MenüKapat

Ünite 8: Türkçenin Güncel Sorunları – Türk Dili 1

Yeryüzünün en eski ve en geniş coğrafya parçasında
konuşulan Türkçe, gelişmiş zengin bir kültür, bilim ve
sanat dilidir. 1980’lerin ortalarında UNESCO, hazırladığı
bir raporda Türkçenin konuşucu bakımından dünyanın
besinci büyük dil olduğunu açıklamıştı. Hiç kuskusuz, bu
raporu hazırlayanlar Türk dilinin bütün kollarını, yani dil
ve lehçelerini, bir bütün olarak kabul ederek bu sonuca
ulaşmışlardı. Kesin nüfus sayımı sonuçlarına dayanmasa
da Türk dilinin çeşitli kollarını konuşan 200 milyonu askın
insan bulunduğu sanılmaktadır. Yaklaşık 12 milyon
km2’lilk bir alanda, Türk dilinin birbirine uzak veya yakın
lehçeleri konuşulmakta, yazı dili olarak kullanılmaktadır.
Sorun Dilde mi Konuşurlarda mı?

Türkçede bazı sözcüklerin yanlış söylenmesi ve yazılması,
bazı sözcüklere yanlış anlamlar yüklenmesi; konuşma
dilinde ve yazı dilinde cümledeki ögeler arasındaki
uyumsuzlukların yol açtığı anlatım bozukluklarının yanı
sıra olur olmaz her yerde yabancı kökenli sözcüklere yer
verilmesi, is yerlerinde, ürünlerde yabancı adlar
kullanılması genellikle dilin bir sorunu olarak
algılanmaktadır. Türkçe gerek ses yapısı ve ses uyumları
gerek biçim özellikleri ve sözcük türetme yeteneği gerek
söz varlığı ve anlatım gücü ile yeryüzündeki birçok dil
gibi kendi kendisine yeten özelliklere ve iç zenginliğine
sahiptir. Dilin asıl sorunu, gerekli özeni göstermeyen
konusurlarladır. Kültürler arasındaki sınırların ortadan
kalkması, kitle iletişim araçlarının uydular aracılığıyla
dünyanın her yerini kapsama alanlarına alması, sanal
ortamda sınırsız erişim dünyadaki pek çok ülkeyi, kurumu,
düşünceyi etkilediği gibi dilleri de etkilemiştir. Geçmişte
bir yabancı sözcüğün bir dile yerleşmesi yıllar, yüzyıllar
alırken bugün artık bir yabancı sözcük birkaç dakika
içinde kullanım alanı kazanmakta, kitle iletişim araçları ve
basın yayın organları sayesinde de birkaç gün içinde dile
yerleşmektedir. Türkiye’de dil etkileşimi yalnızca sözcük
alımıyla sınırlı kalmamaktadır. Dil ile birlikte yasam
tarzları, ticari hayat, beslenme alışkanlıkları da
etkilenmektedir. Dilde yaşanan bu etkilenme, buzulun
suyun üzerinde kalan kısmı gibidir. Asıl büyük etkilenme
hayatın diğer alanlarında kendisini göstermektedir.

Türkçenin Kullanımında Yaşanan Sorunlar

Türkçenin kullanımında yaşanan sorunların başında
Türkçeye karşı kayıtsızlık ve duyarsızlık, toplumda
Türkçe bilincinin gereğince yaygınlaşmamış olması
gelmektedir. Kültür etkilenmesini ve bunun sonucunda
yabancı dillerden etkilenme olumsuzluğunu geçmişte de
yasamış olan Türkçe, Arap ve Fars kültürü ile etkileşim
sonucunda Arapça ve Farsçanın etkisinde kalmıştı.
Bununla birlikte Türkçe geçen dönemler içerisinde
yasadığı gelişmelerle bugünkü ulaştığı noktaya gelmiştir.

a. Kitle İletişim Araçlarında Türkçenin Kullanımı
Radyo ve televizyon yayımlarının yaygınlaşması, dinleme
ve izleme oranlarının yükselmesi Türkçe açısından olumlu
ve yararlı bir gelişme olması gerekirken yeni sorunlar
ortaya çıkarmıştır. Söyleyiş bozuklukları, cümle
düşüklükleri, yanlış sözcük kullanma, Türkçenin söz
varlığında bulunmayan yabancı sözcüklere yer verme,
kaba dil ve argo gibi olumsuzluklar radyo ve televizyon
yayınlarında sınırsızca yapılınca bu yanlışlar toplumun,
özellikle de genç kuşakların diline yerleşmiştir.
Yayımcılığın kısır bir söz varlığıyla yapılması ise bir
başka sorundur. Yayımcı kuruluşların Türkçe konusunda
duyarlı davranması, sunucu ve muhabir seçiminde
Türkçeyi kurallı ve etkili bir biçimde kullanma ölçütünün
gözetilmesi, zaman zaman yayımcılara yönelik olarak
hizmet içi eğitim kursları düzenlenmesi, her yayımcı
kurulusun öz denetimini sağlaması sorunun çözümüne
yönelik önlemlerdir.

b. Sosyal Medyada Türkçenin Kullanımı
Haberlerin, görüşlerin, düşüncelerin yayıldığı; ses ve
görüntü dosyalarının paylaşıldığı ortam sosyal medya
olarak adlandırılmaktadır. Ses dosyaları ile konuşmalar,
müzik parçaları; görüntü dosyaları ile de filmler, çeşitli
çekimler, haberler kısa sürede paylaşılmaktadır. Sosyal
medya, Türkçenin kullanımı açısından yeni ve yaygın bir
ortam olarak öne çıkmaktadır. Sanal söyleşide iki kişi
arasında kalan yazışma, sosyal medyada paylaşımla
yüzlerce, binlerce kişiye ulaşmaktadır. Bu da sosyal
medyanın dilin kullanılması açısından özen gösterilmesi
gereken yeni ve önemli bir iletişim ortamı olduğunu
göstermektedir. Gündelik dilde, öğretim hayatında, kitle
iletişim araçlarında ve sosyal medyada Türkçenin
kullanımında gözlenen olumsuzlukları gidermek açısından
dil bilgisinin yazım, söyleyiş, söz dizimi gibi çeşitli
konularının kavranılmasının yanı sıra sıkça yapılan dil
yanlışlarına dikkat çekilmesi yararlı olacaktır.

c. Söyleyiş Bozuklukları
Türkçenin yazıldığı gibi okunan, okunduğu gibi de yazılan
bir dil olduğu söylenir sıkça. Oysa bu, yanlış bir bilgidir.
Her dilde olduğu gibi Türkçede de yazılışla söyleyiş
arasında ayrılıklar, değişiklikler bulunabilir. Bu durum
yazı dilinin daha durağan, konuşma dilinin ise gelişmeye
ve değişmeye açık olması sonucunda oluşmaktadır. Bir
sözcüğün ölçünlü söylenişi genel kabul görmüş,
yaygınlaşmış biçimidir. Yerel söyleyiş özelliği_ olarak
nitelenebilecek türden kullanımların ölçünlü Türkçede yer
almaması gerekir.

d. Yazım Yanlışları
Sözlü anlatımdaki ifadelerin yazıya geçirilmesi sırasında
sözcüklerin, özel adların, deyimlerin, hazır söz
kalıplarının, eklerin yazımında belirlenmiş kurallara
uyulmazsa bir süre sonra dilin ortak iletişim aracı olma
niteliği sarsılabilir. Ülkemizde yazım kurallarını belirleme
ve yazım kılavuzu hazırlama görevi yasa ile Türk Dil
Kurumuna verilmiştir.

e. Konuşmada ve Yazıda Kısır Söz Varlığı
Büyük Türkçe Sözlükte söz, deyim, terim ve ad olmak
üzere toplam 616.767 söz varlığı bulunmaktadır. Bir dilin
işlenmişligini ortaya koyan en önemli gösterge söz
varlığıdır. Türkçenin söz varlığında binlerce sözcük,
deyim, atasözü bulunmasına karşılık konuşmada özellikle
de yazıda az sayıdaki belirli sözcüklerin kullanılması bir
başka sorundur. Sınırlı sayıdaki sözcüklerle düşünceler,
duygular, yaşananlar gereği gibi anlatılamamakta, bu dil
sorunu giderek insanlar arasında iletişimsizliğe, yanlış
anlamalara ve tartışmalara yol açmaktadır. Sorun, yalnızca
birkaç sözcüğün yitip gitmesi değil söz varlığımızdaki
zenginliklerin, kültür değerlerinin de yok olmasıdır.
Sözlük kullanma alışkanlığımızın yeterince
yaygınlaşmamış olması da bir başka sorundur.

f. Yabancı Sözcüklerin Yoğunluğu
İngilizceden etkilenmenin gittikçe artması sonucunda hem
sözcük sayısında bir artış hem de sözcüklerin özgün
biçimleriyle geçişleri yaygınlaşmaya başladı. Bu etki
Türkçenin seslerinin, yazım biçimlerinin, yapısal
özelliklerinin, söz dizimi niteliğinin değişmesine,
bozulmasına yol açmaktadır. Dilimizin söz varlığında
karşılığı bulunsa da yabancı kaynaklı sözleri kullanmak
bir özenti hâlini aldı. Yabancı sözlere bulunan karşılıkları,
yazarlarımız, sanatçılarımız, sunucularımız benimser ve
kullanırsa bu sözler toplumda hızla yaygınlaşır. Toplumun
benimsediği bir söz, artık dilin malı olmuş demektir.

g. Yabancı Dille Öğretim
Türkiye’de İngilizce öğrenmenin yanı sıra İngilizce ile
öğretim yapılması yanlış bir yola girilmesine yol açmıştır.
Yabancı dili yabancı dil dersinde öğretmek yerine alan
derslerinin, hatta yükseköğretimde meslek derslerinin
İngilizce verilmesi, Türkçenin bilim ve öğretim dili olarak
gelişmesinin önünde bir engel oluşturmaktadır. Yabancı
dille öğretim yerine mükemmel bir biçimde yabancı dil
öğretimi yapılmalı, bölümlerde hazırlık sınıfının yanı sıra
lisans öğretim_ süresince mesleki yabancı dil dersi
okutulmalı, öğretim dili ise elbette Türkçe olmalıdır.

h. Bilim Terimleri
Bilim eserlerinin yazılabildiği, çevrilebildiği, yeni
terimlerin türetilebildiği ve her aşamada öğretimin
yapılabildiği dil, bilim dilidir. Son yıllarda kimi bilim
dallarında İngilizce, Fransızca hatta Latince terimlerin
kullanılır olması Türkçenin bilim dili olarak gelişmesinin
önünde bir engel oluşturduğu gibi genel dile geçme
eğilimindeki terimlerle de Türkçenin söz varlığının
görüntüsünün bozulmasına yol açılmaktadır.
ı. İş Yaşamında Türkçe
Toplumun hemen her kesimince bir sorun olarak algılanan
is yeri adında yabancılaşma aslında buzulun suyun
üstünde kalan kısmıdır. Bu etkilenme yalnızca sözcük
girişiyle sınırlı kalmamakta Türkçenin söz dizimi
özelliklerini de zorlamaktadır. Ürün adlarında yabancı
sözcüklerin tercih edilmesi, kullanım kılavuzlarında
Türkçeye yer verilmemesi, alışveriş merkezlerinde
yalnızca yabancı müzik çalınması vb. olumsuzluklar dil
sorunu olmanın da ötesine geçmekte kültür, ekonomi ve
tüketici sorununa dönüşmektedir.

Sorunların Çözümü

Toplumda Türkçe bilincinin yaygınlaştırılması ve dilin
öneminin kavratılması gerekmektedir. Eğitim sistemimiz
Türkçeyi sevdirecek, benimsetecek nitelikte yeniden
düzenlenmelidir. Radyo ve televizyon kuruluşları, basın
yayın organları; toplumda Türkçe bilincinin geliştirilmesi,
doğru ve güzel Türkçenin yaygınlaştırılması konusunda
etkin olabilirler.

Değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!