MenüKapat

Ünite 5: Kutsal Kitap İnancı

Kitaplara imanı, Allah Taâlâ tarafından bazı
peygamberlere kitaplar vahyolunduğuna ve bu kitaplarda
bulunan şeylerin hepsinin doğru ve hak olduğuna inanmak
veya Allah’ın peygamberlere inanç, ibadet, ahlâkın yanı
sıra birey ve toplumla ilgili hükümler içeren metinler
vahyettiğine kesin olarak iman etmek diye tanımlamak
mümkündür.

Kur’ân-ı Kerîm’de “(O takva sahipleri ki) onlar sana
indirilene de, senden evvel indirilenlere de inanırlar” (elBakara 2/4),
Allah’ın peygamberlerine indirdiği ilâhî kitaplara
inanmadıkça insanlar mü’min olarak nitelenemez.
Kur’an’da ayrıca Allah’a, meleklerine, âhiret gününe ve
peygamberlerinin yanı sıra kitaplarına da inanmak başta
peygamberler olmak üzere bütün insanlara emredilmiştir.

Vahiy

Allah’ın kendi iradesini çeşitli yollarla seçmiş olduğu
peygamberlere bildirmesine vahiy denilmektedir.
Kur’an’da ilâhî bilginin peygamberlere aktarılmasını ifade
eden temel fiil “fısıldamak, telkin etmek, süratli bir
şekilde işaret etmek, yazı yazmak, ilham etmek”
anlamlarına gelen “vahy”dir.

Vahyi terim olarak, Allah’ın, peygamberlerine dilediği
bilgileri doğrudan veya bir vasıta ile kendisinden geldiğine
şüphe edilmeyecek şekilde ve alışılmamış bir tarzda
gizlice bildirmesi diye tanımlamak mümkündür.
Şûrâ sûresinin “Allah bir insanla ancak vahiy yoluyla veya
perde arkasından konuşur veyahut bir elçi gönderip izniyle
ona dilediğini bildirir” (eş-Şûrâ 42/51) meâlindeki
âyetinde Allah-peygamber diyalogunun farklı şekillerde
gerçekleştiği ifade edilmektedir.
İlâhî Hitabın Şekilleri
Şûrâ sûresinin “Allah bir insanla ancak vahiy yoluyla veya perde
arkasından konuşur veyahut bir elçi gönderip izniyle ona
dilediğini bildirir” (eş-Şûrâ 42/51) meâlindeki âyetinde Allahpeygamber diyalogunun farklı şekillerde gerçekleştiği ifade
edilmektedir.

Doğrudan vahyetme, Vahyin bu şekli herhangi bir vasıta
olmadan ilham, mananın kalbe aktarılması veya rüyâ
yoluyla gerçekleşir. Musa’nın annesine (Tâhâ 20/37-38),
ayrıca İbrahim’e de İsmail’i kurban etmesi (es-Sâffât
37/102) için yapılan vahiy rüya ile olmuştur.
Rüyâ Kur’an’da doğrudan bir vahiy şekli olarak takdim
edilmemekle birlikte Hz. İbrâhim’e oğlunu kurban etmesi
yönündeki emrin rüyâda verilmesi (es-Sâffât 37/102-105)
ve Hz. Âişe’den rivayet edilen: “Resûlüllah’a gelen vahiy,
uykuda rüyay-ı saliha (sadıka) şeklinde başlamıştı,
gördüğü her rüya sabah aydınlığı gibi açık seçik
gerçekleşirdi” (Buhârî, “Bed’ü’l-Vahiy”, 3) şeklindeki
hadisten hareketle rüyânın da bir çeşit vahiy olduğu kabul
edilmiştir.

Perde Arkasından Konuşmak, Bu hitap şeklinde Allah,
peygambere perde arkasından konuşur. Bu da ilâhî
kelâmın belirli bir cisimde (meselâ ağaçta) yaratılması
suretiyle gerçekleşir. Allah’ın perde arkasından
konuşmasının anlamı, görülemeyeceği şekilde konuşması
demektir. Aslında engel kalkmış olsa bile yine Allah’ı
görmek mümkün olmayacaktır. Hz. Musa’ya Tur dağında
yapılan vahiy (Meryem 19/52) bu türdendir.
Elçi İle Vahiy, Allah’ın peygamberlere hitabının üçüncü
şeklinde vahye Cebrail isimli melek aracılık etmektedir.
Cebrail ya bir insan suretinde ya da aslî şekliyle ilâhî
mesajı ulaştırır. Hz. Peygamber: “Bazan melek bana adam
şeklinde görünür, benimle konuşur ve ben de söylediğini
iyice bellemiş olurum” (Buhârî, “Bed’ü’l-Vahiy” 3)
buyurarak vahyin bu türüne açıklık kazandırmıştır.
Kur’an’da vahyin mahiyetine dair herhangi bir açıklama
yapılmamıştır. Onun mahiyeti Allah ile peygamberleri
arasında nübüvvetin bir sırrı olarak kalmıştır.

İlâhi Kitaplar

Allah’ın peygamberlerine gönderdiği kutsal sayfaların,
kitapların vahiy olmaları bakımından farkı söz konusu
değildir. Kur’ân-ı Kerîm ve Hz. Peygamberin hadislerinde
belirtildiğine göre peygamberlerin bazılarına sayfalar
(suhûf) vahyedilmişken bazılarına da kitap gönderilmiştir.
Suhûf (Sayfalar) ,Suhûf sahife kelimesinin çoğulu olup
yazılı kâğıt parçaları anlamına gelmektedir. Sayfalar
halinde kaydedildiği için Kur’ân-ı Kerîm de suhûf
şeklinde isimlendirilmişse de (Abese 80/13; el-Beyyine
98/2) büyük ilâhî kitaplar dışında bazı peygamberlere
gönderilen vahiyler küçük risâleler halinde kaydedilmiş ve
onlara suhûf adı verilmiştir.

Âyette Hz. Mûsâ’ya nispet edilen sayfaların Tevrât’tan
önce ona vahyedilen küçük hacimli metinler olduğu
belirtilmektedir. Ayrıca Ebû Zerr’den nakledilen bir
rivayete göre Allah Taâlâ, Hz. Şît’e 50, İdris’e 30,
İbrahim’e 10 ve Musa’ya 10 olmak üzere toplam 100
sayfa indirmiştir. Ancak Hz. İbrâhîm ve Mûsâ’ya indirilen
sayfaların dışında Kur’an ve tevâtür derecesine ulaşan
hadîslerde bu konuda bilgi bulunmamaktadır.
Peygamberlere vahyedildiğini bildiğimiz sayfalardan
günümüze kadar ulaşan olmadığı için muhtevalarından
haberdar değiliz. Ancak Kur’an’ın ilgili âyetlerinden
suhufun Allah’ın varlığı-birliği, sıfatları, peygamberlik,
kader, âhiret gibi akaid meselelerinin yanı sıra ibadet,
muamelât ve ahlâka ilişkin bilgileri/hükümleri içerdiği
anlaşılmaktadır.

Kitaplar

Kitap, yazılarak biraraya getirilen bilgilerle bunların
yazıldığı malzemeyi ifade eder. İslâmî metinlerde
öncelikle Kur’ân-ı Kerîm’i nitelemekle beraber, genelde
Allah Taâlâ’nın insanlara tebliğ etmek üzere
peygamberlerine bildirdiği vahiylerin iki kapak arasında
toplanmış haline verilen addır. Suhufun dışında kalan bu
kitaplar da Tevrat, Zebur, İncil ve Kur’ân-ı Kerîm’den
ibarettir. Bunların Allah tarafından gönderilmiş kitaplar
olduklarına topluca iman etmek farzdır.

Tevrat

Kanun, şeriat anlamlarına gelen Tevrat Hz. Musa’ya
indirilen kitabın adıdır. Tevrat’ın aslının Allah’ın kelâmı
olduğuna ve Hz. Musa’ya vahyolunduğuna inanmak her
müslüman için gereklidir ve bunun inkârı küfre götürür.
Yahudilerin kutsal metni Tanah’ın ilk bölümünü oluşturan
Tevrat beş bölümden meydana gelmektedir:
• Tekvin (Yaratılış): Evren’in ve ilk insanın
yaratılışından, Hz. Âdem’ ve Havva’nın işlediği
ilk suçtan, onların yeryüzüne inişlerinden, Hz.
Nuh, İbrahim ve İsrâiloğulları’nın Mısır’a
girişlerinden ve oradaki hayatlarından bahseder.
• Hurûc (Çıkış): İsrâiloğulları’nı Mısır’dan
çıkarmak üzere Hz. Musa’nın Rab Yahova
tarafından görevlendirilişi, onları Firavun’un
zulmünden kurtararak Mısır’dan çıkarması, Hz.
Mûsâ’nın Sînâ dağında Rab Yahova’dan On
Emir’i almasından bahseder.
• Levililer: İbadetler, dinî ayin ve bayramlar,
günahların kefareti, yiyecekler, kurbanlar ve
evlilik gibi konulara ait hükümleri konu eder.
• A‘dât (Sayılar): İsrâiloğulları’nın çöldeki
hayatları, Hz. Musa’nın vefatından sonra onların
Sina dağından ayrılıp Kenan ülkesine girmeleri
sürecini ele alır.
• Tesniye: Hz. Mûsânın ölümünden ve
defnedilmesinden, On Emir ve diğer dinî
hükümlerden bahseder.
Yahudiliğin kutsal kitabını Hıristiyanlar Eski Ahid (Old
Testament) diye isimlendirirler. Çünkü onlara göre
Tanrı’nın Hz. İsa Mesih’in şahsında kendileriyle yaptığı
ahid, son ahid olup bunu ifade eden kitap Yeni Ahid (New
Testament) iken Yahudilerin Tanrı’yla ahdini dile getiren
kitap ise Eski Ahid’dir. Yahudiler ise kendi kutsal
yazılarını Torah (Tevrat), Neviîm ve Ketuvîm şeklindeki
üç ana kısmın ilk harflerinden meydana gelen Tanah
kelimesiyle isimlendirirler.
Tanah’ı meydana getiren otuzdokuz kitabı şöyle
sıralamak mümkündür:
Torah (Tevrât): Tekvin, Çıkış, Levililer, Sayılar,
Tesniye.
Neviîm (Peygamberler): a) İlk Peygamberler: Yeşu,
Hâkimler, I.-II. Samuel, I.-II. Krallar. b) Sonraki
Peygamberler: Yeremya, Hezekiel, İşaya, Hoşea, Yoel,
Amos, Obadya, Yunus, Mika, Nahum, Habakkuk,
Tsefanya, Haggay, Zekarya, Malaki.
Ketubîm (Kitaplar): Mezmurlar, Süleyman’ın Meselleri,
Eyüp, Neşideler Neşidesi, Rut, Yeremya’nın Meselleri,
Vaiz, Ester, Daniel, Ezra, Nehemya, I.-II. Tarihler.

Zebur

Kur’an’da “Dâvûd’a da Zebur’u verdik” (el-İsrâ 17/55)
buyrulmaktadır. “Yazılı kitap” anlamına gelen
Zebur’dan Kur’an’da bahsedilmekte ve ondan bazı bilgiler
de nakledilmektedir (en-Nisâ 4/163; el-İsrâ 17/55; elEnbiyâ 21/105). Müslümanların Allah tarafından Hz.
Dâvûd’a Zebûr isimli bir kitabın indirildiğine inanmaları
gerekir.

İncil

Kur’an’da “Arkadan da (bu peygamberlerin), izlerince
Meryem oğlu İsa’yı -kendinden önceki Tevrat’ın bir
tasdikçisi olarak- gönderdik. Ona da içinde bir hidayet ve
bir nur bulunan İncil’i -ondan önceki Tevrat’ın bir
tasdikçisi ve takva sahipleri için bir hidayet ve öğüt olmak
üzere- verdik” (el-Mâide 5/46) buyrulmaktadır. Müjde
veya yeni öğreti anlamına gelen İncil Hz. ‘Isâ’ya
vahyedilmiş olan ilâhî kitaptır. Müslümanların Allah
Taâlâ’nın Hz. Îsâ’ya İncîl adında bir ilahî kitap
vahyettiğine inanmaları gerekir.
Hz. İsa’ya vahyolunduğu bilinen İncîl orijinal haliyle
günümüze ulaşmadığı gibi Hıristiyanlığın ilk çağlarında
birbirini tutmayan yüzlerce farklı İncîl ortaya çıktı.

Kur’ân-ı Kerîm

İlâhî kitapların sonuncusu olan Kur’ân-ı Kerîm
Peygamberimiz Hz. Muhammed (SAV)’e indirilmiş,
Peygamberimizden de hiçbir değişikliğe ve bozulmaya
uğramadan tevatür yoluyla bize kadar ulaşmıştır.
Kur’ân-ı Kerîm Hz. Peygambere yirmi iki yılı aşkın bir
süre içinde vahyolunmuştur. Kaynakların verdiği bilgilere
göre Hz. Peygamber hayatta iken Kur’an kendisi ve sahabe
tarafından ezberlenmiş, vahiy kâtipleri tarafından da
yazıya geçirilmiştir.

Hz. Ebû Bekir’in hilâfeti döneminde Kur’ân-ı Kerîm vahiy
kâtibi Zeyd b. Sâbit tarafından çok hassas prensipler
çerçevesinde bir araya getirilmiş ancak çoğaltılmamıştı.
Üçüncü halife Hz. Osman hicrî 25 yılında Zeyd b. Sabit,
Abdullah b. Zübeyr, Saîd b. el-Âs ve Abdurrahman b.
Hâris’ten oluşan bir heyete daha önce biraraya getirilmiş
olan Kur’an’ı istinsah ettirmeye başlamıştır.
Kur’an’ı Hz. Peygambere vahyeden, gönderen Allah
Taâla’dır. Kur’an, Allah’ın kelâmıdır. Cebrail onu Hz.
Peygambere getiren aracıdır. İlâhî hitabın farklı şekilleri
bulunmakla beraber Kur’an Hz. Peygambere elçi (Cebrail)
ile gönderilmiştir. Kur’an Peygamberimiz ’den bize kadar
tevatür yoluyla ulaşmıştır. Kur’ân-ı Kerîm, yaklaşık 23
senede bölümler halinde vahyolunmuş, bir defada toptan
indirilmemiştir. Böylece Kur’an vahyolunduğu süreçte
kolayca ezberlenebilmiş, manasının anlaşılması
kolaylaşmıştır.

Başta Allah’ın varlığı ve birliği olmak üzere itikâdî
konular, iman esasları Kur’an’ın içerdiği konuların
başındadır. Müslümanların mükellef olduğu namaz, oruç,
hac, zekât gibi ibadetler, kişiler ve toplumlar arası
ilişkileri düzenleyen hükümler, bu hükümlerin ihlaline
yönelik cezalar, insanların dünya ve âhiret saadetlerini
temin edecek ahlâkî hükümler, nasihat ve tavsiyeler,
Allah’ın emirlerine uyanlara mükâfat, uymayanlara ceza
vaatleri Kur’an’ın temel konularının başında gelir.
Hz. Muhammed peygamberlerin sonuncusu, Kur’ân-ı
Kerîm de ilâhî kitapların sonuncusudur. Kur’an, Hz.
Muhammed’in nübüvvetini doğrulayan en büyük
mucizedir. Önceki peygamberlere gönderilen kutsal
kitapların aksine Kur’an günümüze kadar hiçbir
değişikliğe uğramadan ve tahrif edilmeden gelmiştir ve
kıyamete kadar bu özelliğini koruyacaktır. Kur’an’ın
getirdiği mesaj evrensel olup kıyamete kadar geçerlidir.

Yahudi ve Hıristiyanların kutsal kabul ettikleri
metinleriyle ilgili olarak Hz. Peygamber “Sizler Ehl-i
Kitab’ı tasdik de, tekzip de etmeyin. “Biz Allah’a ve bize
indirilene (Kur’an’a); İbrahim, İsmail, İshak, Yakûb ve
torunlarına indirilenlere, Musa ve İsa’ya verilenlerle
Rableri tarafından diğer peygamberlere verilenlere,
onlardan hiçbiri arasında fark gözetmeksizin inandık ve
biz sadece Allah’a teslim olduk” deyin” (el-Bakara 2/136)
buyurmak suretiyle Müslümanların takınmaları gereken
tavrı belirlemiştir (Buhârî, “Tefsîr” 11).

Değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!