Menü Kapat

Ünite 4: Din Eğitimi ve Öğretiminde İlkeler ve Yöntemler

Çocuk, dini açıdan sorumluluğun başlangıcı sayılan
ergenlik dönemine ulaştığında, pek çok bakımdan gelişme
göstermiş ve artık hayatın yükünü çekmeye kısmen hazır
hale gelmiştir. Çocuğa sunulan din hakkındaki her şey ve
bunların sunuluş şekli onun ileriki yaşamında dine olan
yaklaşımını belirleyici etkiler yapacaktır. Aynı dinin farklı
biçimlerde aktarımı, başka bir ifadeyle, dinî bilgi, duygu
ve davranışların kazandırılmasında esas alınan ilkeler ve
izlenen yöntemler, çocuğun ya da gencin dine karşı
olumlu veya olumsuz bir tutum sergilemesinde etkili
olacaktır.

Din Eğitimi ve Öğretiminde İlkeler

İlke; sözlükte, “başka şeylerin kendisinden türediği ilk
madde, öğe, unsur; temel düşünce, temel inanç; temel
bilgi; her türlü tartışmanın dışında sayılan öncül, mebde,
prensip ve doğru davranış kuralı” olarak tarif edilir.
Felsefi bir terim olarak ilke, “zamansal, mantıksal,
epistemolojik ya da ontolojik düzende ilk olana verilen
addır.”

Din eğitimi ve öğretimindeki en önemli ilkeler şu
şekildedir;
• Bireysellik
• Bütünlük
• Açıklık
• Amaca dönüklük

Herkesin boyu, ağırlığı, saç ve göz rengi, zekâsı ve
toplumsal özellikleri farklıdır; biri diğeri ile aynı değildir.
Bu farklılaşma, kişinin bedensel, zihinsel, duygusal,
toplumsal, ahlâkî ve dinî özelliklerinde de görülür.
Bireysel farklılıkların bir kısmı gelişimseldir; yani kişinin
bulunduğu yaşın gelişim özelliklerinden kaynaklanır.

Ancak her zaman gelişimsel olmayabilir. İnsanların
zihinsel, duygusal ve bedensel potansiyelleri yaratılış
itibariyle de farklılık gösterir. Bireysel farklılıkların başka
bir kısmı da çevresel etkilerle oluşur. Aynı yaşlarda ve
birbirine yakın gelişimsel özelliklere sahip oldukları halde
birbirinden farklı çevrelerde yaşayan insanlar,
bulundukları yerin şartlarından etkilenirler. Bireysellik
ilkesi, bireyin farklılaşan özelliklerini eğitim sürecinde
dikkate almayı ifade eder. Bu ilke doğrultusunda bir din
eğitimcisi, muhataplarından her birinin ayrı bir kişiliği
olduğunu, bireysel farklılıkları bulunduğunu bilmeli ve
eğitim öğretim esnasında bu farklılıkları göz önünde
bulundurmalıdır.

Bütünlük, genel anlamda, “her şeyin, bir başka şeyle
ilişkili ve bağlantılı olduğu” düşüncesinden kaynaklanır.
Din eğitimi açısından bütünlük, insanı sadece bir kaç yönü
ile değil, bütün fıtrî kabiliyetlerini geliştirmeyi ifade eden
bir kavramdır. Bütünlük, bireyin farklı bütün yönlerini
eğitmeyi ifade eden bir kavram olduğu gibi, aynı zamanda
toplumun bütün fertlerini eğitmeyi ifade eden bir kavram
olarak da görülmelidir.

İnsanın, çevreden gelen etkileri ya da mesajları doğru
algılaması ve eksiksiz bir şekilde anlamlandırabilmesi
için, iletilerin net, mesajların açık ve anlatılanların
anlaşılır olması gerekir. Soyut konular, mümkünse somut
örneklerle açıklanmalıdır. Konuları anlatırken, somuttan
soyuta, bilinenden bilinmeyene, yakından uzağa doğru bir
yaklaşım sergilemeli ve tedrici bir yol izlemelidir.
Her eğitim sisteminin mutlaka birtakım amaçları ve
gerçekleştirmek istediği hedefleri vardır. Eğitim
faaliyetleri belli bazı amaçlar doğrultusunda yapılırlar.
Eğitim öğretimde amaçlardan sadece öğretmenin değil,
öğrencilerin de haberdar olması son derece önemlidir.
Böylece öğrenci de kendisine kazandırılmak istenen
davranışlar hakkında bilgi sahibi olacak ve bu sayede
öğrenmesi kolaylaşacaktır.

Din Eğitimi ve Öğretiminde Yöntemler

Genel anlamda yöntem, “hedefe ulaşmada izlenen en kısa
yol” olarak tanımlanır. Eğitim öğretim sürecinde, öğrenme
olayını gerçekleştirmek amacıyla başvurulan tüm yollara
da öğretim yöntemleri denir. Öğretim yöntemlerinin
belirlenmesi ve seçiminde ise daha önceden benimsenen
öğretim stratejileri etkili olur. Strateji, bir amacı
gerçekleştirmek için işe koşulan yöntem, teknik ve
taktiklerin bütününü ifade eden bir kavramdır. Öğretim
stratejileri, “nasıl öğretelim?” sorusuna cevap vermek için
uygun yöntem ve tekniklerin seçilmesine öncülük eder.

Belli başlı öğretim stratejilerine önek verilecek olursa;
• Sunuş yoluyla öğretim stratejisi
• Buluş yoluyla öğretim stratejisi
• Araştırma yoluyla öğretim stratejisi

Sunuş yoluyla öğretim stratejisi, açıklayıcı, yorumlayıcı
bir yaklaşımla kavram ve genellemelerin öğretildiği,
konunun öğretmen tarafından öğrenmeye en uygun şekilde
organize edilerek sunulduğu, öğretmen-öğrenci arasında
yoğun bir etkileşimin yaşandığı bir öğretim stratejisidir.
Buluş yoluyla öğretim stratejisi, bireyin kendi deneyimleri
yoluyla yaparak ve yaşayarak öğrenmeyi önceleyen bir
yaklaşımdır. Keşif yoluyla öğretme yaklaşımı olarak da
bilinen bu öğretim stratejisinin uygulanmasında
tümevarımcı bir mantık izlenir.

Araştırma-inceleme yoluyla öğretim stratejisi, öğrencinin
bir problem durumu ile karşı karşıya getirilerek çözmeleri
için harekete geçmelerini, araştırma ve inceleme yoluyla
sonuca ulaşmalarını amaçlayan bir yaklaşımdır.

Eğitim-öğretim faaliyetlerinde kullanılabilecek
yöntemlerin seçiminde bazı faktörlerin rol oynadığı
bilinen bir gerçektir. Bu faktörler şunlardır;
• Dersin muhtevası
• Öğrencilerin özellikleri
• Öğretmenin özellikleri
• Zaman, maliyet ve fiziksel imkânlar

Dersin muhtevasına göre, kazandırılmak istenen hedef
davranışlar da değişebilecektir. Öğretim yöntemleri hedefe
en uygun ve en kısa yoldan ulaşmak için başvurulan
yollardır. Dolayısıyla istenen hedefin durumuna ve
özelliğine göre de öğretim yöntemlerinin değişmesi
mümkündür.

Öğrencilerin özellikleri açısından bireysellik ilkesi de göz
önüne alınarak yaş, cinsiyet, sosyal ve kültürel farklılıklar
öğretim yöntemleri seçiminde etkilidir.
Öğretmen özellikleri açısından değerlendirildiğinde;
öğretmen, konunun gerektirdiği ve öğrencilerin
seviyelerine uygun yöntemleri seçip kullanmak
durumundadır. Bununla birlikte, öğretmenin kişilik
özellikleri, aldığı eğitim, içinde yetiştiği aile ve sosyoekonomik çevre vb. faktörler de öğretmenin yöntem
seçimine etki edebilir.

Zaman, maliyet ve fiziksel imkânlar açısından ele
alındığında ise Eğitim öğretim yapılan mekânların büyük
veya küçük oluşu, dar veya geniş oluşu, biçimi, sıra
düzeni vs. gibi fiziksel özelliklerden dolayı öğretim
yöntemi seçimi değişebilmektedir.

Din eğitimi ve öğretimi sürecinde kullanılabilecek belli
başlı öğretim yöntemleri şunlardır:

• Anlatım Yöntemi
• Soru-Cevap Yöntemi
• Grup Tartışması Yöntemi
• Problem Çözme Yöntemi
• Gösterip Yaptırma Yöntemi
• Gözlem Gezisi Yöntemi
• Örnek Olay İncelemesi Yöntemi

Anlatım yöntemi, takrir ve düz anlatım adlarıyla da
anılmaktadır ve sadece okullarda değil, toplumsal
etkinliklerin büyük bir bölümünde vazgeçilmez konuşma
ve öğretim yolu olarak kabul görmüş, geçmişte yüksek bir
mevkie sahip olmuştur. Eğitimcilerin çoğu, bu metodun
olabildiğince az kullanılmasından yanadırlar. Hatta
öğrenciyi pasifleştirdiği, insanı adeta bilgileri emen bir
sünger konumunda gördüğü, çoğu zaman öğrencilere soru
sorma ve düşüncelerini açıklama fırsatı vermediği için,
anlatım yönteminin en etkisiz yöntemlerden biri olduğunu
ifade edenler de olmuştur. Din eğitimi ve öğretiminde,
yüzyıllardır cami kürsülerinden vaizler, minberlerden
imam-hatipler, cemaate hitap ederken bu yöntemi
kullanmışlardır. Anlatım yöntemi, bilgileri daha az bir
zaman içinde ve kalabalık dinleyici kitlesi ile paylaşmaya
imkân veren bir öğretim yöntemidir. Sözlü anlatıma
ağırlık verdiği için, anlatmayı gerektiren her türlü derste
kullanılabilir. Bilgilerin düzenli, bir sıraya göre ve aşamalı
olarak sunumu en iyi şekilde ancak anlatım yöntemi ile
mümkün olur.

Soru-cevap yöntemi de eğitim tarihi kadar eski bir öğretim
yöntemidir. Sokrates tarafından bir öğretim metodu olarak
kullanıldığı için Sokrates yöntemi ve bulduru yöntemi
olarak da bilinir. Ayrıca, eski kaynaklarımızda isticvab
adıyla anılır. Öğretmenin, öğrencilere bir konu ile ilgili
sorular sorması ve bu sorulara aldığı cevaplardan yeni
sorular üreterek soru-cevap süreci içinde öğrencinin
konuyu kavramasını sağlamaya dayalı bir yöntemdir. Soru
cevap yöntemi; öğrencinin derse bir şekilde aktif
katılımını sağlaması, onu düşündürmeye sevk etmesi,
kendini ifade etmesine ve sosyalleşmesine imkân vermesi,
bildikleri ve bilmedikleri hakkında öğretmene dönüt
sağlaması, bilişsel olarak üst düzey öğrenmelere zemin
hazırlaması, analitik ve eleştirel düşünmeye sevk etmesi,
ustaca kullanıldığı sürece öğrencinin zevkle katıldığı bir
yöntemdir.

Grup tartışması, en az üç-altı veya daha fazla öğrencinin
bir araya gelmesi, bir konuyu incelemesi, bir sorun
üzerinde konuşması ve çözüm üretmesi çalışmasıdır.
Genellikle, grup içi yönetimin sağlanması açısından ya
öğretmen veya öğrencilerden biri grubun yöneticiliğini
üstlenir. Bu yöntem, öğrencilerin öğrenme sürecine etkin
katılımını sağlar, etkili iletişim kurma becerilerini
geliştirir, bilgilerini ve düşüncelerini açıkça ortaya koyma
ve birbiriyle paylaşma imkânı verir, sorunları daha iyi
anlama, tanımlama ve çözüm yolları üretme kabiliyetlerini
geliştirir. Küçük grup tartışması, 3-6 kişilik gruplar
tarafından yapılan tartışmalardır. Büyük grup tartışması,
daha kalabalık öğrenci grubunun ya da sınıfın tümümün
tartışmaya katılması ile gerçekleşen öğretici bir etkinliktir.

Münazara, iki grubun, bir konuyu karşıt iki tez halinde ele
alarak dinleyiciler ve jüri önünde savunmalarıdır.
Problem çözme yöntemi, bilimsel araştırma yöntemini
temel alan bir öğrenme yaklaşımıdır. Öğrencinin; (1) bir
problemle karşı karşıya getirilerek, (2) çözüm yolları
hakkında düşünmesi ve hipotezler üretmesi, (3) çözüme
ulaşabilmesi için veri toplayarak belli bir düzen içinde
organize etmesi, (4) sonuca ulaşması ve (5) sonuçları test
etmesi aşamalarını içeren, öğrencinin aktif bir şekilde
öğrenmeye katılımını gerektiren bir yöntemdir. Problem
çözmede tümevarım veya tümdengelim yolları izlenebilir.
Problem çözme yöntemi, araştırma-inceleme yoluyla
öğretim stratejisi içinde yer alır.

Gösterip yaptırma, bilgi kazandırmak, ilgi uyandırmak,
göze ve kulağa aynı anda hitap etmek suretiyle işin nasıl
yapıldığını göstermek için başvurulan bir öğretim
yöntemidir. Bir işin, hareketin veya davranışın en uygun
biçimde ve ustaca nasıl yapılabileceğini göstermesi
bakımından önemli bir öğretim yöntemidir. Gösteri veya
demonstrasyon yöntemi olarak da isimlendirilmektedir.

Gözlem gezisi yöntemi, bir dersin özel veya genel
amaçlarını gerçekleştirmek üzere, önceden hazırlanan bir
plan çerçevesinde belli olayların, nesnelerin ve
durumların, gerçek mahallinde izlenmesi, gözlenmesi ve
incelenmesine yönelik öğretim amaçlı faaliyetlerdir.
Gözlem yoluyla öğrenciler, olayları, nesneleri gerçek
biçimiyle görmeyi öğrenir, doğrudan tecrübe edinir ve
içinde yaşadıkları çevreyi daha iyi öğrenirler. İlköğretim
ve orta öğretim düzeyinde din eğitimi ve öğretiminde
gözlem gezisi yapılabilecek yerler, ilk başta mabetler, yani
mescitler, camiler, kiliseler, havralar olmak üzere,
kütüphaneler, dinî-tarihi mirasın kalıntıları ve göstergeleri
durumundaki yapılar, çeşmeler, hanlar, kervansaraylar
olabilir. Ayrıca, yardımlaşma ve dayanışma kurumları, aş
evleri, huzur evleri, çocuk esirgeme kurumları, hastaneler
ve daha birçok yer, gözlem gezisi yöntemi kullanılarak
öğretim konusu yapılabilecek yerlerdir.

Örnek olay incelemesi yöntemi, bir olayı ya da sorunu
yazılı veya sözlü, görsel veya işitsel araçlarla öğrencilerin
dikkatine sunarak, söz konusu olay hakkında
değerlendirme yapma, neden-sonuç ilişkisi kurma ve
çözüm önerileri sunmaya dayalı bir öğretim yöntemidir.
Kur’an-ı Kerim’deki kıssalardan bir bölüm,
peygamberlerin, sahabenin ve İslâm büyüklerinin
hayatlarından bir kesit, geçmişte yaşanmış bir hadise,
ahlâkî ikilem içeren bir hikâye ya da masal, günlük
gazetelere, televizyon haberlerine konu olan bir olay, din
eğitimi ve öğretiminde incelenecek örnek olay konusu
olabilir.

Değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!