Menü Kapat

Ünite 3: Ses Bilgisi – Türk Dili 1

Konuşma seslerini özellikleri, türleri, sözcüklerdeki
sıralanışları, görevleri ve uğradıkları değişmeler açısından
araştıran, sınıflandıran ve herhangi bir kurama dayalı
olmayan, genellikle fiziksel yönleri ağır basan dil bilgisi
dalına ses bilgisi denir. Bu ünitede Türkçedeki sesler ve
yazıdaki karşılığı olan harfler ele alınmaktadır.

Ses bilgisi ile ilgili temel kavramlar
Konuşma sesi

Ses, doğal veya doğal olmayan bir varlık tarafından yani
anatomik, mekanik vb. yollarla ortaya çıkan fiziksel
enerjinin havada oluşturduğu titreşimlerin kulak kepçesi
tarafından toplanması, dış kulaktan iç kulağa, oradan
karmaşık süreçlerle beyne iletilmesi ve beyinde
yorumlanmasıyla ortaya çıkan fiziksel dalgalardır.
Konuşmaya yarayan seslere konuşma sesleri denir.
Konuşma sesleri, ses yolu adı verilen akciğerlerden
başlayıp burunda ve dudaklarda sona eren bir düzenek
tarafından üretilir. İnsanın kafatasında iki büyük boşluk
vardır. Bu boşluktan üstte olan burun boşluğu, altta olan
ağız boşluğudur. Ağız boşluğunda ağız sesleri, geniz
boşluğunda geniz sesleri oluşur.

Harf

Seslerin yazıdaki karşılığına harf; bir dildeki sesleri
karşılayan işaretlerin belirli bir sırada meydana getirdiği
harfler topluluğuna ise alfabe denir.
1928 yılında Harf Devrimi ile kabul edilen ve 1929’da
resmen uygulanmaya başlayan yeni Türk alfabesinde,
Latin alfabesinin temel harfleri alınmış, ayrıca bu temel
harflerde bazı değişiklikler gerçekleştirilerek yeni harfler
yapılmıştır.

Türk alfabesi, ses-yazı karşılıklığı ilkesini esas alır. Sesler
(ünlüler ve ünsüzler), kısaca, iki sözcüğü ayırt eden en
küçük birim; yazı (harfler) ise yazım sistemindeki en
küçük birimdir. Türk alfabesinde yer alan harflerin her biri
genel olarak tek ses değerini gösterir.
Dil ile ilgili bilimsel çalışmalarda kullanılmak üzere,
1928’de yasayla kabul edilen ölçünlü Türk alfabesinden
ayrı, bu alfabedeki harflerin ayırıcı işaretlerle genişletilmiş
bir gayriresmî çeviri yazı alfabesi vardır.

Türkçedeki sesler

Konuşma sesleri ünlüler ve ünsüzler olmak üzere ikiye
ayrılır.

Ünlüler

Oluşumları sırasında belirli bir engele takılmadan, zorluğa
uğramadan çıkan seslere ünlü adı verilir. Türkçede sekiz
ünlü vardır: a, e, ı, i, o, ö, u, ü. Dünya dillerindeki toplam
farklı ünlü sayısı ise 200 civarındadır.

Ünlülerin sınıflandırılması

Ünlüler oluştukları yere, dilin veya çenenin yüksekliğine,
dudakların durumuna göre biçimlenir. Ünlülerin
sınıflandırılmasında esas olan boğumlanmayla ilgili belli
başlı ölçütler şu şekildedir: Artlık/Önlük, Darlık/Genişlik,
Düzlük/Yuvarlaklık, Uzunluk/Kısalık.
Artlık/Önlük: Ağız boşluğunun ön ve art bölümleriyle
ilgili karşıtlık; /a/-/e/, /ı/- /i/, /o/-/ö/, /u/-/ü/ ayrımlarını
belirler. Dilin ön tarafının tümsekleşmesiyle ağzın arka
bölgesinde art ünlüler /a, ı, o, u/, dilin arka tarafının
tümsekleşmesiyle ağız boşluğunun ön tarafında ön ünlüler
/e, i, ö, ü/ oluşur.
Düzlük/Yuvarlaklık: Dudakların düzleştiği ya da
yuvarlaklaştığı düz/yuvarlak karşıtlığı a/-/o/, /ı/-/u/, /e/-/ö/,
/i/-/ü/ ayırımlarını belirler. Dudakların yuvarlaklaşması
durumunda yuvarlak ünlüler /o, u, ö, ü/, düzleşmesi
durumunda ise düz ünlüler /a, e, ı, i/ oluşur.
Darlık/Genişlik: Alt çenenin üst çeneye yaklaştığı veya
üst çeneden uzaklaşmasına bağlı dar/geniş karşıtlığı ise a/-
/ı/, /e/-/i/, /ö/-/ü/, /o/-/u/ ayırımlarını belirler. Alt çene ve
üst çenenin birbirinden uzaklaşmasıyla, ağız boşluğu
genişler, dolayısıyla geniş ünlüler /a, e, o, ö/; alt çene ile
üst çenenin birbirine yaklaşmasıyla ağız boşluğu daralır ve
dar ünlüler /ı, i, u, ü/ oluşur.
Tarihî bakımdan, Türkçenin ünlü dökümü ile ilgili Türkçe
kökenli sözlerde simetrik 8 temel kısa ünlü varlığı kabul
edilir. Türkçenin simetrik ünlü yapısını bozan kapalı ė,
Türk dil biliminin önemli sorunlarından biridir.
Türkçenin ölçünlü yazım sistemine göre 8 ünlüye sahip
olduğu kabul edilmekle birlikte, bu sayı, ses bilimsel
bakımdan başka dillerden kopyalanan uzun ünlüler ve yine
kopya ön a ünlüsü ile birlikte en az 12’ye çıkmaktadır.
Türkçedeki uzun ünlülü sözcükler Arapça, Farsça,
Fransızca, İngilizce vd. dillerden kopyalanmıştır. Türkçe
kökenli sözlerde birincil uzun ünlü yoktur. Bilimsel
yazında ön a olarak bilinen ünlü de Arapça kökenli
sözcüklerde yer alır.
Türkçede ünlüler komşu ünlü ve ünsüzlerin etkisi vb.
nedenlerle kalınlaşabilir, incelebilir, daralabilir,
düzleşebilir, yuvarlaklaşabilir, genişleyebilir veya
kısalabilir, uzayabilir.

Ünsüzler

Ünsüzler, oluşumları sırasında bir engele takılarak
sedalarını sürtünme ya da çarpmadan alan seslerdir.
Ölçünlü Türkçede harf olarak gösterilen ünsüzlerin sayısı
21’dir. Ancak ölçünlü konuşma dilindeki ünsüz seslerin
sayısı daha fazladır: b, c, ç, d, f, ġ, g, ğ, h, j, , k, ł, l, m,
n, ñ, p, r, s, ş, t, v, v̇, y, z. Alfabede harf olarak yer alan j
bir iki yansıma ve ödünçlemede, ñ ise kimi ünsüzlerin
komşuluğunda /n/nin bir alt ses birimi olarak bulunur.

Ünsüzlerin Sınıflandırılması

Türkçenin ünsüzleri oluşum/boğumlanma yerlerine
(çıkaklarına) göre; ötümlü/ötümsüz (titreşimli/titreşimsiz)
olmalarına göre; sürekli/süreksiz olmalarına göre;
ağız/geniz ünsüzü olmalarına göre dört grupta
sınıflandırılır.
Oluşum yerlerine göre ünsüzler: Çift dudak ünsüzleri /b,
p, m/; diş-dudak ünsüzleri /f, v/; diş ünsüzleri /d, n, s, t
z/; üst ön dişlerin hemen üstünde diş eti ile ön damağın
birleştiği yerde oluşan /c, ç, j, ş/; ön damak ünsüzleri /g, k,
l, r/; arka damak ünsüzleri /ġ, ḳ, ł, ğ/; gırtlak ünsüzü /h/
olarak sınıflandırılabilir.

Titreşimli/titreşimsiz olmalarına göre ünsüzler:
Ciğerden gelen hava akımının ses tellerine çarpmasıyla
oluşan sesler titreşimli ünsüzlerdir. Ciğerden gelen hava
akımının ses tellerini titreştirmemesi durumunda da
titreşimsiz ünsüzler oluşur.
Türkçede /b, c, d, ġ, g, ğ, j, ł, l, m, n, ñ, r, v, y, z/ ünsüzleri
titreşimli; /ç, f, h, ḳ, k, p, s, ş, t/ ünsüzleri titreşimsizdir.
Sürekli/süreksiz olmalarına göre ünsüzler:
Çıkaklarında oluşurken hava akımının kesintili olduğu
ünsüzlere süreksiz ünsüzler, hava akımının sızdığı
ünsüzlere ise sürekli ünsüzler adı verilir.
Türkçede /b, c, ç, d, ġ, g, ḳ, k, p, t/ ünsüzleri süreksiz; /f, ğ,
h, j, ł, l, m, n, r, s, ş, v, y, z/ ünsüzleri süreklidir.
Ağız/geniz ünsüzü olmalarına göre ünsüzler:
Akciğerden pompalanan ve ses yolunda ham ses hâline
gelen hava akımı ağız boşluğuna yönlendirilirse ağız
ünsüzleri, burun boşluğuna yönlendirilirse geniz ünsüzleri
oluşur. /m, n, ñ / geniz ünsüzleri, diğer bütün ünsüzler ağız
ünsüzleridir.

Türkçenin ses özellikleri

Herhangi bir dilde, sözcükleri oluşturan seslerin bir araya
gelme koşulları aşağı yukarı bellidir. Türkçenin ses
özellikleri alt başlıklar halinde şöyle sıralanabilir:
Türkçe kökenli sözcüklerde bulunmayan ünsüzler
• Türkçenin ses özelliklerinden biri, Türkçe kökenli
sözcüklerde yansımalar dışında /j/ sesi bulunmamasıdır.
• Türkçede istisnai birkaç sözcüğün dışında /c, f, ğ, h, j, l,
m, n, ñ, p, r, ş, v, z/ ünsüzleri söz başında bulunmaz.
Birkaç istisna dışında, bu ünsüzlerle başlayan sözcükler
yabancı kökenlidir.
• Türkçe kökenli sözcüklerde bulunan /c, f, ğ, h, v/ ikincil
ünsüzlerdir.
• Türkçede sözcük sonunda /b, c, d, ġ, g/ bulunmaz.

Ses uyumları

Türkçe kökenli sözlerde ünlüler arasında, ünsüzler
arasında ve ünlülerle ünsüzler arasında olmak üzere üç ana
ses uyumu vardır. Türkçenin ünlüleriyle ilgili
vurgulanması gereken konuların başında artlıkönlük(kalınlık/incelik) ve dudak uyumu (düzlükyuvarlaklık uyumu) gelir.
Artlık-önlük uyumu: Türkçe kökenli sözlerde kök
hecedeki ünlünün niteliğinin sonraki hecelerdeki ünlünün
art ya da ön olmasını belirlemesi durumudur.
Ünsüz-ünlü uyumu: Türkçe kökenli sözcüklerde ön
damak ünsüzleri /g, k/ ve ön avurt ünsüzü /l/’nin art
ünlülerle; art damak ve art avurt ünsüzleri /ġ, , ł/’nin ön
ünlülerle aynı hecede veya yan yana bulunamamasıdır.
Dudak uyumu: Türkçe kökenli sözcüklerde düz
ünlülerden sonra ancak düz ünlülerin, yuvarlak ünlülerden
sonra dar-yuvarlak veya düz-geniş ünlülerin bulunmasıdır.
Ünsüz uyumu: Ötümsüz ünsüzlerle biten sözcüklere,
ötümlü ünsüzlerle başlayan ek geldiğinde, ekin
ünsüzünün, ötümsüz karşılığı varsa, ötümsüzleşmesidir.

Ünlülerle ilgili diğer ses özellikleri

• Kolon, kontör vb. birinci heceden sonra o/ö ünlüleri
bulunan sözcükler yabancı kökenlidir.
• Türkçe kökenli sözlerde yad, yarın vb. istisnai birkaç
sözcüğün dışında birincil uzun ünlü bulunmaz.
• Türkçede aynı ya da farklı hecelerde iki ünlü yan yana
gelemez. İki ünlünün yan yana bulunduğu koordinasyon,
mozaik, vb. sözcükler yabancı kökenlidir.
• Türkçe sözcüklerde ikiz ve üçüz ünlüler yoktur.
Türkçenin ünlüleri yalın ünlülerdir.
Ünsüzlerle ilgili diğer ses özellikleri
• Türkçe kökenli sözcüklerde söz başı hariç, iki hatta üç
ünsüz yan yana gelebilir. Ancak sözcük veya heceler Türk,
alt, ölç, üst vb. belirli ünsüz çiftleri ile sona erebilir. Altı,
aldı, eller, gitmiş vb. örneklerdeki gibi farklı hecelerde iki
ünsüz yana bulunabilir. Türkçe, altta, ölçtü, üstten
örneklerinde olduğu gibi ikisi hecenin sonunda, üçüncüsü
sonraki hecenin başında olmak üzere üç ünsüz yan yana
gelebilir.
• Türkçede sözcük kökünde ya da hece sonunda yan yana
üç ünsüz bulunmaz. Sfenks vb. örnekler yabancı
kökenlidir.
• Kredi vb. örneklerde söz başında iki ünsüz bulunan
sözcükler yabancı kökenlidir.
• Türkçe sözcüklerde -p yalnızca tek heceli sözlerin
sonunda veya alıp, koşup vb. zarf fiil ekinin sonunda
bulunabilir.
• Sözcük ya da hece sonunda belirli ünsüz çiftleri
bulunabilir. Söz ya da hece sonunda bulunan ünsüz
çiftlerinin tamamında ilk ünsüz akıcı /l, n, r/ ünsüzlerinden
biri veya /s/dir.
• Türkçede anne, elli vb. birkaç istisna dışında sözcük
kökünde ikiz ünsüz/uzun ünsüz yoktur.

Yardımcı sesler

Doğrudan ek veya eklerin bir parçası olmamakla birlikte
eklenme sırasında ortaya çıkan seslere yardımcı sesler
denir. Yardımcı seslerin bağlama ünlüleri ve bağlama
ünsüzleri olmak üzere iki türü vardır.
Bağlama ünlüsü, ünsüzle biten bir sözcüğe, ünsüzle
başlayan bir ekin gelmesi durumunda araya giren ünlüdür.
Bağlama ünsüzü, sözcüğün ünlü ile bitmesi, ekin ünsüzle
başlaması durumunda araya giren ünsüzdür.

Türkçenin hece yapısı

Hece, fiziksel veya motor tanıma göre ciğerlerden gelen
havanın göğüs kaslarının kasılmasıyla bir seferde çıkardığı
ses ya da seslerdir. Heceler birbirlerinden hece sınırı ile
ayrılır. Hece sınırı iki hecenin arasındadır.
Ünlü ile biten hecelere açık hece, ünsüz ile veya uzun ünlü
ile biten hecelere ise kapalı hece adı verilir. Hecelerin
yapısı V (ünlü) ve C (ünsüz) işaretleriyle gösterilir.
Türkçede altı çeşit hece, bir hecede ise en çok dört ses
vardır. Türkçede ünlü; ünsüz+ünlü; ünlü+ünsüz;
ünsüz+ünlü+ünsüz; ünlü+ünsüz+ünlü;
ünsüz+ünlü+ünsüz+ünsüz olmak üzere 6 hece türü vardır.
Türkçedeki alıntı sözcüklerin hece yapısı ise bunlardan
farklı olabilir.

Hecelerin sıralanışında genel kural şudur: Sözcükte, her
ünlü kendisinden önce gelen ünsüzü ve kendisinden sonra
gelen tek veya düzenli iki ünsüzü kurduğu hecenin içine
alır. Sözcükler birleşirken kapalı heceyle biten sözcüğün
sonundaki ünsüz, birleştiği sözcüğün ilk hecesindeki
ünlüyle yeni bir hece kurar.
Ses olayları
Dilin canlılık ilkesi gereğince sözcüklerde ve eklerde
meydana gelen ses değişikliklerinin tümüne genel olarak
ses olayları adı verilebilir. Bir dilin sesleri farklı
nedenlerle değişebilir. Bunun için seslerin belirli
özellikleriyle diğer sesleri etkilemesi, en az çaba ilkesi, en
çok çaba ilkesi, ilişkide bulunulan dillerin etkisi, yazım
vb. pek çok etken vardır.

Seslerin özellikleri ve işlevleri: Ünlülerin ve ünsüzlerin
belirli özellikleri vardır. Örneğin oluşum yeri çift-dudak
olan ötümlü, sürekli geniz ünsüzü m, komşuluğundaki
ünlüyü yuvarlaklaştırabilir; ancak doğası gereği asla
düzleştiremez.
Tarihsel süreç: Örneğin git- ünlü ile başlayan bir ek alıp t
ünsüzü, iki ünlü arasında kaldığı zaman gi-d-er, gi-d-iyor,
gi-d-ecek sözcüklerinde gördüğü gibi ötümlüleşerek d
ünsüzüne gelişir. Bunun nedeni tarihseldir.
En az çaba yasası: Ötümsüz (titreşimsiz) ünsüzlerin
söylenişi, ötümlü ünsüzlerden daha çok enerji gerektirir.
Bu nedenle Türkçenin ses sistemine aykırı yabancı kökenli
film, fikr, şükr vb. örneklerde enerjiden tasarruf için ünsüz
çiftleri aralarında bir ünlü türetilerek Türkçe hece
sistemine uygun *filim, fikir, şükür, vb. şekillerde telaffuz
edilir.

Nedensiz ön damaksıllaşmalar: Türkçede elma, anne vb.
kimi sözcükler bilinen herhangi bir seslik neden
bulunmamasına karşın, tarihsel gelişim süreci içinde ön
damaksıllaşmışlardır.
c, ç, ş, y/ ünsüzlerinin ön damaksıllaştırıcı etkisi: Bu
ünsüzler özellikle kendilerinden sonra gelen ünlüleri ön
damaksıllaştırabilirler. Ör. *yana > *yene > yine.
/y/’nin daraltıcı etkisi: /y/ ünsüzü, yanındaki ünlüleri
nitelik bakımından değiştirme eğilimindedir. Örn.
gelmeyor > gelmiyor.
/b, m, p, f, w, v/ ünsüzlerinin yuvarlaklaştırıcı etkisi:
Dudak ünsüzleri yanlarındaki ünlüleri yuvarlaklaştırabilir.
Dar orta hece ünlüsünün düşmesi: Türkçede orta açık
hecede kalan dar ünlüler alın > alnı, burun > burnu düşme
eğilimindedir.

Zayıf ı ünlüsünün ön damaksıllaşması: Türkçede
uzunluk ve vurgu bakımından en zayıfı olan /ı/ ünlüsü bıt
> bit; ınan- > inan- vb. örneklerdeki gibi ön
damaksıllaşarak i ünlüsüne gelişme veya orta hecede
düşme eğilimindedir.
Telafi uzunluğu: Sözcükteki seslerden birinin çeşitli
nedenlerle düşmesi durumunda, sözcükteki bu kaybı telafi
edecek bir gelişme meydana gelmesidir.
Seslerin birbirlerini etkilemesi: Ünlülerin sözcüğün
hecelerindeki sıralanışı artlık-önlük uyumu, dudak uyumu
gibi belirli kurallara bağlıdır. Her ünlü, istisnalar dışında,
kendisinden sonra gelen ünlüyü belirler. Ünsüzler de
birbirlerini özellikle ötümsüzlük-ötümlülük bakımından
etkiler.

Yazımın etkisi: Türk yazımı (imla) esas olarak söyleyişe
dayalı, yani söylendiği gibi yazılma ilkesine dayanmakla
birlikte, bazı durumlarda yazım kılavuzu ve sözlüklerdeki
biçim söyleyişi etkilemektedir. Örneğin, dağ, yağ
sözcükleri söyleyişte son sesteki ğ düşmesiyle /dā/, /yā/
biçimine gelişirken resmî ortamlardaki söyleyişlerde
yazımdaki /dağ/, /yağ/ söylenişi esas alınır.
Başka dillerin etkisi: Doğrudan ya da dolaylı olarak
ilişkide bulunulan diller birbirlerinin ses sistemine özgü
bir sesi kopyalayabilir. Örn. c, f, h, j, v vd. sesleri Türkçe
ses birimi dökümüne Arapça ve Farsça aracılığıyla
girmiştir.

Ünlülerle ilgili ses olayları

Ünlü düşmesi: Sözcüğü oluşturan ünlülerden birinin
çeşitli seslik nedenlerle kaybolmasıdır. Bu ses olayı söz
başında, söz içinde ya da söz sonunda görülür. Örn. ısıcak
> sıcak; yalınız > yalnız; güveyi > güvey.
Ünlü daralması: Benzeşme, daraltıcı ünsüzlerin etkisi vb.
seslik nedenlerle geniş ünlülerin dar ünlü hâline
gelmesidir. Örn. yokarı > yukarı; yörü- > yürü-.
Ünlü türemesi: Sözcüğün özgün biçiminde bulunmayan
bir ünlünün sonradan çeşitli seslik nedenlerle ortaya
çıkmasıdır. Ünlü türemesi vb. genellikle söz içi durumda
görülür. Örn. azcık > azıcık.
Ünlü genişlemesi: Ağız boşluğunun durumuna göre, dar
ünlülerin geniş ünlü hâline gelmesidir. Örn. ıgaç > ağaç;
buz- > boz-.
Ön damaksıllaşma: Sözcükteki art ünlülerin, benzeşme,
/c, ç, j, ş, y/ ünsüzlerinin etkisi vb. nedenlerle ön ünlülere
dönüşmesidir. Örn. bıç- > biç-; yanı > yeni.
Art damaksıllaşma: Sözcükteki ön ünlünün benzeşme,
uzun ünlülerin kısalması vb. çeşitli seslik nedenlerle art
ünlüye dönüşmesidir. Örn. tenri > tanrı; isig > ısı.
Ünlü yuvarlaklaşması: Düz ünlülerin genellikle /b, f, p,
v/ ünsüzlerinin yuvarlaklaştırıcı etkisi sonucunda yuvarlak
ünlülere dönüşmesidir. Örn. dîvâr > duvar.
Ünlü düzleşmesi: Sözcüklerdeki yuvarlak ünlülerin, düz
ünlülere dönüşmesidir. Örn. büt- > bit-, üçün > için.
Ünlü birleşmesi: Ünlüyle biten bir sözcüğün, ünlü ile
başlayan bir ek alması ya da sözcük ile birleşmesi
durumunda, ilk sözcüğün sonundaki veya ikinci sözcüğün
başındaki ünlülerden birinin düşmesidir. Örn. kahve altı >
kahvaltı.

Ünlü benzeşmesi: Bir hecedeki ünlülerin diğer hece veya
hecelerdeki ünlüleri kendisine benzetmesidir. Örn. o+bir
> öbür.
Ünlü kısalması: Sözcüklerdeki uzun ünlülerin kısa ünlüye
dönüşmesidir. Örn. Far. tāc > Türk. taç.

Ünsüzlerle ilgili ses olayları

Ünsüz düşmesi: Sözcüğü oluşturan ünsüzlerden birinin
herhangi bir seslik nedenle veya nedensiz olarak
kaybolmasıdır. Örn. bol- > ol-, kapıg > kapı.
Ünsüz türemesi: Sözcüğün özgün biçiminde bulunmayan
bir ünsüzün sonradan çeşitli seslik nedenlerle ortaya
çıkmasıdır. Örn. ur- > vur-, öyük > höyük.
Göçüşme: Sözcük içindeki iki sesin söyleyişte yer
değiştirmesidir. Örn. kirpik > kiprik, yanlış > yanlış.
Ötümlüleşme: Sözcükteki ötümsüz ünsüzlerin ötümlü
ünsüzlere gelişmesidir. Örn. kel- > gel-, tiş > diş.
Ötümsüzleşme: Sözcükteki ötümlü ünsüzlerin ötümsüz
ünsüzlere gelişmesidir. Örn. barmak > parmak.
Ünsüz benzeşmesi: Bir sözcükteki ünsüzlerin; oluşum
noktası, nitelik ve/veya nicelik bakımından bir başka sese
benzemesidir. Benzeşmeler sözcük içinde geriye doğru
olursa buna gerileyici benzeşme denir. Örn. penbe >
pembe. Benzeşmeler sözcük içinde ileriye doğru olursa
buna ilerleyici benzeşme denir. Örn. tesbit > tespit.
Ünsüz aykırılaşması: Bir parçanın, sistemli biçimde, aynı
özelliği taşıyan komşu parçanın özelliğinden kaçınması
sürecidir. Örn. tepme > tekme.

Ünsüz ikizleşmesi: Sözcük kökündeki herhangi bir sesin,
çeşitli nedenlerle yan yana iki kez yer almasıdır. İkizleşme
uzun ünlünün kısalması, vurgu gibi seslik nedenlerle
ortaya çıkabilir. Örn. ana > anne, elig ‘50’ > elli.
Ünsüz tekleşmesi: Özgün söylenişlerinde veya
yazılışlarında ikiz ünsüz bulunan sözcüklerin söyleyişte
veya yazımda ünsüzlerden birinin düşmesidir. Örn.
edebîyyāt > edebîyat.
Süreklileşme: Süreksiz ünsüzlerin, akıcı ya da sızıcı
sürekli ünsüzlere dönüşmesidir. Örn. öpke > öfke.
Süreksizleşme: Süreksizleşme sürekli ünsüzlerin süreksiz
ünsüzlere dönüşmesidir. Örn. jip > cip.
Eklenmelerdeki benzeşme: Sözcükler başka sözcüklerle
ya da ekler sözcüklerle birleşirken genellikle yazıda
gösterilmeyen kimi benzeşmeler ortaya çıkabilir. Örn.
binbaşı > bimbaşı; onlar > onnar.
Hece düşmesi: Sözcükte birbirinin ardından yer alan ve
birbirine benzeyen veya birbiriyle özdeş olan hecelerden
birinin ses ve hece tekrarlarını önlemek, vurgusuzluk vb.
nedenlerle düşmesidir. Örn. dirilik > dirlik; oyuna- >
oyna-.

Parçalar üstü ses birimleri

Dil ses bakımından ünlüler, ünsüzler ve hecelerden yani
parçalar ile bu parçalara yüklenen bir tür müzik
sayılabilecek vurgu, durak, tonlama gibi parçalar üstü ses
birimi adı verilen ögelerden oluşur. Bütün bu ögeler anlam
ve iletiyi etkiler. Bu ögelerdeki değişiklikler sözcüğün,
cümlenin anlamını veya yine sözcüğün sözlük türünü
değiştirebilir.

Vurgu

Herhangi bir sözcenin parçasının diğer parçalara göre daha
baskılı ve güçlü biçimde söylenmesidir. Böylelikle daha
baskılı söylenen parçaya önem verilmiş olur. Ses
bilgisinde sözcük vurgusu ve cümle vurgusu olmak üzere
iki ana vurgu türü vardır. Ayrıca öbek vurgusu, berkitme
vurgusu ve ahenk vurgusundan da söz edilebilir.
Türkçe genel olarak vurgusu sonda bulunan bir dildir.
Sözcüklere yapım eki eklendikçe vurgu sona kayar.

Tonlama

Tonlama konuşma sırasında sesin perdesinin değişmesiyle
oluşan melodik perdeleme ve dalgalanmadır. Bu melodik
dalgalanma, konuşmacının sinirli mi, sakin mi, nazik mi,
şaşırmış mı vb. o an içinde bulunduğu psikolojik durum
hakkında bize bilgi verir. Ton yükselebilir, düşebilir, sabit
kalabilir.

Durak

Konuşma esnasında cümleler veya sözcükler arasında
verilen kısa aralıklardır. Durağın asıl işlevi konuşmada
anlamın ve uyumun daha açık hâle getirilmesi ve yüksek
bilgi içeren içeriğin veya düşük olasılığın ifade
edilmesidir.

Değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!