Menü Kapat

Ünite 2: Yeni Bir İktidar, Yıkıcı ve Yıpratıcı Savaşlar Dönemi

II. Meşrutiyet’ten Birinci Dünya Savaşı’na Giden
Süreçte Osmanlı Devleti

Osmanlı Devleti’nin 1908-1918 yılları arasındaki dönemi,
Türk tarihçiliğinde II. Meşrutiyet Devri olarak adlandırılır.
Meclis-i Mebusan seçimleri, ilk siyasi partiler, 31 Mart
Ayaklanması, Adana Olayları, Trablusgarp, Balkan ve
Birinci Dünya Savaşları, Ermenilerin Sevk ve İskânı gibi
siyasi ve askerî gelişmelerin tamamı bu devirde
yaşanmıştır.

31 Mart Vakası (13 Nisan 1909 İsyanı)

13 Nisan 1909’da İttihatçıların ve Meşrutiyet aleyhtarı
söylemlerin yoğun propagandası altında kalan IV. Avcı
Taburuna bağlı askerlerin, şeriat talebiyle ayaklanmaları
ile başlayan olaylardır. Nedenleri:
• Orduda baş gösteren aşırı siyasallaşma,
• Subaylar arasında yaşanan alaylı-mektepli
çatışması ve alaylıların tasfiye edilmesi,
• II. Abdülhamit Dönemi’nde kadroların eski
imtiyaz ve itibarlarını kaybetmeleri,
• Bürokraside geniş çaplı bir tasfiyeye gidilerek
İttihatçıların kendi kadrolarını iş başına
getirmeleri,
• İlmiye mensuplarının tayin ve terfilerinde
imtihan usulünün gündeme getirilmesi,
• İttihat ve Terakki ile Ahrar Fırkası mensuplarının
iktidarı ele geçirme mücadeleleri,
• İttihatçıların, muhaliflerine hayat hakkı
tanımayan baskıcı davranışları ve suikastlar,
• İttihatçıların kozmopolit yapıları, masonlukla
suçlanmaları ve dine ve dinî geleneğe karşı
tavırlarından duyulan rahatsızlıklardır.

İttihat Terakki Partisinin İktidara Gelişi

Osmanlı Devleti’nin son döneminde meydana gelen en
büyük olaylardan biri de İttihat ve Terakki Cemiyetinin
kuruluşu ve iktidarıdır. Osmanlı İttihat ve Terakki
Cemiyeti, 1889-1918 yılları arasında faaliyet göstermiştir.
1889’da Cemiyetin temelleri, Tıp Fakültesinde okuyan
İbrahim Temo öncülüğünde Abdullah Cevdet, İshak
Sükûtî ve Mehmet Reşit adlı dört öğrenci tarafından
atılmıştır. Cemiyet, Meşrutiyet’in ilanından sonra İttihat
ve Terakki adını kullanmaya başlamıştır. Balkan
Savaşı’nın yarattığı çöküntü ve Edirne’nin Bulgarlara
teslim edileceği şayiaları üzerine 23 Ocak 1913’te yaptığı
bir darbe ile Cemiyet, hükûmeti ve devletin kontrolünü ele
geçirmiştir. 11 Haziran 1913’teki Mahmut Şevket Paşa
suikastı, İttihat ve Terakki’nin ülkede muhalefeti
sindirerek bir tek parti yönetimi kurmasına yol açmıştır.
İttihat ve Terakki Cemiyeti, bu süre içerisinde, Meclisi
devre dışı bırakarak ülkeyi yönetmiştir. Osmanlı
Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı’na girişi gibi hayati
kararlar almıştır.

Türk-İtalyan (Trablusgarp/Libya) Savaşı

II. Meşrutiyet’in ilanından sonra, Osmanlı Devleti ile
Avrupalı devletlerarasındaki meydana gelen gelişmelerde
savaşla sonuçlanan ilk olay, Trablusgarp Savaşı’dır.
Trablusgarp Savaşı, İtalya’nın takip ettiği sömürgecilik
siyasetinin bir sonucudur. 18 Ekim 1912 Uşi (Quchy)
Antlaşması ile Trablusgarp Savaşı sona ermiştir. Osmanlı
Devleti, Kuzey Afrika’daki son topraklarını da
kaybetmiştir. İtalya geçici de olsa Adalar (Ege) Denizi’ne
yerleşmiştir.

Birinci Balkan Savaşı

Osmanlı Devleti, Balkan devletlerinin uzlaşmaz tutumu,
büyük devletlerin tahriki ve iç baskılar yüzünden savaşa
girmeye mecbur kalmıştır. 8 Ekim 1912’de Karadağ, 17
Ekim’de Bulgaristan ve Sırbistan, 19 Ekim 1912’de de
Yunanistan Osmanlı Devleti’ne savaş ilan etmiştir. Balkan
devletleri ile Osmanlı Devleti arasında 30 Mayıs 1913’te
Londra Barış Antlaşması imzalanmıştır. Buna göre;
• Osmanlı Devleti’nin batı sınırı, Midye-Enez hattı
olacak,
• Osmanlı Devleti, Arnavutluk ile Ege Adalarının
geleceğinin belirlenmesini büyük devletlere
bırakacak,
• Yunanistan, Selanik, Güney Makedonya ve
Girit’i; Bulgaristan, Kavala ve Dedeağaç ile
birlikte bütün Trakya’yı sınırları içerisine
katacak,
• Sırbistan, Orta ve Kuzey Makedonya’ya sahip
olacaktı.

İkinci Balkan Savaşı

Osmanlı Devleti’nden aldıkları toprakları paylaşamayan
Balkan devletlerinin kendi aralarında yaptıkları bir
savaştır. Savaşın sebebi Osmanlı Devleti karşısında
umulandan daha çabuk ve büyük bir başarı kazanan
Balkan devletleri arasındaki anlaşmazlıktır. Birinci Balkan
Savaşları sonunda Bulgaristan’ın diğer Balkan
ülkelerinden daha fazla toprak kazanması üzerine
Yunanistan ve Sırbistan, Bulgarlara saldırmıştır. Savaşta
oldukça yıpranmış olan Bulgar ordusu Sırp ve Yunan
orduları karşısında tutunamamıştır. Bulgaristan’ın bu
durumundan istifade eden Osmanlı Devleti de Edirne’yi
geri alarak tekrar topraklarına katmıştır. Savaşın sonunda
Balkan Savaşlarını sona erdiren antlaşmalar yapılmıştır.
Sonuç olarak Osmanlı Devleti, Balkan Savaşlarında
tarihin en büyük yenilgilerinden birine uğramıştır. Altı
asırdır vatan edinilen Rumeli hemen tamamen terk
edilmiş, Ege Adaları kaybedilmiştir. Arnavutluk ayrı bir
devlet olarak ortaya çıkmıştır. Bu savaş devletler arası
bloklaşmaları daha da hızlandırdığı gibi silahlanmayı da
artırarak Birinci Dünya Savaşı’na sebep olacak olan
gelişmelerin en önemli göstergesi olmuştur.
Büyük Hesaplaşma veya Osmanlı Devleti’nin Son
Savaşı: Birinci Dünya Savaşı
1914-1918 yılları arasında dünyanın büyük devletlerinin
Avrupa, Ortadoğu, Afrika ve Uzak Doğu’da geniş bir
alanda ve açık denizlerde o zamana kadar görülmemiş
büyüklükte ve uzun süreli savaşına Birinci Dünya Savaşı
denmiştir. Önce Orta Avrupa’da başlayan savaş, devam
ettiği yıllar içinde yeni katılımlarla (Osmanlı Devleti,
Bulgaristan, İtalya, ABD) geniş bir alana yayılmış ve
dünyanın büyük bir bölümünü etkisi altına almıştır.

Savaşın Sebepleri ve Taraflar

Dünya ülkelerinin büyük bir bölümünü etkileyen Birinci
Dünya Savaşı’nın sebeplerini genel hatlarıyla siyasi ve
askerî Sebepler, ekonomik yayılma ve sömürgecilik isteği,
Avrupa’da Alman-Fransız, Balkanlarda Rus-Avusturya
rekabeti, milliyetçilik fikirlerinin yayılması, hanedan
çekişmeleri, Osmanlı Devleti’ni paylaşma isteği ve projesi
olarak sıralamak mümkündür.
Savaşın Başlaması ve Osmanlı Devleti’nin Savaşa Girişi
Birinci Dünya Savaşı başladığı zaman Osmanlı Devleti,
Trablusgarp ve Balkan Savaşlarından yenilgi ve toprak
kayıplarıyla çıkmıştır. Bu yenilgiler, Osmanlı Devleti’ni
uluslararası alanda yalnızlığa itmiştir. Hem bu siyasi
yalnızlıktan kurtulmak ve hem de Avrupa’da oluşan
bloklar içinde yer almak isteyen Osmanlı Devleti, şu
düşünceler içinde ittifak arayışına girişmiştir. Osmanlı
Devleti ile Almanya arasında imzalanan 2 Ağustos
1914’te Türk-Alman ittifak anlaşması Osmanlı Devleti’nin
savaşa girişine hukuki zemin oluşturmuştur. Bu
antlaşmadan sonra Osmanlı Devleti’nin savaşa girişi,
Akdeniz’de İngiliz savaş gemileri ile çarpışan Goeben
(Yavuz) ve Breslau (Midilli) adlı iki Alman gemisinin
Türkiye’ye gelmesiyle gerçekleşmiştir.

Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Cepheleri

Birinci Dünya Savaşı’na katılan Osmanlı Devleti, birçok
cephede savaşmak zorunda kalmıştır. Bu cephelerin çoğu
Osmanlı Devleti’nin kendi topraklarında bulunurken
bazıları da Avrupa’da müttefiklerine destek olmak
amacıyla açtığı cephelerdir. Osmanlı Devleti, kendi
toprakları üzerinde Kafkasya, Kanal, Çanakkale, SuriyeFilistin,
Hicaz-Yemen ve Irak’ta İtilaf devletleri ile
savaşmıştır. Müttefiklerine yardım etmek için ise Galiçya,
Romanya ve Makedonya Cephelerine asker göndermiştir.

Savaş Sırasında Osmanlı Devleti’ni Taksim
Projeleri/Antlaşmaları

İtilaf devletleri 1915-1917 yılları arasında imzaladıkları
antlaşmalarla Osmanlı Devleti’ni tasfiye ettiler. Bu
antlaşmalar şunlardır: İstanbul Antlaşması, Londra
Sözleşmesi, Sykes-Picot Antlaşması, St. Jean de
Maurienne Anlaşması, Balfour Deklarasyonu.
Birinci Dünya Savaşı’nın Sona Ermesi
Birinci Dünya Savaşı’ndan çekilen ilk ülke Rusya
olmuştur. Rusya’dan sonra savaşın devam ettiği yıllarda
yorgunluğun ilk işaretini Avusturya vermiştir. AvusturyaMacaristan içinde yer alan Macar,
Çek, Hırvat, Slovak ve
Romenler arasında da bağımsızlık hareketleri başlamıştır.
Arkasından zayıf düşen merkezî hükûmet 3 Ekim 1918’de
Villa Gusti’de mütareke imzalayıp savaştan çekilmek
zorunda kalmıştır. Müttefik devletlerin lideri konumunda
olan Almanya, Eylül 1918’de ayında Amerikan destekli
İtilaf devletlerinin taarruza geçmesi karşısında geri
çekilmeye başlamış, 29 Eylül 1918 tarihinde Wilson
İlkelerine uygun olarak ABD aracılığıyla barış istemiş ve
11 Kasım 1918’de İtilaf devletleriyle Rethondes
Mütarekesi’ni imzalayarak savaştan çekilmiştir. Böylece
dört yıldır dünyanın büyük kısmını yakından etkileyen
büyük savaş sona ermiştir.

Birinci Dünya Savaşı’nın Sonuçları

Almanya, Avusturya-Macaristan ve Osmanlı Devletleri
parçalanarak yerlerine küçük ve yeni birçok devlet
kurulmuştur. Böylece Avrupa’da yeni bir siyasi harita ve
güçler dengesi ortaya çıkmıştır, dünyada da yeni bir statü
kurulmuştur. İtilaf devletleri, savaş sonunda yaptıkları
antlaşmalarla mağlup devletlerin topraklarını küçültmek,
bazılarını işgal etmek veya o topraklarda yeni devletler
kurmak, askerî kısıtlamalar ve yasaklar koymak, ağır
savaş tazminatı ödetmek yoluna gitmişlerdir.

Birinci Dünya Savaşı Sonunda Mağlup
Devletlerle Yapılan Antlaşmalar

Birinci Dünya Savaşı sonunda galip devletler, mağlup
devletlerle önce ateşkes antlaşması ardından da barış
antlaşması yapmak için çalışmalarına hız vermişlerdir. Bu
çalışmalar sonunda mağlup tarafta yer alan Almanya,
Avusturya, Bulgaristan, Macaristan ve Osmanlı Devleti ile
barış antlaşması imzalama süreci başlamıştır.
28 Haziran 1919’da Almanya ile Versailles Sarayı’nda
imzalanan Versailles (Versay) Barış Antlaşmasıyla,
Almanya; Avrupa’daki topraklarının bir kısmıyla, bütün
sömürgelerini kaybetmiş, çeşitli siyasi, ekonomik, mali ve
askerî yükümlülükler altına sokulmuştur.
Avusturya ile 10 Eylül 1919’da Saint-Germain-enLaye’de imzalanan
St. Germen Barış Antlaşması ile
Avusturya’nın toprakları 576 bin km²’den 84 bin km²’ye
nüfusu da 50 milyondan 7 milyona gerilemiştir. Zengin
tarım ve endüstri bölgelerini kaybederek ekonomik açıdan
da büyük bir yıkıma uğramıştır.
Bulgaristan 27 Kasım 1919’da da İtilaf devletleriyle
imzalanan Neuilly (Nöyi) Barış Antlaşması ile
Bulgaristan, Balkan Savaşları sırasında ele geçirdiği
toprakların bir kısmını kaybetmiştir. Sınırları daraltılan
Bulgaristan’ın Ege Denizi ile olan sınırı ve bağlantısı
kesilmiştir.
Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun parçalanmasıyla
ortaya çıkan devletlerden biri de Macaristan’dır. İtilaf
devletleri Avrupa’nın yeni bağımsız devleti olan
Macaristan’ı yenilen devletlerden sayarak onunla 6
Haziran 1920’de Trianon Antlaşması’nı yapmışlardır. Bu
antlaşma ile Macaristan tarım alanları ve ormanlarının
%80’den fazlasını kaybetmiştir.

Uygulamaları İtibariyle Bir Ateşkesten Daha Fazlası:
Mondros Ateşkes Antlaşması:

30 Ekim 1918’de İngiliz donanmasına ait Agememnon zırhlısında
imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması ile Osmanlı Devleti de
savaştan çekilmiştir. Tamamı 25 maddeden oluşan
Mondros Ateşkes Antlaşması’nın maddeleri özetle
şunlardır:
• Çanakkale ve İstanbul Boğazlarının açılması, bu
bölgelerdeki istihkâmların İtilaf devletleri
tarafından işgali sağlanacak,
• Türk sularındaki torpil tarlaları ile torpido ve
kovan mevzilerinin yerleri gösterilecek ve bunları
taramak ve kaldırmak için yardım edilecek,
• Karadeniz’deki torpiller hakkında bilgi verilecek,
• Osmanlı Devleti’nin elindeki tüm savaş esirleri
(suçlu Ermeniler dâhil) kayıtsız şartsız
İstanbul’da serbest bırakılacak,
• Sınırların korunması ve iç asayişin temini
dışında, Osmanlı orduları derhâl terhis edilecek,
• Türk savaş gemileri teslim edilerek gösterilecek
Osmanlı limanlarında tutuklu kalacak,
• İtilaf devletleri güvenliklerini tehdit eden bir
durum hâlinde, herhangi bir stratejik noktayı
işgal edebilecek,
• Türk demiryollarından İtilaf devletleri
yararlanabilecekler ve Osmanlı ticaret gemileri
de hizmetlerinde bulundurulacak,
• İtilaf devletleri, liman ve tersanelerle ve burada
bulunan deniz araçlarından yararlanabilecek,
• Toros Tünelleri, İtilaf devletleri tarafından işgal
olunacak,
• Brest-Litovsk barışından sonra İran ve
Kafkasya’ya giren Osmanlı birlikleri derhâl 1914
sınırlarına geri çekilecek,
• Hükûmet haberleşmesi dışında, tüm haberleşme
istasyonları (telsiz, telgraf ve kablo) İtilaf
devletlerince denetim altına alınacak,
• Askerî, ticari ve denizle ilgili malzemelerin tahrip
edilmesi engellenecek,
• İtilaf devletleri, kömür, mazot ve yağ maddelerini
Türkiye’den temin edecek,
• Türk demiryolları, İtilaf devletleri zabıtası
tarafından denetim altına alınacak,
• Hicaz, Asir, Yemen, Suriye ve Irak’taki Türk
kuvvetleri en yakın İtilaf devletleri komutanlarına
teslim olacak,
• Trablusgarp ve Bingazi’deki Osmanlı subayları
en yakın İtalyan garnizonuna teslim olacak,
• Trablusgarp ve Bingazi’de Osmanlı işgali altında
bulunan limanlar İtalyanlara teslim edilecek,
• Türkiye’de bulunan asker ve sivil Alman ve
Avusturyalılar bir ay içinde Türk topraklarını terk
edecekler,
• Gerek askerî teçhizatın teslimine ve Osmanlı
ordusunun terhisine ve gerekse ulaşım araçlarının
İtilaf devletlerine teslimine dair herhangi bir emir
derhâl yerine getirilecek,
• İtilaf devletleri adına bir görevli İaşe Nezaretinde
çalışacak, görevli devletin ihtiyaçlarını temin
edecek ve isteyeceği her bilgi kendisine
verilecek,
• Osmanlı savaş esirleri, İtilaf devletleri nezdinde
kalacak,
• Osmanlı Devleti, savaştaki müttefikleriyle tüm
ilişkisini kesecek,
• Vilayet-i Sitte (Altı Vilayet-Erzurum, Van,
Diyarbakır, Bitlis, Harput, Sivas) denilen Doğu
Anadolu’da bir karışıklık olursa, İtilaf devletleri
bu vilayetleri işgal edebilecektir.

Değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!