MenüKapat

Ünite 4: Namaz; Özel Hükümler

Günlük beş vakit namaz, haftalık cuma namazı ve
gerektiğinde cenaze namazı farz namazlardır. Günlük beş
vakit namaz ve cuma namazları farz-ı ayındır. Cenaze
namazı ise farz-ı kifâyedir. Bayram, vitir ve nezir
namazları vacip ve bunların dışında kalan namazlar ise
sünnet ve nâfile namazlardır.

Farz Namazlar

Namaz denilince ilk hatıra gelen sabah, öğle, ikindi,
akşam ve yatsı vakitlerinde kılınan beş vakit farz
namazlardır. Beş vakit namazın meşruiyeti ve farz oluşu
Kur’ân-ı Kerim, Sünnet ve icma ile sabit olmuştur.
Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.) da Peygamber olarak
gönderilmesinden itibaren namaz kılmakla yükümlü
tutulmuştu. Hz. Cebrâil, Hz. Peygamber (sav)’i Mekke’nin
yakınlarında bir vadiye götürmüş, orada fışkıran bir su ile
önce kendisi, sonra da Resûl-i Ekrem (sav) abdest almış,
ardından Resûlullah (sav)’a namaz kıldırmıştır.
İslâmiyet’te bugün bilinen şekliyle beş vakit namaz
hicretten bir buçuk yıl önce “Mi‘râc” gecesinde farz
kılınmıştır. Hz. Cebrâil, beş vakit namazın farz
kılındığının ertesi günü Hz. Peygamber (sav)’e gelerek
O’na Mescid-i Haram’da imamlık yapmış ve namazın
vakitlerini öğretmiştir.

Bir günlük zaman diliminde, maddi hayat ile manevi
hayat arasında çok güzel bir dengenin kurulmasını beş
vakit namazdan başka hiçbir şey sağlayamaz.
Günlük farz namazların rek‘at sayıları; sabah iki, öğle
dört, ikindi dört, akşam üç ve yatsı dört olmak üzere
toplam on yedi rek‘at olarak Peygamberimiz (sav)’in
uygulamalarıyla sabit olmuştur.

Fıkıh bilginleri, Peygamber (sav)imizin hadislerinden yola
çıkarak namaz vakitlerinin başlangıç ve sonunu tesbit
etmeye çalışmışlardır.
1. Sabah namazının vakti, tan yerinin ağarmasıyla
(ikinci fecrin oluşmasıyla) başlar, güneşin
doğmasıyla son bulur.
2. Öğle namazının vakti, güneşin gökyüzünde
çıktığı en yüksek noktadan (istivâ) batıya doğru
meyletmesiyle (zevâl) başlar.
3. İkindi namazının vakti, daha önce belirtildiği
üzere öğle vaktinin çıktığı andan itibaren başlar
ve güneşin batması ile son bulur.
4. Akşam namazının vakti, güneşin batmasıyla
başlar, batı ufkunda meydana gelen “şafak”ın
kaybolmasıyla sona erer.
5. Yatsı namazının vakti, yukarıda belirtilen batı
ufkunda beliren şafağın kaybolmasından itibaren
başlar, tan yerinin ağarmasına kadar devam eder.
Fıkıh bilginleri, iki namazı bir vakitte kılmanın (cem‘u’ssalâteyn) câiz olup olmadığını tartışmışlardır. İki namazın
birleştirilerek bir vakitte kılınması, sadece “öğle ile
ikindi”, “akşam ile yatsı” namazları için söz konusudur.
Bazı fıkıh bilginleri tarafından ihtiyaca binaen ve belirli
şartlar altında ceme cevaz verilmekle birlikte, bu ruhsatın
amacı doğrultusunda kullanılması, namazın beş vakit
olarak teşri kılınmasındaki hikmetlerden uzaklaştırıcı ve
namaz vakitlerini üç vakte indirici izlenimini verecek
davranışlardan olabildiğince kaçınılması gerektiği de
bilinmelidir.

Cuma Müslümanların haftalık bayram günüdür, bu
mübarek günde Müslümanlar mâbetlerde toplanır,
okunacak hutbeleri can kulağıyla dinler ve hep birlikte
cuma namazını kılarlar. Namazdan sonra birbirlerinin hal
ve hatırlarını sorarlar ve sonrasında tekrar günlük işlerine
dönerler.
Hz. Peygamber (sav) hicretleri esnasında Medine
yakınlarında, Sâlim b. Avf yurdunda “Rânûnâ” denilen
vadi içerisinde bulunan “Benî Sâlim namazgâhı”nda ilk
cuma hutbesini okumuş ve ilk cuma namazını kıldırmıştır.
Cuma namazının belirli hükümleri vardır. Şartlarını
taşıyan kimseler için cuma namazı farz-ı ayındır ve iki
rek‘attır. Bu namazın farz olduğu Kitap, Sünnet ve icma
ile sabittir.

Cuma namazı herkese farz değildir. Cuma namazının
vücup şartları yani bir kimseye – Müslüman, akıllı ve bâliğ
olma şartlarına ek olarak- farz olmasının şartları şunlardır:
1. Erkek olmak
2. Hür olmak
3. Mukim olmak (müsafir sayılan kimseye cuma
namazı farz değildir)
4. Sağlıklı olmak
5. Mazereti olmamak (cumaya gittiği takdirde, mal,
can ve namusunun zayi olacağından endişe eden
kimselere cuma namazı farz değildir).

Kılınan cuma namazının sahih ve muteber olması
aşağıdaki şartların sağlanmasına bağlıdır:

• Cuma namazını, devlet başkanının veya onun
görevlendirdiği bir kişinin kıldırması,
• Cuma namazının, yöneticiler tarafından izin
verilen ve halka açık camilerde kılınması,
• Cuma namazının öğle namazı vaktinde kılınması
• Cuma namazının cemaatle kılınması,
• İki rek‘atlık bir farz olan cuma namazından önce
hutbe okunması,
• Cumanın halkın devamlı oturduğu yerleşim
yerinde kılınmasıdır.

Cuma Namazı minareden ezan (dış ezan) okunmasıyla
başlar. Sonra dört rek‘atlık cuma namazının sünneti, öğle
namazının sünneti gibi kılınır. Hatip minbere hutbe
okumak üzere çıkıyorsa, bu namaza başlanmaz. Ancak
önceden başlanmış ise tamamlanır. Hatip minbere
çıkmaya başlayınca müezzin ezan (iç ezan) okur, hatip
ezanı minberde oturarak dinler. Ezan bittikten sonra,
hutbesini ayakta cemaate yönelerek sunar. Hatip hutbesini
sunarken cemaat her hangi bir işle meşgul olmaz,
konuşmayıp susar ve büyük bir dikkatle hutbeyi dinler.
Hatip hutbeyi bitirdikten sonra müezzin kâmet getirir. Bu
esnada hatip minberden inerek mihraba geçer ve iki rek’at
cuma namazını, sabah namazının iki rek’at farzı gibi
kıldırır. Cuma namazının farzı kılındıktan sonra dört
rek’at cuma namazının son sünneti, öğle namazının dört
rek’at sünneti gibi kılınır. Böylece namaz tamamlanır.
Cuma namazı cemaatle kılındıktan sonra kılmayanlar
tarafından kazâ edilemez. Bunun yerine öğle namazı
kılınır. Kur’ân-ı Kerim’de, cuma namazı için ezan
okunduğu zaman alış veriş gibi kişiyi ibadetten alıkoyan
akitlerin yasaklandığı bildirilmiştir (el-Cumu’a 62/9).
Fıkıh bilginleri, bu yasağın namaz bitinceye kadar devam
ettiğini ve bu yasağın yalnız cuma namazını kılmakla
yükümlü kişilerle ilgili olduğunu açıklamışlardır.

Vâcip Namazlar

Vacip namazlar; vitir namazı, bayram namazları, tavaf ve
nezir namazı’dır. Tavaf namazı iki rek‘attır. Nezrin de en
azı iki rek‘attır.
Vitir namazı vacip olup üç rek’attır. Vitir namazının vakti
yatsı vaktidir, ancak ondan sonra kılınır.
Kendilerine cuma namazı farz olan kişilere, bayram
namazları vaciptir.

Kurban bayramlarında arefe günü sabah namazından
itibaren bayramın dördüncü günü ikindi namazına (bunlar
dâhil) kadar yirmi üç vakit farz namazını müteakip bir
defa: “Allahu ekber, Allahu ekber, Lâ ilâhe illallahu
vallahu ekber, Allahu ekber ve lillahilhamd” diye tekbir
getirilir ki, buna “teşrîk tekbirleri” denir.

Sünnet ve Nâfile Namazlar

Sünnet namazlar; Beş vakit farz namaz ile cuma
namazının farzının önünde ve sonunda kılınan namazlar
sünnet namazlar olarak isimlendirilir.
Nâfile (tatavvu‘) namazların başlıcaları şunlardır;
tahiyyyetü’l-mescid namazı, kuşluk (duhâ) namazı,
teheccüd namazı, istihâre namazı , tesbih namazı, hâcet
namazı, yağmur duası, küsûf ve husûf (güneş ve ay
tutulması) namazı, kandil gecelerinde kılınan namazdır.
Tahiyyyetü’l-mescid Namazı: Ziyaret, eğitim, öğretim gibi
bir maksatla bir mescide giren Müslümanın, mescidde
Rabbine tâzimde bulunmak üzere iki rek‘at nâfile namaz
kılması müstehaptır.

Kuşluk Namazı: Güneş doğup kerâhet vakti çıktıktan
sonra istivâ vaktine kadar iki, dört, sekiz veya on iki rek’at
namaz kılmak müstehaptır.
Teheccüd namazı: Yatsı namazının ardından daha
uyumadan veya biraz uyuduktan sonra kılınacak nâfile
namazına “gece namazı” denir ki, bunun sevabı çoktur.
Bir süre uyuduktan sonra kalkılıp kılınırsa “teheccüd
namazı” adını alır. Teheccüd namazı iki rek’attan sekiz
rek’ata kadardır.
İstihâre Namazı: Bir şeyin hayırlısını istemek anlamına
gelir. Hakkında nasıl hareket etmenin doğru olduğu
bilinemeyen mubah işlerde, manevi bir işarete nâil olmak
için kılınan iki rek’atlık bir namazdır.
Tesbih Namazı: Her rek’atında yetmiş beş defa
“Sübhânallâhi ve’l-hamdü lillâhi ve lâ ilâhe ille’llahu
ve’llâhu ekber” diye tesbih okunan dört rek’atlı bir
namazdır ve sevabı pek çoktur.
Hâcet Namazı: Uhrevî veya dünyevi bir ihtiyacı bulunan
kişi, yatsı namazından sonra iki veya dört rek’at namaz
kılar, ardında da bir dua yaparak, ihtiyaç duyduğu işin
meydana gelmesi için Allah’tan niyaz eder.
Yağmur Duası: Kuraklık olduğu zaman Müslümanlar,
yağmur (istiskâ) duasına çıkar ve Cenab-ı Hak’tan yağmur
yağdırmasını niyaz ederler.
Küsûf ve Husûf Namazı: Güneş ve ay tutulduğu zaman
kılınan namazdır.
Kandil Gecelerinde Namaz: Kandil gecelerine mahsus bir
namaz bulunmamakla birlikte Müslümanlar bu geceleri
evlerinde veya camilere giderek namazlarını cemaatle
kılmakta, va’z dinlemekte, münferiden kazâ veya nâfile
namazları kılmaktadır.

Namazın Hastalık, Yolculuk Ve Korku Hallerinde
Kılınışı

Hastalık, yolculuk ve savaşı da içine alan korkulu/tehlikeli
hallerde, fertlere namazlarını edâ ederken tanınan
kolaylıklar vardır.
Ayakta durmaya gücü yetmeyen veya ayakta durması
hastalığının uzamasına veya artmasına sebep olacağı
anlaşılan bir hastanın, oturarak namaz kılabilmesi;
oturmaya da gücü yetmeyenin, yanı üzerine veya arkası
üstüne yatarak îmâ ile namazını kılabilmesi mümkündür.
Hanefî mezhebine göre, yolculuklarda dört rek’atlı farz
namazların kısaltılıp ikişer rek’at olarak kılınması vaciptir.
Yolcular, farz namazları cemaat halinde de ikişer rek‘at
olarak kılarlar. Ancak yolcu olan kişi, yolcu olmayan
imama uyarsa, imam ile birlikte dört rek‘at namazı tam
kılar. Şayet yolcu olmayan, yolcu olana uyarsa, imam iki
rek’atta selam verdikten sonra yolcu olmayan, ayağa
kalkıp iki rek‘at daha kılarak dört rek‘atı tamamlar. Böyle
bir durumda imamın, kendisinin yolcu olduğunu ve
cemaatin de dörde tamamlaması gerektiğini namazdan
önce hatırlatması müstehaptır.

Kaynaklarda salâtü’l-havf olarak geçen korku namazı;
korku ve tehlike halinde Müslüman askerlerin, nöbet ve
savaş halinin gereği olan önlemleri almayı ihmal
etmeksizin iki gruba ayrılarak askerî birliği sevk ve idare
eden başkomutanın veya ona vekâlet eden imamın
arkasında sırayla saf tutarak farz namazın bir kısmını
imamın arkasında, diğer kısmını da kendi başlarına
kılmalarını ifade eder.

Secdeler

Secde Allah’a saygı ve O’nu yüceltmenin en ileri
ifadesidir; kulun Rabbına en fazla yaklaştığı haldir.
Cenaze namazının dışındaki bütün namazların her bir
rek‘atında iki defa yapılan secdelere “namaz secdesi”
denir. Bu secde, namazın bir rüknünü (farzını) teşkil eder.
Namazlarda yanılmalar yoluyla meydana gelen bazı
eksikliklerin telâfi edilmesi için namazın sonunda yapılan
secdelere “sehiv secdesi” denir. Sehiv secdesi namazın
son oturuşunda (ka‘de-i ahîre) yapılır. Tek başına kılan
kişi tahiyyat, salli-bârik dualarını okuyup sağ ve sol
taraflara selam verdikten sonra, imam ise –cemaatin
karışıklığa uğrayıp dağılmasına yol açmamak içintahiyyatı okuyup sağ tarafa selam verdikten sonra sehiv secdesini yapar.

Sehiv secdesi şöyle yapılır: Namazın son oturuşunda
(ka‘de-i ahîre) selam verilir, daha sonra “Allahu ekber”
denilerek secdeye varılıp üç defa “Sübhâna Rabbiye’la’lâ” okunur,
sonra “Allahu ekber” denilerek secdeden doğrulup oturulur,
bir tesbih miktarı oturuşdan sonra yeniden “Allahu ekber”
diye ikinci secdeye varılır, yine üç
defa “Sübhâne Rabbiye’l-a’lâ” okunduktan sonra “Allahu
ekber” denilerek doğrulup oturulur. Tahiyyât, salli-bârik
ve rabbenâ âtinâ duaları okunduktan sonra önce sağ tarafa,
sonra da sol tarafa selam verilir. Selam verdikten sonra
namazda yanıldığını hatırlayan bir kimse, yüzünü
kıbleden çevirmemiş ve konuşmamış ise yine sehiv
secdesi yapabilir.

Kur’ân-ı Kerim’de secde ayetlerinin okunması veya
işitilmesi sebebiyle yapılan secdeye “tilâvet secdesi”
denir. Kur’ân-ı Kerim’de ondört secde ayeti vardır .
Allah’a şükür için yapılan secdeye de “şükür secdesi”
denir.

Cenaze namazı

Ölen bir Müslümanı yıkamak, kefenlemek, üzerine namaz
kılıp bir kabre defnetmek Müslümanlar için bir farz-ı
kifâyedir.
Cenazenin bir an önce yıkanıp, kefenlenip namazı
kılınarak kabrine konulması müstehaptır. Müslüman bir
ölünün yıkanabilmesi için vücudunun yarıdan fazlasının
bulunması gerekir. Savaş şehitleri yıkanmaz, kanlı
elbiseleriyle defnedilir.

Kefen ölünün bir çeşit elbisesi demektir. Ölünün elbisesi,
üç parça bezden ibarettir. Birinci parça bez (kamîs:
gömlek)’in uzunluğu, boyundan ayaklara kadar olur.
İkinci parça bez (izâr: don ve etek)’in uzunluğu ise,
baştan ayağa kadar olur. Üçüncü parça bez (lifâfe: sargı),
baş ve ayak taraflarından düğümleneceğinden ikinci
parçadan biraz daha uzun olur. Kadınların kefeni, bu üç
parçaya ilave olarak ayrı bir başörtüsü ve bir de göğüs
örtüsü olmak üzere beş parça bezdir.

Cenaze namazı, ölü için dua ve istiğfardan ibaret farz-ı
kifâye bir namazdır; ölünün günah ve kusurlarının
affolunmasını Allah’tan istemektir. Cenaze namazını,
Müslüman, âkil ve bâliğ olup ölüm haberi kendisine
ulaşan kişiler kılmakla yükümlüdürler. Bu gibi vasıfları
taşıyan kişilerin bir kısmı bu görevi yerine getirmesiyle,
diğerlerinin sorumluluğu düşer.

Cenaze namazının rükünleri (farzları) dört tekbir ve kıyam
(ayakta durmak)’dır. Kur’ân okumak (kıraat), rükû’, secde
ve teşehhüd yoktur. Cenaze namazında, “sübhâneke”,
“salli-bârik” ile ölü ve dirilere özellikle de ölen kişiye
“dua” okumak sünnet, selam vermek ise vaciptir.
Cenazenin taşınıp kabre defnedilmesinde acele etmek
müstehaptır. Ölülerin hakları, dirilerin hakları kadar
korunmalıdır. Kabirleri güzelce muhafaza etmek, temiz
tutmak, ağaçlar ile süslemek, hayatta olanlar için birer
görevdir.

Şehitlik

Allah yolunda öldürülenlere “şehîd” denir. Şehitlik, yüce
bir mertebedir. Kur’ân-ı Kerim’de: “Allah yolunda
öldürülenlere ölüler demeyin. Bilakis onlar diridirler, lâkin
siz anlayamazsınız” (el-Bakara 2/154), “Allah yolunda
öldürülenleri sakın ölü sanmayın. Bilakis onlar diridirler;
Allah’ın lütuf ve kereminden kendilerine verdikleri ile
sevinçli bir halde Rableri yanında rızıklara mazhar
olmaktadırlar…” (Âl-i İmrân 3/169-170) buyrulmuştur.

Şehidin üzerindeki kul haklarından başka, bütün kusurları
ve günahları Allah tarafından affolunur.

Şehitler iki kısımdır:
1. Dünya ve âhiret itibariyle şehid: Bunlar kâmil
anlamda şehittirler. Bunlar, savaşta öldürülen
yahut eşkiya tarafından öldürülen Müslüman
kişilerdir.
2. Âhiret itibariyle şehid: Savaş meydanında
yaralandıktan veya eşkıya tarafından vurulduktan
sonra yer, içer, konuşur, tedavi görür yahut bir
namaz vakti geçer ve ondan sonra ölürse, bu kişi,
âhiret itibariyle şehittir.

Değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!