Menü Kapat

Ünite 4: Biçim Bilgisi – Türk Dili 1

Her dilin kendine özgü bir yapı ve işleyiş biçimi vardır.
Dille ilgili yapılan çalışmalarda dilin yapı taşlarını
oluşturan sözcükler en çok üzerinde durulan konulardan
biri olmuştur. Batı’ da morfoloji olarak adlandırılan bu
çalışma alanı Türkçede biçim bilim, biçim bilgisi, kelime
bilgisi, şekil bilgisi, yapı bilgisi, sözcük bilim gibi farklı
terimlerle adlandırılmaktadır.
Bu ünitede biçim bilgisi ile ilgili temel kavramlar,
Türkçedeki sözcüklerin çekimi, türeyişi, sınıflandırılması
konuları ele alınmaktadır.

Biçim bilgisiyle ilgili temel kavramlar

Kök

Kökler, kendilerinden daha küçük anlamlı parçalara
ayrılamayan, sözlüksel anlam taşıyan ve bir sözcük türüne
ait olan biçim birimlerdir. Bir sözcük en az bir kök biçim
birimden oluşur. Bu tür sözcüklere yapısına göre basit
sözcük veya basit gövde adı verilir. Bugün kök gibi
görünen birçok sözcük aslında tarihî dönemlerde en az iki
bağımsız biçim birimden oluşmuş olabilir.

Gövde

Gövdeler, biri bağımsız biçim birim olmak üzere, en az iki
biçim birimden oluşan yani bir veya daha fazla ek alan
kök biçim birimlerdir. Bu tür sözcükler yapısına göre
türemiş sözcükler olarak da bilinir.

Taban

Tabanlar, eklerin, yani bağımlı biçim birimlerin eklendiği
yalın sözcükler, yani bağımsız biçim birimlerdir. Tabanlar
kök veya türemiş sözcük olabilir.

Ek

Ekler, herhangi bir sözcük türüne dâhil olmayan, yani
eylem, ad, sıfat, zarf vb. sözcük türlerinden birine
girmeyen bağımlı biçim birimlerdir. Ekler kendilerinden
daha küçük anlamlı parçalara bölünemez. Ekler biçim
bakımından ön ekler, iç ekler, son ekler olmak üzere üçe;
işlev bakımından yapım ve çekim ekleri olmak üzere ikiye
ayrılır.

Eklenme

Eklenme, sözcüğün yapım eki veya çekim eki almasıdır.
Eklemeli bir dil olan Türkçede eklenme, son eklenme
şeklinde gerçekleşir.

Türkçenin ekleri

Türkçenin ekleri yapım ve çekim ekleri olarak iki temel
başlıkta değerlendirilebilir.

Yapım ekleri

Yapım/türetim ekleri yeni sözcükler yapma görevi
bulunan eklerdir. Yeni sözcükler yapılırken sözcük türü
değişebilir. Yapım ekleri dil bilgisel bilgi ve sözlüksel
bilgi taşırlar.
Ekleri yeni sözcükler türetebilme yeteneği bakımından
türetim yapabilen ekler ve türetim yapamayan ekler olarak
ikiye ayırabiliriz. Türetim yapabilen ekler sıklıkları az da
olsa yeni sözcükler yapabilen eklerdir. Türetim
yapamayan ekler ise dil bilgisel işlevi bulunmayan
eklerdir.

Türkiye Türkçesinde kullanılan yapım ekleri şunlardır:
Addan ad yapma ekleri: Addan ad yapma ekleri ad kök
ya da gövdelerinden köken anlamıyla bağlantılı yeni ad
gövdeleri yapan eklerdir. Türkçede -Aç, -Ak, -gAn, -msI,
-sIz, -tAy vb. pek çok addan ad yapma eki bulunmaktadır.
Addan eylem yapma ekleri: Addan eylem yapma ekleri,
ad tabanlarından köken anlamıyla bağlantılı yeni eylem
gövdeleri yapan eklerdir. Türkçede -A-, -DA-, -msA-, -lAnvb. pek çok addan eylem yapma eki bulunmaktadır.

Eylemden ad yapma ekleri: Eylemden ad yapma ekleri,
eylem kök ya da gövdelerinden, köken anlamıyla
bağlantılı yeni ad gövdeleri yapan ve sayıca en fazla olan
eklerdir. Türkçede -Aç, -gA, -mUr, -sAl, -ntI, vb. pek çok
eylemden ad yapma eki bulunmaktadır.
Eylemden eylem yapma ekleri: Eylemden eylem yapma
eklerini, eylem tabanlarına gelerek yeni eylemler yapan
özel söz dizimsel işlevleri bulunan yapılar olarak
tanımlayabiliriz. Bu eklerin çatı adı verilen özel
görünümleri vardır.

Çatı ekleri cümle içinde yüklemin özne veya nesne ile
ilişkisini belirler. Çatılar, öznenin ve nesnenin durumuna
göre dönüşlü (-n-, -l-), edilgen (-n-, -l-), işteş (-(I)ş-),
ettirgen (-Ar-, -(I)r-, -DIr-, -t-, -zIr-) çatılar olarak
sınıflandırılabilir. Bunlar dışında sıklık (-AlA-, -IştIr-,
-klA-), kuvvetlendirme (a, -ı-, -k-, -y-), olumsuzluk (-mA-)
çatılarından söz etmek mümkündür.

Çekim ekleri

Çekim ekleri, eylem ya da ad soylu sözcüklere gelerek
bağlı oldukları sözcük öbeklerine göre, sözcükler arasında
durum, iyelik, çokluk, kip, zaman, kişi, sayı vb. geçici
ilişkiler kuran, görevsel bağımlı biçim birimleridir. Çekim
ekleri, sözlüksel biçim birimlerinde ad durumlarını, bazı
dillerde cinsiyet; eylemlerde çatı, kip, görünüş, kişi vb.
gramatikal işlevleri işaretler.
Çekim ekleri kendi aralarında ad çekim ekleri ve eylem
çekim ekleri olmak üzere ikiye ayrılır:
Ad çekim ekleri
Ad ya da ad soylu sözcüklere ad çekim eklerinin, yani
durum, iyelik, çoğul, soru ve aitlik eklerinin eklenmesine
ad çekimi adı verilir.
Durum ekleri: Hâl ekleri olarak da bilinen durum ekleri,
cümle içindeki adları diğer sözcüklere değişik anlam
ilişkileri çerçevesinde bağlayan biçim birimlerdir. Durum
ekleri iki adı birbirine bağlayan ilgi durumu dışında,
genellikle adlarla cümlenin asıl ögesi olan yüklem
arasında ilişki kurar. Türkçede yalın (eksizdir), yükleme
(-I, -U), ilgi (-In, -nIn), yaklaşma (-A), bulunma (-DA) ve
uzaklaşma (-DAn) olmak üzere altı durum ekinin
bulunduğu kabul edilir. Bunların dışında farklı
kaynaklarda -CA ile yapılan eşitlik, -lA ve -(X)n ile yapılan
araç durumları da durum eki olarak kabul edilmektedir.
İyelik ekleri: İyelik ekleri, adın belirttiği nesne ya da
kavramın, altı kişiden (ben, sen, o; biz, siz, onlar) birine
ait olduğunu gösterir. İyelik eki almış sözcükler, isim
tamlamalarında tamlanan ögeyi oluştururlar. İyelik ekleri
çokluk eklerinden sonra, durum eklerinden önce gelir.
Türkçede birinci tekil kişi iyelik eki (-(I)m), ikinci tekil
kişi iyelik eki (-(I)n), üçüncü tekil kişi iyelik eki (-(s)I),
birinci çoğul kişi iyelik eki (-(I)mIz), ikinci çoğul kişi
iyelik eki (-(I)nIz), üçüncü çoğul kişi iyelik eki (-lAr-I)
şeklindedir.
Çoğul eki: Çoğul ekleri, sayıca bir’den fazla varlığı,
kavramı ifade eden eklerdir. Türkçede çoğul eki -lAr
şeklindedir.
Soru eki: Soru eki eklendiği ada veya ad cümlesine
genellikle soru anlamı katan, yazımda ayrı gösterilen,
söyleyişte ise ünlü uyumuna giren sözcük ile ek arasında
bir dil bilgisel biçimdir. Türkçede soru eki mI, mU
şeklindedir.
Aitlik eki: Aitlik eki adlardan zamir ve sıfat türünde adlar
yapan, bağlılık, içinde bulunma, aitlik anlamları taşıyan
bir ektir. Türkçede soru eki -ki şeklindedir.
Ek eylemler: Ek eylemler, ad soylu sözcüklerin yüklem
olarak kullanılmasını, eylem cümlelerinde ise birleşik
çekimleri sağlayan eklerdir. Ad soylu sözcüklerin eylem
olarak çekiminde birinci ve ikinci kişilerde i-, üçüncü
kişinin çekiminde ise -DIr bildirme eki kullanılır. Ek
eylemin olumsuz biçimi değil ile yapılır.
Ek eylemin geniş/şimdiki zaman, görülen geçmiş zaman,
duyulan geçmiş zaman ve şart çekimleri bulunmaktadır.

Eylem çekim ekleri
Eylem çekimi, cümle ve cümlenin yüklemini oluşturmak
üzere eylemlerin zaman, kişi vb. çekim eklerini
almalarıdır. Türkçede eylem, cümlede temel olarak zaman
ile tarz, görünüş, çatı ve kip kategorilerine göre çekime
girer.
Eylemde zaman, cümle içinde yüklemin bildirdiği eylemin
ilgili olduğu zaman kesitidir. Kip, eylemlerin zaman, kişi
ve anlam özelliklerine göre eklerle biçimlenen dil bilgisi
kategorisidir. Türkçede kipler esas olarak ikiye ayrılır:
Haber (bildirme) kipleri ve tasarlama (istek) kipleri.
Haber kipleri geniş zaman, şimdiki zaman, (belirli)
görülen geçmiş zaman, (belirsiz) duyulan geçmiş zaman
ve gelecek zaman; tasarlama kipleri dilek/şart, istek,
gereklilik ve emir kiplerinden oluşur. Tarz ise zamanda
hareket noktasını konuşanın, konuştuğu andan bir başka
zamana aktarmasıyla ortaya çıkar. Tarz, yükleme eklenen
i- eyleminin geçmiş zamanlarda ve şart kipinde
çekimlenmesiyle oluşur. Türkçede dört tarz vardır:
Bildirme, öykü, rivayet, şart.
Kişi (şahıs) ekleri: Kişi ekleri, yüklemin belirttiği işle
doğrudan bağlantılı olan kişiyi gösterir. Türkçede dört tip
kişi eki vardır. Bu ekleri kitabımızın 104. sayfasında yer
alan 4.4. no’lu tabloda detaylı olarak görebilirsiniz.

Eylemsiler

Geleneksel bir terim olarak söz ya da cümle içinde
eylemleri adlaştırdıklarından dolayı ad, adı niteledikleri
için sıfat, iki cümleyi bağladığı için bağlaç işlevinde
bulunabilen ve yan cümle kurabilen sözcük ya da sözcük
öbeklerine eylemsi adı verilir.
Türkçede anlam ve görevlerine göre, zarf fiiller (ulaçlar),
sıfat fiiller (ortaçlar) ve isim fiiller (eylem adı, mastar)
olmak üzere üç çeşit eylemsi vardır.
Sıfat-fiil: Sıfat fiiller, eylemlerden geçici sıfat yapmak
üzere türetilen ve genellikle kişiye bağlı olmaksızın
çekimlenen eylemsilerdir. Zaman kavramının ön planda
olduğu sıfat fiiller geçmiş (-DIk, -mIş), geniş (-An, -mAz, –
r/-Ar) ve gelecek zaman sıfat fiilleri (-AcAk) olmak üzere
üç türde değerlendirilebilir.
Zarf fiil: Zarf fiiller eylemlerden geçici olarak türetilen
zarf işlevindeki sözcüklerdir. Zarf fiiller zarf ve eylem
özelliklerini birlikte gösterebilir. Zarf fiiller tarz ve bağ
anlamı taşıyanlar ve zaman anlamı taşıyanlar olmak üzere
iki türde değerlendirilebilir. Bu ekleri kitabımızın 105.
sayfasında yer alan 4.6. no’lu tabloda detaylı olarak
görebilirsiniz.

İsim fiil: İsim fiiler, eylemlerin herhangi bir zamana,
sayıya ya da kişiye bağlı olmayan ve sözlüklerde madde
başı olarak yer alan biçimleridir. Bütün eylemlere
gelebilen isim fiiller eylem değil, addır. Türkçedeki isim
fiil ekleri -mA, -mAk ve -Iş’tır.
Soru eki: Soru eki, eklendiği sözcük, sözcük öbeğine ya
da cümleye soru anlamı veren mI/mU biçim birimidir.
Yeterlik eki: Yeterlik eki, eklendiği eyleme yeterlik,
tahmin veya soru cümlelerinde eylemin gösterdiği hareketi
gerçekleştirme için izin anlamı katar. Diğer eylem çekim
ekleri yeterlik ekinden sonra gelir. Türkçede yeterlik
eylemlerinin olumlu ve olumsuz biçimleri ayrı biçim
birimlerle yapılır. Türkçede olumlu yeterlik fiili -(y)A +
-bil-; olumsuz yeterlik fiili -(y)A + -mA şeklindedir.

Sözcük yapımı

Sözcük yapımı, türemiş karmaşık sözcüklerin yapısının
yani sözcüğü oluşturan sözcükten daha küçük biçim
bilgisel ögelerin diziliş, bir araya geliş biçimlerinin bir tür
sözcük sentaksının (söz dizimi) araştırılmasıdır.
Sözcük yapımı ile ilgili başlıca yollar şunlardır:
Birleştirme: İki veya daha fazla sözcüğün bir araya
gelerek ad veya eylem türünde yeni bir kavramı ifade
edecek sözcük oluşturmasıdır. Örn. karatavuk.
Türetme: Türetme, herhangi bir tabana eklenen yapım
(türetme, türetim) ekleri aracılığıyla anlam ve/ veya tür
bakımından farklı yeni sözcüklerin yapımıdır.
Kalıplaşma: Çekim ekleri hatta cümleler kimi zaman
kendi işlevlerinin ve görevlerinin dışında, yeni anlamlar
kazanabilir; buna kalıplaşma adı verilir.

Örnekseme: Örnekseme, özellikle ses ve biçim
bakımından yabancı sözcükleri model alarak yerli biçim
birimlerle sözcük üretilmesidir.
Kırpma: Kimi zaman, bir sözcüğün ilk hecesi ya da bir
bölümü ile anlam kaybı olmadan aynı kavram ifade
edilebilir. Kırpma, çok heceli bir sözcüğün bir veya daha
fazla hecesini kaldırarak yeni sözcük oluşturma yoludur.
Karma: İki sözcüğün hecelerini ya da parçalarını,
genellikle ilk bileşenin birinci, ikinci bileşenin ikinci
parçasını bir araya getirerek yeni sözcük oluşturma
yoludur.

Kısaltma: Kısaltma, sözcüklerin ilk harflerinin tamamının
veya bir bölümünün bir araya getirilmesi ile oluşturulur.
Sözcüklerin baş harflerinin bir araya getirilmesiyle oluşan
kısaltmaların bir bölümü, bir süre sonra dilin söz varlığına
sözcük olarak katılabilir.
Kasıtlı yaratma: Kasıtlı yaratma; birleştirme, türetme vb.
herhangi bir biçim bilgisel ögeden ve/veya kuraldan
yararlanmaksızın, yeni bir sözcüğün oluşturulmasıdır.
Ters türetme: Ters türetme, türemiş veya türemiş olduğu
varsayılan bir sözcükten bir biçim birimin veya biçim
birim olduğu algılanan ve daha önceden dilde bulunmayan
(ya da unutulmuş) bir yapının yeni bir sözcük olarak
yaratılmasıdır.

Derleme: Derleme, yazı dilinde unutulduğu için
kullanılmayan ve ağızların söz varlığında bulunan
sözcüklerin tekrar yazı diline kazandırılmasıdır. Türk Dil
Devrimi ile halk ağızlarından yapılan derlemelerde
dilimize pek çok sözcük kazandırılmıştır.
Tarama: Tarama, yazı dilinde unutulduğu için
kullanılmayan ve genellikle yerlerini yabancı kökenli
sözcüklerin aldığı, tarihsel kaynaklardaki sözcüklerin
tekrar yazı diline kazandırılmasıdır.
Genelleşme: Başlangıçta kişi adı, marka adı vb. özel ad
olan sözcüklerin genelleşerek belirli bir türün genel adı
hâline gelmesidir.

Kopyalama: Yukarıdaki yolların dışında, dilin söz
varlığını geliştirmenin bir başka yolu da kopyalamadır.
Bütün diller şu ya da bu ölçüde başka dillerden kopyalama
yapmışlardır. Ödünçlemenin yönü; zaman, dilin aracı
olduğu kültür ve uygarlığın siyasî, askerî, ekonomik vb.
durumuna göre değişebilmektedir. Kopyalamalar kaynak
dilden ya doğrudan ya da aracı diller aracılığıyla
yapılmaktadır.

Sözcük türleri

Anlam bakımından sözcük türleri
Sözcükler söz dizimine girdiği zaman sözlükteki
anlamlarından az çok farklı, kendi aralarındaki yapısal
ilişkiye uygun anlamlar kazanırlar. Sözcüklerin amlşam
bakımından türleri şöyle sıralanabilir:
Temel anlam: Bir sözcüğün başlangıçta yansıttığı, ilk ve
asıl kavrama temel anlam adı verilir.
Yan anlam (ikincil anlam): Sözcüğün, temel anlamla
ilişkili edindiği bir başka anlam, yansıttığı yeni bir
kavramdır.

Mecaz anlam: Mecazlar (metafor), bir ilgi veya benzetme
sonucu gerçek anlamından başka anlamda, başka bir
sözcüğün yerine kullanılan sözlerdir.
Soyut anlam: Somut anlamın aksine, belirli bir nesneye
ait olmayan, o nesneyi çağrıştırmayan, geleneksel
tanımıyla beş duyu organı ile algılanmayan, yalnızca
zihinde var olan anlamdır.

Terimler: Çeşitli bilim, sanat ve meslek alanlarında
kullanılan özel anlamlı sözcüklerdir.
Argo: Hırsızlar, kabadayılar gibi yasadışı veya düşük
sosyoekonomik statü gruplarının anlaşma ve iletişim aracı
olarak kullandığı özel sözcük ve deyimlerdir. Ancak argo
diğer toplumsal katmanlar tarafından da kullanılabilen bir
alt dildir. Kadın argosu ve asker argosu vb.
Aktarma: Sözcüğün dile getirdiği kavramla, bir başka
kavram arasında çoğu kez benzetme yoluyla bir ilişki
kurarak sözcüğün anlamını o kavrama aktarma olayıdır.
Çok anlamlı: Aynı sözcüğün birbiriyle ilgili farklı
kavramları ifade etmesidir.

Eş ve yakın anlamlı: Farklı sözcüklerin aynı kavramı ya
da eylemi yansıtmasıdır. Eş anlamlılıkta sözcükler
anlamca birbirine yakın olmasına karşın, dilde salt eş
anlamlılık söz konusu olamaz.

Karşıt anlamlı: Anlam bakımından birbirine karşıt sözcüklerdir. Karşıt anlamlı sözcükler gece ve gündüz gibi
birbirlerini tamamlayıcı olabilir.
Çağrıştırma anlamı: Herhangi bir sözcüğün akla
getirdiği diğer bir anlam veya sözcüktür.
Yerlileştirme (halk etimolojisi): Halkın, anlamını
bilmediği ya da unuttuğu bir sözcüğü ses ve anlam
bakımından kendi dilinin sözcüklerinden birine
benzetmesidir.

Tür ve görev bakımından sözcük türleri

Türkçede sözcükler geleneksel olarak ad, sıfat, zarf,
zamir, edat, bağlaç, ünlem ve eylem olmak üzere sekiz
türde toplanmaktadır. Adlar, sıfatlar, zamirler, zarflar ve
ünlemler ad soylu sözcüklerdir, ad çekim ekleri alabilirler.
Kimi araştırmacılar son çekim edatlarını, bağlaçları ve
ünlemleri edat başlığı altında toplamaktadır ancak
ünlemlerin ad çekim eklerini alabilmeleri bakımından
adlarla da ilgisi vardır.

Adlar: Adlar, canlı, cansız bütün varlık ve kavramları
karşılayan sözcüklerdir. Eylemlerle birlikte dilin söz
varlığının en önemli türü kabul edilen adlar tek sözcükten
ya da birden çok sözcükten meydana gelen bir öbek
olabilir.

Sıfatlar: Adları çeşitli yönlerden niteleyen veya belirten
sözcüklerdir. Sıfatları varlık ve kavramların niteliklerini
gösteren niteleme sıfatları; varlık ve kavramları işaret,
sayı, soru, belirsizlik bakımından niteleyen belirtme
sıfatları olmak üzere ikiye ayırabiliriz.

Sıfatlarda karşılaştırma daha ve en zarflarıyla; sıfatların
bir alt derecesi ise eşitlik durumu eki -CA ile yapılır.
Zarflar: eylemlerin, sıfatların ya da başka zarfların önüne
gelerek onları yer, zaman, durum, ölçü ve soru
bakımından niteleyen, açıklayan sözcüklerdir. Zarflar, ad
soyundan gelen genel anlamlı sözcüklerin anlamlarını
daraltır, sınırlar ve yüklemle doğrudan ilişkilidir.
Zarflar zaman, yer ve yön, niteleme ve tarz/ durum,
azlıkçokluk/ölçü, soru bakımlarından sınıflandırılır.
Kalıplaşmış, yapım eki niteliği kazanmış özel durumlar
dışında, zarfların ad çekim ekleri almadığı görülür.
Zamirler: Zamirler, geleneksel dil bilgisinde bir adın
veya ad öbeğinin yerini tutabilen ad soylu sözcüklerdir.
Aitlik eki -ki bulunan seninki vb. yapılar da cümlede zamir
işlevi kazanabilir.

Zamirler; şahıs zamirleri, işaret zamirleri, belirsizlik
zamirleri, soru zamirleri olmak üzere dörde ayrılır.
Edatlar: Kendilerinden önceki ad soylu sözcüklere yalın,
yaklaşma, uzaklaşma, ilgi vb. ad durum ekleriyle
bağlanarak cümle ögesi olabilen veya diğer sözcük ve
sözcük öbekleriyle ilişki kuran, anlamdan çok görev yönü
ağırlıkta olan çekimsiz sözcüklerdir.

Bağlaçlar: Bağlaçlar sözcükleri veya cümle ögelerini
birbirine bağlayan çekimsiz sözcüklerdir. Bağlaçlar
sıralama, denkleştirme, karşılaştırma ifade edebilir.
Ünlemler: Diğer sözcük ya da sözcük öbekleriyle
doğrudan söz dizimsel ilişkisi bulunmayan ve çekime
girmeyen ‘aşırı ve ani’ duygu, seslenme, sorma, gösterme,
cevap vb. ifade eden veya doğa seslerini taklit eden
sözcüklerdir.

Eylemler: Eylemleri kısaca cümlede yüklem görevinde
bulunabilen sözcükler olarak tanımlayabiliriz. Geleneksel
tanımıyla eylemler yapma, olma vb. bildiren sözcüklerdir.
Daha ayrıntılı bir tanımla, eylemler cümle içinde sayı,
görünüm, kişi, kip, çatı kavramlarını taşıyabilen
sözcüklerdir.

Eylemler nesne alıp almamalarına göre geçişli ve geçişsiz
olarak ikiye ayrılır. Nesne alanlara geçişli eylem,
almayanlara geçişsiz eylem adı verilir. Örneğin bul-, içeylemleri geçişli, gül-, uyu- eylemleri ise nesne alamayan
geçişsiz eylemlerdir.

Değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 1 Average: 5]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!