilişkisi ve ticari hayat kurulmaya çalışılmıştır.

SENET/ÇEK KIRDIRMAK

Çek, bankadan alacaklı bulunan bir kişinin, hamiline veya
adı yazılı kişiye para ödemesi için bankaya verdiği yazılı
emri taşıyan kağıttır. Çeklerde vade olmadığından çekin
ıskontosu veya satışı olmaz. Ama Türkiye’de vadeli çek
kullanımı yaygındır. Vadeli çek, bir borç senedi
mahiyetindedir.

Senet Kırdırmanın Caiz Olmadığı

 Aynı cins iki malın farklı miktarlarda vadeli değişimi
hadisle yasaklanmıştır (Müslim, “Müsâkât” 82). Buna
göre, senet/çek kırdırmak caiz olmamalıdır.
 Senedi kırdıranın maksadı onu satmak değil borç
almak, bankanın amacı ise faizli kredi vermek
olduğundan, senet kırdırma faizli kredi işlemidir.
 Bankanın komisyon diye aldığı, senette yazılı
miktarla borç verilen miktar arasındaki fark, kredi
karşılığında alınan faizdir. Bankanın tahsil işlemleri
ve yaptığı masraf karşılığı olarak aldığı bedel ise,
hizmet ve masraf karşılığı olduğundan caizdir.

Senet Kırdırmanın Caiz Olduğu

 Bankanın aldığı komisyon vekalet ve arz işlemleri
karşılığı kabul edildiğinden, senet kırdırmak caizdir.
Ancak komisyon, verilen kredi miktarı üzerinden
nisbî (yüzdelik=%) değil, hizmet ve masraflar
karşılığı maktû (sabit) olmalıdır.
 Hanefîlerden Züfer’e göre; alacaklının alacağına
karşılık borçludan herhangi bir mal satın alması nasıl
caizse, böylece o alacak karşılığında borçludan
başkasından da borçlu adına bir mal satın alınması
caizdir.
Görüleceği gibi, bu farklı yaklaşımlardan tercihe şayan
olanı, senet kırdırmanın bir tür tersinden faizli işlem
sayılarak caiz görülmemesidir.

MENKUL KIYMETLERİN ZEKATI

Menkul kıymetler de, mal varlığı belgeleridir. Dolayısıyla,
bunlara sahip olan kişi zekat mükellefi şartlarını taşıyorsa,
bunların da zekatını vermesi gerekir.
Menkul kıymetlerin zekatıyla ilgili temel hususları şu
şekilde sıralamak mümkündür:
 Tahvil ve hazine bonolarının kıymeti üzerinden zekat
ödenmelidir.
 Kâr ve zarar ortaklığı belgelerinin, intifa senetlerinin
ve gelire endeksli senetlerin yıl sonundaki ana para ve
kâr toplamı üzerinden zekatı verilmelidir.
 Bir şirketin hisse senedini alan kimse, o işletmenin
aktif ve pasifindeki her şeye ortak olur. Ancak şirket
halka açıldıkça ve büyüyüp ortak sayısı arttıkça, hisse
senetleri temsil ettikleri haklardan ayrı bir kişilik
kazanmaya ve bizzat kendisi müstakil bir mal haline
gelmeye başlar.
Hisse senetlerinin zekatının nasıl verileceği konusunda
farklı yaklaşım ortaya çıkmıştır. Diyanet İlmihali yazarları
bu konuda şu tekliflerde bulunmaktadırlar:
1.“Hisse senetleri türleri ne olursa olsun, sermaye
piyasalarında alınıp satılmak ve bu suretle ticareti
yapılmak amacıyla alınmışsa, vücup tarihinde sermaye
piyasası değeri üzerinden %2,5 oranında zekatı
verilmelidir.
2. “Hisse senetleri yatırım amacıyla alınmışsa, hisse
senedinin satın aldığı değeri + gelirinden, o hisse senedini
ihraç eden şirketin zekata tabi olmayan malvarlığını yıllık
bilançodan öğrenerek çıkarıp, geriye kalan meblağın %2,5
oranında zekatı verilmelidir.
 Senetlerin ait oldukları şirketin cinsine göre zekatları
verilmelidir. Buna göre, ziraî şirketlerin hisse
senetlerinin zekatı 1/10 veya 1/20 oranında verilir.
 Senedin ait olduğu şirketin ne tür mallar alıp sattığı
önemli değildir. Buna göre, hisse senetleri ticaret malı
olup, nisapları menkul bir kıymetli evrak olarak
piyasadaki değerleri üzerinden tespit edilerek
zekatları %2,5 oranında verilmelidir.

Menkul kıymetlerin zekatıyla ilgili olarak 1952, 1965,
1984 ve 1988 yıllarında değişik İslam ülkelerinde
uluslararası kongreler düzenlenmiştir. 1988 yılında
Cidde’de toplanan İslam Fıkıh Akademisinde konuyla
ilgili şu kararlar alınmıştır:
 Hisselerin zekatlarını verme yükümlülüğü
sahiplerindedir.
 Gerçek şahıslar mallarının zekatını nasıl hesaplayıp
çıkarıyorsa şirket yönetimi de hisselerin zekatını o
şekilde hesaplayarak öder.
 Eğer hissedar, ticaret maksadıyla hisse edinmişse
(hisselerin alım satımını yapacaksa), bunların zekatını
ticaret mallarının zekatı gibi verir.
 Hissedar sene içinde hisselerini satmışsa, bunların
bedelini diğer mallarına ilave eder ve senesi
dolduğunda, birlikte zekatını verir.

Değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 1 Average: 5]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!