MenüKapat

Ünite 6: Bir Uzlaşı Belgesi Olarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Kuruluş Belgesi: Lozan Barış Antlaşması

Silahlı Direnişten Diplomatik Mücadeleye:
Mudanya Mütarekesi (3-11 Ekim 1922)

İstanbul’daki Fransız Yüksek Komiseri General Pelé ile
20 Ekim 1921 tarihli Ankara Antlaşması’nı imzalayan
Fransız diplomat Franklin Bouilion taraflar arasında ara
buluculuk yapmak üzere İzmir’e gelerek Mustafa Kemal
Paşa ile bir görüşme gerçekleştirmiştir. Mustafa Kemal
Paşa, İtilaf devletlerinin askerî harekâtın durdurulması ve
barış görüşmelerinin başlaması teklifini elde edilen askerî
başarıyı tehlikeye atmamak ve gerilimi tırmandırmamak
adına kabul etmiştir. Bunun üzerine 1 Ekim 1922’de
TBMM tarafından İtilaf devletlerine bir nota gönderilerek,
“Trakya’nın Edirne’de dahil olmak üzere Meriç batısına
kadar hemen boşaltılması ve derhal TBMM Hükûmeti’ne
teslim edilmesi şartıyla Türkiye’nin barıştan ve
konferansın toplanmasından yana olduğu” bildirilmiştir.
Aynı notada mütareke [silah bırakışması] görüşmelerinin
3 Ekim 1922 tarihinde Mudanya’da gerçekleştirilmesi de
önerilmiştir.

Mütareke görüşmeleri Mudanya’da 3 Ekim 1922 Salı
günü saat 15.00’te başlamıştır. Görüşmelerde TBMM
Hükûmeti’ni Batı Cephesi Komutanı İsmet [İNÖNÜ] Paşa
temsil etmiştir. İtilaf devletlerinin Yüksek
Komiserlerinden General Harrington’un İngiltere’yi,
General Charpy’nin Fransa’yı ve General Monbelli’nin
İtalya’yı temsil ettiği Mudanya’da, Yunanistan adına
General Mazarikis başkanlığında bir heyet bulunmuştur.
Yunanistan görüşmelerde İngiltere tarafından temsil
edilmiştir. Görüşmelerin ağırlığını Doğu Trakya ve
İstanbul’un bir an önce boşaltılması ile o bölgelere
geçmesi planlanan Türk askerlerinin sayısı teşkil etmiştir.
Yunan askerî birliklerinin bir an önce Doğu Trakya’yı
tahliye ederek Meriç nehrinin batı kıyısına çekilmesi
konusunda İsmet Paşa’nın isteğine özellikle İngiliz
General Harrington’un karşı çıkmasıyla 5 Ekim 1922 günü
görüşmelere ara verilmiştir. 8 Ekim 1922 tarihi itibarıyla
İtilaf devletleri tarafından Yunan askerî birliklerinin
çekilmesi konusundaki Türk tarafının isteğinin kabul
edildiğinin bildirilmesi üzerine 9 Ekim 1922’de Mudanya
Mütarekesi görüşmeleri yeniden başlamıştır. 10 Ekim
1922 tarihi itibarıyla nihai olarak uzlaşmaya varılmasının
ardından İsmet Paşa ve İtilaf devletleri temsilcileri
arasında 11 Ekim 1922 tarihinde Mudanya Mütarekesi
imzalanmıştır.

Tamamı 14 maddeden ibaret olan Mudanya Mütarekesi,
“Mütareke imzalandıktan üç gün sonra, 14/15 Ekim 1922
gecesi yürürlüğe girecektir”, “Türk ve Yunan kuvvetleri
arasındaki silahlı çatışma sona erecektir.”, “Bölge, İtilaf
devletleri aracılığıyla 30 gün içerisinde Türk yönetimine
devredilecektir.” gibi önemli hükümler içermektedir.
Başlangıçta bu kararları kabul etmek istemeyen ve
imzalamayan Yunan Hükûmeti ancak üç gün sonra 14
Ekim 1922 tarihinde mütareke sözleşmesini imzalamıştır.
11 Ekim 1922 tarihinde Mudanya Mütarekesi’nin
imzalanması ile Millî Mücadele’nin askerî safhası başarı
ile sonuçlandırılmış, Mondros Mütarekesi yok sayılmıştır.
Mudanya Mütarekesi, 15 Mayıs 1919’da Yunan
ordusunun İzmir’i işgali ile başlayan Türk-Yunan
çatışmasına son vermiştir. Mütareke ile Misak-ı Millî
sınırları içerisinde yer alan Edirne dâhil Doğu Trakya
savaş yapılmadan ve Yunan kuvvetlerince tahrip
edilmeden kurtarılmıştır.

İstanbul ve Boğazlar üzerinde denetim sağlanması ve
Trakya’ya ordunun geçirilmesi Mütareke şartları gereği
mümkün olmamışsa da Lozan görüşmelerine uygun zemin
hazırlanması noktasında büyük bir adım atılmıştır.
Mudanya barışı ile TBMM Hükûmeti, İtilaf devletlerince
resmen tanınmıştır. Mudanya Mütarekesi, Türk Kurtuluş
Savaşı’nın zaferle sonuçlandığını gösteren ilk diplomatik
ve siyasi belge olması açısından önemlidir. İngiliz
diplomasisi için büyük bir yenilgi sayılan Mudanya’dan
sonra İngiltere’de hükûmet değişikliği yaşanmış ve
Başbakan Lloyd George görevinden istifa etmek zorunda
kalmıştır.

Lozan Barış Konferansı’nın Toplanma Süreci ve
I. Dönem Lozan Konferansı Görüşmeleri
TBMM Hükûmeti henüz Mudanya Mütarekesi

görüşmeleri devam ederken İtilaf Devletlerine verdiği 20
Ekim 1922 tarihli bir nota ile barış konferansının İzmir’de
toplanmasını teklif etmiştir. Ancak İtilaf devletleri bu
teklife sıcak bakmamışlar ve barış konferansının 13 Kasım
1922’de tarafsız bir ülke olan İsviçre’nin Lozan
(Lausanne) şehrinde toplanması kararını almışlardır.
İtilaf devletleri 28 Ekim 1922 tarihli bir nota ile de bu
kararlarını hem TBMM Hükûmeti’ne hem de İstanbul
Hükûmeti’ne bildirmişler; aynı zamanda her iki hükûmeti
de konferansa davet etmişlerdir.
Batılı devletlerin Türkleri birbirine düşürmek için
hazırladıkları bu planı geçersiz kılmak ve Türk milleti
adına söz söyleme yetkisinin TBMM’de olduğunu
göstermek amacıyla saltanat konusu Meclis gündemine
getirilmiştir. TBMM’de gerçekleştirilen uzun tartışmalar
sonucunda 1 Kasım 1922’de çıkarılan bir kanunla Saltanat
ile Halifelik birbirinden ayrılmış ve Saltanat kaldırılmıştır.
Bu durum ile İstanbul’daki hükûmetin ve padişahın
hukukiliği tamamen geçersiz kılınmıştır.

Mustafa Kemal Paşa, Ali Fuat [CEBESOY] ve Fevzi
[ÇAKMAK] Paşalar ile Yusuf Kemal Bey, Rauf Bey ve
İsmet Paşa’nın da görüşlerini aldıktan sonra İsmet
Paşa’nın Lozan’a gidecek Türk heyetinin baş delegesi
olmasına ilişkin kararını açıklamıştır.
Lozan’da ele alınması gereken konular üzerinde TBMM
Hükûmeti’nin temel görüşlerini tespit eden Türk tezi, on
dört maddelik bir direktif hâlinde özetlenmiş olarak
Lozan’a gidecek olan delege heyetine verilmiştir. Bu
savunma tezine göre temel ilke olarak Misak-ı Millî esas
alınmıştır. Lozan’a gidecek heyete Güney sınırı, Doğu
sınırı ve Doğu Trakya’nın Batı sınırı, Adalar,
Kapitülasyonlar, Azınlıklar, Düyun-u Umumiye ve
Yabancı kurumlar konusunda taviz verilmemesi, ortaya
çıkacak güçlüklerde Bakanlar Kurulundan talimat alınması
gibi direktifler verilmiştir. Bunun yanında Lozan’a
gidecek heyetten özellikle Doğu Anadolu’da Ermenilere
toprak verilmesi ve Kapitülasyonlar konusunda kesinlikle
taviz verilmemesi ve gerekirse görüşmelerin kesilmesi de
ayrıca istenmiştir.

Konferansa Türkiye ile birlikte sekiz devlet görüşmeci
olarak davet edilmiştir. Bazı devletlerin de Boğazlar ve
ticaret meseleleri ele alındığında toplantılara katılması
uygun görülmüştür.
Lozan Barış Konferansı 13 Kasım 1922’de başlaması
gerekirken İngiltere’de yaşanan hükûmet değişikliği
sebebiyle bir haftalık gecikmeden sonra 20 Kasım 1922
tarihinde toplanmıştır. Lozan merkezindeki Mont Bénon
Gazinosu’nda yapılan açılış töreninin ardından Lozan
Barış Konferansı görüşmeleri, Uşi (Quchy) Şatosu’nda 21
Kasım 1922 tarihinde başlamıştır.
Lozan Konferansı’nda tartışma konusu olan belli başlı
sorunlar arasında Sınırlar (arazi), Boğazlar rejimi,
Kapitülasyonlar, Azınlıkların statüsü ve Osmanlı borçları
bulunmaktadır. Konferans süresince var olan meselelerin
ele alınarak incelenmesi için üç komisyon kurulmuştur.
Bu komisyonlar;
a. Arazi, Askerlik ve Boğazlar Komisyonu,
b. Azınlıklar ve Diğer Hukuki Sorunlar Komisyonu,
c. Maliye ve İktisat Komisyonu
şeklinde belirlenmiştir.
Lozan’da asıl mücadele konferansın anahtar ülkesi olarak
görülen İngiltere ile olacağından görüşmeler başlar
başlamaz daha çok bu devlet ile olan sorunların çözümü
için çaba gösterilmiştir.

İtilaf devletlerinin konferansı Millî Mücadele’nin bir
sonucu olarak görmeyerek, Sevr Antlaşması’nın
hükümlerini birkaç küçük değişiklikle Türk temsilcilerine
kabul ettirmenin gayreti içerisine girerler. Oysa Türk
temsilcileri Misak-ı Millî ile saptanan sınırlar içerisinde
tam bağımsız bir devlet yaratmanın çabası içerisinde
olduklarından birbiri ile zıt bu iki isteğin uzlaştırılması
pek kolay olmamıştır. Batılı devletler, özellikle de
kapitülasyonların devam ettirilmesi ve Osmanlı
borçlarının ödenmesi konusunda kesinlikle geri adım
atmak istememişlerdir. Bu durum da görüşmelerin
çıkmaza girmesine sebep olmuştur. Yoğun ve zorlu geçen
görüşmelerin ardından 31 Ocak 1923 günü hazırlanan
barış antlaşma tasarısı imzalanmak üzere Lord Curzon
tarafından İsmet Paşa’ya verilmiştir.
İsmet Paşa’nın düşüncesine göre bahse konu tasarıda
kabul edilebilecek hükümlerin yanında kabul edilmesi
imkânsız maddeler de bulunmaktaydı. Bunların başında
kapitülasyonların devam ettirilmesi ve Osmanlı dış
borçlarının tamamının yeni Türk Devleti tarafından
ödenmesi konusu gelmekteydi. İsmet Paşa başkanlığındaki
Türk heyeti antlaşma tasarısını imzalamayı kabul
etmediğinden 4 Şubat 1923 tarihi itibarıyla konferans
görüşmeleri kesintiye uğramıştır.

TBMM’de 27 Şubat 1923’ten itibaren 6 Mart 1923
tarihine kadar Lozan Konferansı’ndaki görüşmeler
hakkında gizli oturumlar gerçekleştirilmiştir. Meclisin
bazı muhalif üyeleri, vermiş olduğu tavizler ve bir barış
antlaşması yapamadığı gerekçesiyle Lozan’daki Türk
delege heyetinin başkanı olan İsmet Paşa’ya sert eleştiriler
yöneltmişlerdir. Bu süreçte İsmet Paşa ile TBMM
Hükûmeti’nin Başkanı Rauf (Orbay) Bey arasındaki
ilişkiler kopma noktasına gelmiştir. Meclisteki tartışmalar
sırasında Mustafa Kemal Paşa tam anlamıyla heyetten
yana bir tavır takınmıştır.

II. Dönem Lozan Konferansı Görüşmeleri ve
Lozan Barış Antlaşması’nın İmzalanması

1923 yılının Mart ayı başından itibaren TBMM’de barış
görüşmelerinin yeniden başlaması için yoğun bir çalışma
dönemine girilmiştir. TBMM tarafından hazırlanan barış
koşullarını içeren anlaşma tasarısı, 8 Mart 1923 tarihinde
İtilaf devletlerine bir nota ile sunulmuştur. İtilaf devletleri
bu tasarıya 28 Mart 1923 tarihli bir nota ile olumlu yanıt
vermişler ve görüşmelerin 23 Nisan 1923’te yeniden
başlayacağını bildirmişlerdir.
Taraflar arasında varılan uzlaşma neticesinde Lozan
Konferansı’nın ikinci dönemi 23 Nisan 1923 tarihi
itibarıyla yine Uşi’de, Şato Oteli’nde başlamıştır. Bu
dönemde Türk delege heyetinin başında İsmet Paşa
olmakla birlikte, Lozan’da bir araya gelen ilgili devletlerin
temsilcileri bağlamında bazı değişikliklerin olduğu dikkat
çekmektedir. Konferansın birinci döneminde İngiltere’yi
temsil eden Lord Curzon’un yerini Horace Rumhold
alırken İstanbul’daki Fransız Yüksek Komiseri General
Pellé Fransa’yı, General Montagna ise İtalya’yı temsil
etmiştir.

Yaklaşık üç ay kadar devam eden görüşmelerde birinci
dönemde askerî ve sınırlarla ilgili konular büyük oranda
çözüme ulaştığı için daha ziyade ekonomik ve mali
konular üzerine yoğun mesai harcanmıştır. Türk heyetinin
kapitülasyonların kaldırılması konusundaki ısrarlı tutumu
sonuç vermiş ve İtilaf devletlerinin geri adım atmak
zorunda kalması ile sorun çözülmüştür. Buna karşılık,
İtilaf devletlerinin bazı adli ve ekonomik imtiyazların
kademeli bir biçimde sıfırlanması talebi, Türk delege
heyetince kabul edilmiştir.

Bu süreçte yaşanan bir diğer olumlu gelişme ise Fransa ve
İtalya’nın savaş tazminatı isteğinden vazgeçmiş olmasıdır.
Lozan Konferansı’nın ikinci dönemindeki görüşmelerde
daha önce uzlaşma sağlanılamayan pek çok konuda
anlaşmaya varıldığı görülmektedir. Taraflar arasında en
tartışmalı konularından biri olan kapitülasyonlar kesin
olarak kaldırılmış, Türk tezine uygun olarak Osmanlı
borçlarının Osmanlı Devleti’nden ayrılan ülkeler arasında
paylaştırılması hususu kabul edilmiştir. Konferansta
Musul sorununun çözümü ise mümkün olmamış ve
meselenin barış antlaşmasının imzalanmasından sonra
dokuz ay içinde taraflar arasında çözüme ulaştırılmasına
karar verilmiştir. İstanbul ve Boğazlar bölgesinin
boşaltılması konusunda da bir protokol hazırlanarak barış
antlaşmasının imzalanmasından sonra gerçekleştirileceği
belirtilmiştir.

İtilaf devleriyle oluşan bu anlaşma ortamına karşılık bu
defa Ankara Hükûmeti ile Lozan’da bulunan Türk heyeti
arasında özellikle Yunanistan’dan istenen tazminat
meselesi ve borçların ödenmesi ile ilgili yaşanan
anlaşmazlık, ilişkilerin gerginleşmesine sebep olmuştur.
Lozan’da görüşmelerin 17 Temmuz 1923’te
tamamlanması üzerine İsmet Paşa, Ankara Hükûmeti’nden
Lozan Antlaşması’nın imzalanması için onay istemiştir.
Ancak Hükûmet Başkanı Rauf Bey ile İsmet Paşa
arasındaki ilişkiler gergin olduğundan Ankara’dan olumlu
ya da olumsuz bir cevap gelmemiştir. Mustafa Kemal
Paşa’nın devreye girmesi sonucunda Ankara Hükûmeti ile
Heyet arasındaki anlaşmazlık giderilmiştir.
Lozan Barış Antlaşması ilgili devletlerin heyetleri
arasında 24 Temmuz 1923 tarihinde İsviçre’nin Lozan
şehrinde, bugünkü Lozan Üniversitesine ait Rumine
Sarayı’nda imzalanmıştır. Lozan Barış Antlaşması, 143
madde ve 17 adet “ek”ten oluşmaktadır. Lozan Barış
Antlaşması ile sınırlar, Boğazların statüsü, kapitülasyonlar
gibi birçok konuda anlaşmaya varılsa da çözüme
kavuşturulamayan bazı sorunlar bulunmuştur. Bunlar
temel olarak İngiltere ile Musul anlaşmazlığı, Fransa ile
Osmanlı Borçları meselesi ve Yunanistan ile ahali
değişimi (mübadele) meselesidir.

24 Temmuz 1923 tarihinde imzalanan Lozan Barış

Antlaşması ile Birinci Dünya Savaşı resmen sona ermiş,
Sevr Barış Antlaşması tarihe gömülmüştür. Türkiye, bütün
mağlup devletler arasında barışı görüşme yoluyla sağlayan
tek devlet olmayı başarmıştır. Lozan Barışı ile yeni Türk
Devleti’nin varlığı ve bağımsızlığı tüm dünya tarafından
kabul edilmiştir. Lozan, Türk dış politikasının temelini
teşkil eden kurucu bir antlaşmadır. Antlaşma ile Misak-ı
Millî büyük ölçüde gerçekleştirilmiş; siyasi ve ekonomik
anlamda tam bağımsızlık elde edilmiştir. Kapitülasyonlar
kaldırılarak bağımsız Türkiye hukuken kurulmuştur.
Lozan’da bazı konularda başarı sağlanamamıştır.
Musul’un Türkiye sınırları dışında kalması, Boğazların
tümüyle egemenlik altına alınamaması, Hatay sorununun
çözülememesi Lozan’da istenilen sonucun elde
edilemediği temel konulardır.

Değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!