MenüKapat

Ünite 3: Namaz; Genel Esaslar

Namaz Kavramı ve Çeşitleri
Namaz, Farsça bir kelime olup Arapça karşılığı “salât”tır.
Salât, sözlükte dua etmek, yalvarmak, rahmet etmek gibi
anlamlara gelir. Namaz kılan kişiye “musallî” denir.
Hanefî fıkıh bilginlerine göre, namazlar, şer’î hükmü
açısından farz, vacip, sünnet ve nâfile olmak üzere dört
çeşittir.

Farz Namazlar; farz-ı ayın ve farz-ı kifâî olmak üzere iki
kısma ayrılır. Günlük beş vakit namaz ile haftalık cuma
namazı farz-ı ayındır.
Vacip Namazlar; yatsı namazından sonra kılınan üç rekât
vitir namazı ile ramazan ve kurban bayramlarında ikişer
rek‘at kılınan bayram namazları vacip namazlardır.
Sünnet Namazlar; farz namazlardan önce veya sonra Hz.
Peygamber (sav)’in sünnetine uyularak kılınan
namazlardır. Bunlara revâtib adı da veriler. Bunlardan bir
kısmı sünnet-i müekkede, bir kısmı da sünnet-i gayr-i
müekkede olarak isimlendirilir. Gayri müekked sünnetlere
müstehab ve mendub da denir.
Nâfile Namazlar; nâfile kelimesi geniş anlamıyla farz ve
vacip namazların dışında kalan bütün namazları ifade
eder. Sünnet namazlar da bu kapsamda sayılır.
Bir kimsenin namaz ibadeti ile yükümlü olması, farz veya
vacip bir namazın bir kimsenin zimmetinde sabit olup
ondan sorumlu tutulması için o kimsede bazı şartlar aranır.
Bu şartlar şunlardır: Müslüman olmak, büluğ (erginlik)
çağına ulaşmak ve aklî melekelerin yerinde olmasıdır.

Namazın Farzları

Namazın farzları on ikidir. Bunlardan altısı namaza
başlamadan önce, altısı da namazın içinde bulunması
gerekir. Namaza başlamadan önce bulunması gereken
farzlara namazın şartları, namazın içinde bulunması
gereken farzlara da namazın rükünleri denir.
Namazın şartları; hadesten taharet, necasetten taharet, setri avret, istikbal-i Kıble, vakit, niyettir.

Hadesten taharet: Namaz kılacak kişinin vücudunu
kirlerden arındırmasıdır.
Necasetten taharet: Namazın geçerli olabilmesi için
bedende, elbisede ve namaz kılınacak yerde necis yani
dinen pis sayılan ve namazın sıhhatini engelleyecek
miktara ulaşan necis maddelerin bulunmaması şarttır.
Setr-i avret: Örtülmesi farz olan, başkalarının bakması câiz
olmayan uzuvların örtülmesidir.
İstikbal-i Kıble: Müslümanların kıblesi olan Kâbe-i
Muazzama’ya doğru yönelmek demektir.
Vakit: Bir namazın vakti girdiğinde kılınmasıdır. Örneğin
sabah namazı imsak vaktinden güneşin doğuşuna kadar
kılınmalıdır.
Niyet: Sırf Allah rızası için namaz kılmayı istemeyi ve
hangi namazı kıldığının bilincine varmayı ifade eder.
Niyet ettim niyet eyledim vakit namazını kılmaya diyerek
namaza başlamaktır.

Namazın rükünleri; İftitah tekbiri, kıyam (ayakta durma),
kıraat, rüku (eğilmek), secde, ka’de-i ahire (son oturuş).

İftitah (başlangıç) tekbiri: Namaza başlarken alınan
tekbirdir. Bu, kişinin kendi işitebileceği bir sesle “Allahu
ekber” demesini ifade eder ki, “Allah en büyüktür”
anlamına gelir.
Kıyam : Kıbleye karşı el bağlayıp ayakta durmaktır.
Kıraat: Kur’ân’dan Fâtiha sûresini ve buna ilâve olarak bir
sûre veya birkaç ayet okumaktır.
Rüku: Ayakta iken eğilip üç kere sübhâne rabbiye’l-azîm
demesidir.
Secde: Namaz kılan kimsenin rükûdan sonra kıyama
geçmesi ve hemen arkasından yere kapanarak Sübhâne
rabbiye’l-a’lâ demesidir.
Ka’de-i ahire: Namazın son rekatından sonraki son
oturuşunda tahiyyât okumaktır.
Kıyam, kıraat, rükû ve secdenin tamamlanması ile bir
rek’at tamamlanmış olur.

Namazın Vacipleri, Sünnetleri ve Âdâbı

Namazın farzları gibi bazı vacipleri de vardır. Hanefî fıkıh
âlimlerinin vacip olarak kabul ettikleri hususların bir kısmı
diğer mezheplere göre farz, bir kısmı da sünnet olarak
nitelendirilmiştir. Bu vaciplere riayet ile namazın farzları
tamamlanmış, noksanları telâfi edilmiş olur.

Hanefiler’e göre Namazın Vacipleri şunlardır;

1. Namaza “Allahu ekber” gibi tekbir ifade eden bir
cümle ile başlamak.
(Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerinde farzdır.)
2. Fâtiha sûresini okumak (diğer üç mezhepte her
rek‘atta okumak farzdır).
3. Farz namazların ilk iki rek‘atında, vacip, sünnet
ve nâfile namazların her rek‘atında Fâtiha’dan
sonra kısa bir sûre veya buna denk miktarda ayet
veya ayetler okumak (Sûre eklemek anlamında
“zamm-ı sûre” denen bu işlem diğer mezheplerde
sünnettir).
4. Fâtiha’yı zamm-ı sûreden önce okumak. Farz
namazlarda farz olan kıraati, ilk iki rek‘atta
yerine getirmek.
5. Tek başına namaz kılarken, öğle ve ikindi
namazları ile gündüz vakti kılınan nâfile
namazlarda kıraati gizli yapmak.
6. İmam olan kimsenin, cemaatle kılınan
namazlardan sabah, cuma, bayram, terâvih, vitir
namazlarının her rek‘atında, akşam ve yatsı
namazlarının ilk iki rek‘atlarında kıraati açıktan
yapması, öğle ve ikindi namazlarının bütün
rek‘atlarıyla akşam namazının üçüncü ve yatsı
namazının da son iki rek‘atında kıraati içinden
yapması vaciptir.
7. Secdede sadece alın ile yetinmeyip alın ile
birlikte burnu da yere koymak.
8. Üç ve dört rek‘atlı namazların ikinci rek‘atının
sonunda oturmak (ka’de-i ulâ).
9. İlk ve son oturuşlarda tahiyyatı okumak.
10. Namazın farzlarında sıraya (tertîb) riayet etmek.
11. Namazın sonunda sağ ve sol taraflara selam
vermek. Ancak, Hanefîler’de bir görüşe göre, sağ
tarafa selam vermek vacip, sol tarafa selam
vermek ise sünnettir.
12. Ta‘dîl-i erkâna riayet etmek. Bu, Ebû Yusuf ve
diğer üç mezhebe göre farzdır.
13. Vitir namazında kunût duasını okumak ve kunût
tekbirini almak.
14. Bayram namazlarına mahsus üçer ilâve tekbir
almak.
15. Sehven farzın geciktirilmesi ve vacibin terk veya
geciktirilmesinden dolayı sehiv secdesi yapmak.
16. Namazda okunan secde ayetlerinden dolayı
tilâvet secdesinde bulunmak.

Namazda dinen yapılması farz ve vacip derecesinde
olmaksızın yapılması istenen fiiller vardır ki bunlara
namazın sünnetleri denir. Bunların terki namazı bozmaz
ve sehiv secdesini gerektirmez; fakat bunlara sürekli
riayet etmek, Peygamber (sav)’in yolunu izlemede titizlik
gösterme anlamını taşır.

Hanefîler’e göre namazın sünnetlerinin başlıcaları şunlardır:

1. Beş vakit farz ve cuma namazında ezan okumak
ve kâmet getirmek.
2. İftitâh tekbirinde elleri yukarı kaldırmak.
3. Kıyamda sağ eli sol el üzerine koymak.
4. Namazların başlangıcında Sübhâneke’yi içinden
okumak.
5. Rükûya ve secdeye giderken, secdeden
kalkarken “Allahu ekber” demek ve rükûdan
kalkarken “Semi’allahu limen hamideh” demek.
6. Rükûda en az üç defa “Sübhane rabbiye’l-azîm”
ve secdelerde en az üç defa “Sübhane rabbiye’la‘lâ” demek.
7. Kıyamda bir özür yoksa iki ayak arasını dört
parmak kadar açık bulundurmak.
8. Rükûda incikleri (diz’in arkasını) dik ve sırtı düz
tutmak ve parmak aralıkları açık olduğu halde
dizleri tutmak.
9. Secdeye giderken önce dizleri, sonra elleri, sonra
yüzü yere koymak.
10. Secde oturuşları ile teşehhüd oturuşlarında sol
ayağı yere yatırıp üzerine oturmak, sağ ayağı ise
dikmek ve ayak parmaklarını kıbleye yöneltmek.
11. Ka‘de ve celselerde ( secde oturuşlarında) elleri
parmaklar az açılarak uyluklar üzerine koymak.
12. Secdede karnı uyluklardan, dirsekleri yanlardan
ve dirsekleri yerden uzak tutmak.
13. Tahiyyat esnasında “Lâ ilâhe” denirken sağ elin
şehâdet parmağını kaldırmak; bu halde
başparmak ile orta parmak halka edilir ve diğer
iki parmak yumruk halinde bükülür.
14. Farz, vacip ve müekked sünnetlerin son oturuşu
ile gayri müekked sünnet ile nâfile namazların
her oturuşunda tahiyyattan sonra Hz. Peygamber
(sav)’e ve âline salât ü selam okumak.
15. Her namazın son oturuşunda selam vermeden
önce Kur’ân’da bulunan veya hadislerde yer alan
dualardan okumak.
16. Namazın sonunda selam verirken yüzü önce sağ
tarafa, sonra da sol tarafa çevirmek.
17. Kur’ân-ı Kerim’i namazda sırasıyla okumakta
bir sakınca yoktur.

Namaz kılarken yerine getirilmesi faziletli kabul edilen ve
namazı âdâbı olarak isimlendirilen bazı davranışlar vardır
ki bunlara uyulması daha fazla sevap kazanmaya sebep
olur. Namazda Allah’ın huzurunda durulduğunun farkında
olarak huşû ve tevazu halinde bulunmak bir namaz
âdâbıdır.

Namazın Mekruhları, Namazı Bozan Durumlar,
Namazı Kesme (Bozma) Durumları ve Namaz
Kılmanın Mekruh Olduğu Vakitler

Namaz kılarken, namazı geçersiz yapmamakla birlikte
yapılması dinen hoş karşılanmayan ve namazın faziletini
azaltan söz, fiil ve davranışlara “namazın mekruhları” adı
verilir.

Hanefîler’e göre mekruh olarak nitelendirilip
namazın faziletini azaltan davranışların bazıları şunlardır:

1. Namaz kılarken bir özür bulunmaksızın yere,
direğe, duvara, değneğe dayanmak;
2. Namazda bir özür bulunmaksızın birkaç adım
yürümek.
3. Namazdan önce veya namaz esnasında erkekler
için elbiselerinin kollarını dirseklere doğru
toplamak.
4. Namazda secdeye giderken dizleri yere
koymadan elleri yere koymak.
5. Namazda elbise, beden veya sakalla oynamak.
Namaz esnasında yapılmaması yani kaçınılması gereken
durumlar vardır ki, bunlara “namazın müfsidleri” adı
verilir. Bunlardan birinin bulunması halinde de namaz
geçersiz yani fâsid/bâtıl olur.

Hanefîler’e göre başlanmış
bir namazı bozan durumların başlıcaları şunlardır:

1. Namazda konuşmak.
2. Yemek, içmek.
3. Özürsüz olarak kıbleden başka bir yöne dönmek.
4. Kahkaha ile gülmek.

Namazı bozmak bazı durumlarda vacip, bazı durumlarda
müstehab, bazı durumlarda da câiz olabilir. Hiç şüphesiz,
namaz kılanın kendisi veya başkası için can ve mal
kaybının veya tehlikesinin söz konusu olduğu durumlarda
başlanılmış bir ibadetin bozulması vacip olur. Mesela, bir
yangını söndürmek, acil bir hastayı hastaneye götürmek ve
yırtıcı bir hayvanı savmak için namazı bozmak gibi.
Bazı vakitler vardır ki, bu vakitlerde namaz kılmak
yasaklanmıştır.

Bu vakitlere “mekruh vakitler” veya
“kerâhet vakti” denir ve şunlardır:

1. Güneşin doğmasından bir veya iki mızrak boyu
yükselmesine kadar olan vakit.
2. Güneşin tam tepe noktasında bulunduğu
zamandan öğle namazı vakti girdiği zamana
kadar olan vakit.
3. Güneşin sararıp gözleri kamaştırmaz bir hale
gelmesinden batmasına kadar olan vakit.

Kur’ân Öğrenme ve Okuyanın Hataları

Her Müslümanın namazı câiz olacak miktarda Kur’ân-ı
Kerim’den ayet ve sûreler ezberlemesi farz-ı ayındır.
Kur’ân-ı Kerim’den ayet ve sûreler ezberlemesi farz-ı
ayındır. Fâtiha sûresi ile diğer bir sûreyi ezberlemesi ise,
vaciptir ki, bununla namazın bir rüknü olan kıraat farzı da
yerine getirilmiş olur.

Kur’ân-ı Kerim’i okumadaki bir hataya, okuyanın
sürçmesine “zelletü’l-kârî” denir. Kur’ân-ı Kerim’in bir
kelimesi kasden değiştirilir ve bununla da anlam değişirse,
böyle bir okuyuşla namazın bozulacağı konusunda görüş
birliği vardır.
Ezan ve Kamet
Ezan, sözlükte bildirmek demektir. Dinî terim olarak ise
ezan, farz namazların vaktinin girdiğini bildirmek için,
yüksek sesle okunan, belirli mübarek sözleri ifade eder.
Ezanın meşruiyeti Kur’ân, Sünnet ve icma ile sabittir.
Hanefî mezhebindeki yaygın kanaate göre ezan erkekler
için vacip derecesinde sünnet-i müekkededir. Ezan
okuyan kişiye müezzin denir.

Ezan sesini duyan her Müslümanın, ezana icabet edip her
bir cümlede müezzinin okumasının ardından onun
sözlerini tekrar etmesi müstehaptır.

Cemaatle Namaz İmâmet ve Mescid

Sözlükte, “cemaat”, insan topluluğu demektir. Fıkıhta ise,
cemaat, içlerinden birini imam yapıp birlikte namaz kılan
topluluğu ifade eder. Cemaatle kılınan namazda kendisine
uyulan kişiye imâm ve bu kişinin görevine de imâmet
denir. İmama uymaya “iktidâ”, “ittibâ” adı verilir ki, bu
kişiye de muktedî, müttebi, me’mûm ve mü’tem gibi adlar
verilir. Tek başına namaz kılana da münferid denir.
Sözlükte, “yetişen”, “kavuşan” anlamına gelen müdrik
kelimesi, fıkıh terimi olarak namazın başından sonuna
kadar imama uyup bütün rek‘atları onunla birlikte kılan
kimseyi ifade eder. İmama ilk rek‘atın rükûunda yetişen
kimse de müdrik adını alır. Namaza imamla birlikte
başladığı halde kendisinde uyku, dalgınlık, aşırı
kalabalıktan dolayı sıkıntı veya abdestin bozulması gibi
bir durum meydana gelmesi sebebiyle namazın tamamını
veya bir kısmını imam ile kılamayan kimseye lâhik denir.
Cemaatle namaz kılmak, ezan gibi, İslâm’ın sembol (şiâr)
hükümlerinden biridir. Cemaatle kılınan namaz ile
Müslümanların birliği, birbirlerine bağlılığı gösterilmiş
olur, Müslümanlar arasında sevgi ve dayanışma duygusu
uyanır, bilmeyenler bilenlerden istifade eder.
Peygamber (sav) Efendimiz, namazda safların düzgün ve
sık olmasına büyük bir önem vermiş ve Müslümanları
günde beş defa Allah’ın huzurunda bir araya getiren
namazın belirli bir düzen içinde kılınmasının esaslarını
bildirmiştir.

Namazda imam olmak ve imamlık etmek için aranan
başlıca şartlar şunlardır:

Müslüman olmak, bâliğ olmak,
akıllı olmak, namazın câiz olabileceği kadar sûre ve ayeti
ezberden okuyabilmek, erkek olmak ve özürlü olmamak.
İmam olan kişinin, cemaat içinde yaşlı, hasta ve ihtiyaç
sahiplerinin bulunduğunu dikkate alması ve cemaate ağır
gelecek şekilde namazı uzatıp insanları cemaatten
uzaklaştıracak davranışlardan kaçınması gerekir. Öte
yandan imamın, namazı usûl ve âdâbına uygun olmayan
bir tarzda acele kıldırması da mekruhtur. Cemaatle namaz
kılan kişinin, hem namaza hem de imama uyduğuna niyet
etmesi gerekir.

Mescid, cami; Müslümanların ibadet etmelerine tahsis
edilmiş mekânı, Allah’a ibadet edilen yeri (mâbet) ifade
eder. Mescitlerin büyüğüne ise câmi adı verilir. Câmi,
sözlükte toplayan, bir araya getiren anlamına gelir ki, bu,
el-mescidü’l-câmi’ (büyük cemaatleri toplayan mescid)
tamlamasının kısaltılmış şeklidir. Mescidler, tevhid
inancının sembolü olan Kâbe’nin bir şubesi olup buralarda
yalnız Allah’a ibadet edilir. Bu yüzden mescitlerin büyük
bir şerefi ve fazileti vardır.

Namaz kılınacak yerin temiz olması namazın şartlarından
biri olduğu için cami ve mescitlerin temiz tutulması
müminler üzerine başta gelen bir görevdir.
Bir kişinin kendi mahalle mescidinde namaz kılması,
mahalle sakinlerinin birbirleriyle kaynaşmasını sağladığı
için başka mescidlerde namaz kılmasından daha
faziletlidir. Bununla birlikte, bu kişinin daha bilgili, daha
liyakatli imamı bulunan başka bir mescidde namaz kılması
bilgisinin artmasını sağlayacağı için daha faziletlidir.

Namazların Kazası

Bir namazı vaktinde kılmaya “edâ”, herhangi bir sebeple
bozulan bir namazı yeni baştan kılmaya “iâde”, vaktinden
sonra kılmaya da “kazâ” denir. Vaktinde kılınmayan beş
vakit namazın kazâsı farzdır. Vitir namazının kazâsı da
vaciptir. Mazeretsiz kılınmayan kazâya kalmış namazların
evde kılınması daha iyidir. Çünkü günahları gizleyip
teşhir etmemek ve böylece yaygınlaşmasını önlemek
gerekir.

Değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!