Menü Kapat

Ünite 2: Mezheplerin Ortaya Çıkış Nedenleri

İslâm toplumunun sınırları genişledikçe Müslümanlar yeni
muhataplarla karşılaştı. Bu durum, Müslümanların
karşılaştıkları problemlerin hem artmasına hem de içerik
itibariyle farklılaşmasına yol açtı. Bu problemlere karşı
gösterilen tepkiler farklı şekillerde gelişti; dinle ilgili
konuların anlaşılmasında ve yorumlanmasında farklı
yaklaşım tarzlarının ve tutumların doğmasına yol açtı. İşte
bu yaklaşım tarzlarının belirli bir insan topluluğu
tarafından benimsenmesi ve zamanla kurumsallaşması
sonucunda mezhepler ortaya çıktı.

Psiko-Sosyal Faktörler

Psiko-sosyal faktörler temelde insanla ve insanın algılama
biçimiyle ilişkili olan hususlardır. Mezhepler söz konusu
olduğunda bu husus fazlasıyla önem taşımaktadır. Zira
mezhepler, dinin insanlar tarafından anlaşılma biçimleri
olup vahiy ve sünnetin yorumlanması ile gelişmişlerdir.
İnsan faktörü devre dışı bırakıldığında mezheplerle ilgili
sağlıklı bir değerlendirme yapabilmek son derece güçtür.
Mezhepler açısından bakıldığında bu durum son derece
anlamlıdır. Zira mezhepler, her ne kadar belirli bir insanın
ve kurucunun görüşleri etrafında şekillense de, bir
topluluk tarafından sahiplenildiği ölçüde var olabilmektedirler. Mezhepler bu sayede hayat bulur ve tarihsel
gerçekliğe kavuşur. Taraftarı olmadığı takdirde ise tarih
sahnesinden silinir. Dolayısıyla mezheplerin oluşum ve
gelişim süreçlerinde insan hem bireysel hem de toplumsal
olarak aktif rol üstlenmektedir.
Psiko-sosyal faktörlerle kastedilen tam da budur.
Mezhepler, bireysel ve toplumsal bir kişilik olarak insanın,
dini anlama ve yorumlama biçimlerinin zamanla
kurumsallaşması üzerine kuruludur. Bu çerçevede, insanın
tabiatı, onun Kur’an naslarını algılama ve yorumlama
şekli, yine insan ürünü olan başka kültür ve
medeniyetlerin etkisi ele alınacak ve söz konusu
faktörlerin mezheplerin doğuşu ile ilgisi ortaya
konulacaktır.

İnsanın Tabiatı

Her insan, düşünme ve yaşama biçimi olarak bir
diğerinden farklıdır. İnsanın yapısının diğer insanlardan
farklı ve kendine özgü olması, kendisi ve kendisi dışındaki
dünyayla ilgili algılama biçimlerini doğrudan
etkilemektedir. Din söz konusu olduğunda bu değişkenlik
daha da belirgin hale gelmektedir.
Nassların Tabiatı
Mezheplerin doğuşuna yol açan farklılaşmalar zaman
zaman nassların yorumu konusundaki görüş
ayrılıklarından beslenmiştir. Nasslardan kast edilen
Kur’an ayetleri ve hadislerdir. Nassların mezheplerin
ortaya çıkışı ve gelişim süreçleri açısından çok yönlü
etkileri olmuştur. Nasslar kimi zaman görüş ayrılıklarının
doğrudan sebebi olurken, kimi zaman da nasslardan
bağımsız olarak oluşan yaklaşım tarzlarının
temellendirilmesinde kullanılmışlardır.

Farklı Din, Kültür ve Medeniyetlerle Olan
Etkileşimler

İslâm dini, Arap Yarımadası’nda doğdu. Arap Yarımadası,
Asya, Afrika ve Avrupa’nın kesiştiği önemli bir kavşak
noktasıdır. Doğu’da Basra ve Umman körfezlerine,
güneyde Hint Okyanusu’na ve batıda Kızıldeniz’e kıyısı
olup, üç tarafı denizlerle çevrilidir. İklim koşullarının
elverişsiz olması bölgede tek ve hâkim bir uygarlığın
oluşmasına engel teşkil etmiştir.
Buna karşın Arap Yarımadası’nın Uzak Doğu, Afrika ve
Akdeniz ülkeleri arasındaki ticaret yolu üzerinde köprü
görevi görmesi, bölgeyi çok sayıda kültür ve medeniyetin
etkisine açık hale getirmiştir. Emevîler ve Abbasîler
zamanında İslâm coğrafyasının sınırları daha da genişledi.
Bu durum, Müslümanların muhatap olduğu kültür ve
medeniyetlerin çoğalmasına yol açtığı gibi, birebir
etkileşimlere de sebebiyet verdi.
Başta Yunan medeniyeti olmak üzere çeşitli felsefi
gelenekler de İslâm düşüncesine ve mezheplerin doğuşuna
etkide bulundu. Emevîler döneminde başlayan ve
Abbasîler döneminde artarak devam eden tercüme
faaliyetleri ile söz konusu medeniyetlere ait felsefi birikim
İslâm dünyasına aktarıldı. Bu durum, alemin yaratılması,
Allah’ın sıfatları gibi konulardaki mevcut tartışmalara
etkide bulunduğu gibi yeni konuların da İslâm
düşüncesine taşınmasını beraberinde getirdi. Mutezile bu
tartışmaların en fazla içinde olan mezhep olarak karşımıza
çıkmaktadır.

Sosyo-Politik Faktörler

İslâm, yirmi üç yıllık bir zaman diliminde Hz.
Muhammed’e inen vahiyler çerçevesinde toplumsal ve
tarihsel olaylarla irtibatlı olarak tesis edilmiş bir dindir.
Vahyin temel amacı, insanın yaratıcı yeteneklerini aktif
hale getirerek bir İslâm toplumu oluşturabilmektir.
Nitekim bu Hz. Peygamber döneminde önemli ölçüde
başarılmış ve vahiy ekseninde yepyeni bir toplumun
temelleri atılmıştır. Bu noktada kabîle asabiyeti gibi
Cahiliyye döneminden kalma pek çok adet terkedildi ve
kabilesel farklılıkların tevhid ve din potasında eritildiği
yeni bir süreç başladı. Hz. Muhammed hayattayken bu
süreç, küçük bir iki husus dışında sekteye uğramadan
devam ettirildi.

Dört Halîfe döneminde yaşanan bu çeşit anlaşmazlık ve
gerilimler, daha sonraki süreçte siyasi ve itikadi
mezheplerin doğuşuna ve gelişim süreçlerine doğrudan
tesir etti. İlk ortaya çıkan farklılaşmaların genelde siyasi
temelli olması, sosyo-politik gelişmelerin mezheplerin
doğuşundaki rolünü teyit etmektedir.

Halîfe Seçimleri

Hz. Muhammed hem dini bir önderdi hem de İslâm
toplumunun devlet başkanıydı. O ölümünden önce kimin
devlet başkanı olacağına ilişkin doğrudan bir
değerlendirmede bulunmadı. Hastalığı sırasında Hz. Ebû
Bekir’i namaz kıldırmakla görevlendirmiş olması istisna
tutulacak olursa, herhangi birini yerine tayin etmedi. Bu
yüzden Müslümanlar onun ölümünün şokunu üzerlerinden
atamadan devlet başkanının bir an önce belirlenmesi için
girişimlerde bulundular.

Hz. Osman Dönemi Olayları

İslâm sınırları Hz. Osman’ın idaresinin ilk döneminde en
ileri noktasına kadar genişleyerek, büyük devletlerin
kapısına kadar dayandı. Bu aşamadan itibaren fetihler hız
kesti ve ele geçirilen bölgelerin kalıcı olarak İslâm
toprakları haline getirilmesi dışında yapılabilecek fazla bir
şey kalmadı. Bu amaçla fethedilen bölgelere yeni valiler
atandı. Bu süreç bir içe kapanma niteliği taşımaktaydı ve
halîfenin icraatlarının sorgulandığı yeni ve sıkıntılı bir
döneme kapı araladı.

Hz. Osman’ın hilafetinin ikinci altı yılı oldukça sıkıntılı
geçti. İslâm toplumunun kalbinde derin yaraların
oluşmasına yol açtı. Ümeyye Oğulları’ndan olan Hz.
Osman’ın devlet görevlerinde ve vali atamalarında kendi
akrabalarını tercih etmesi, kökleri İslâm öncesine kadar
geriye giden Ümeyyeoğulları-Haşimoğulları çekişmesini
ve rekabetini tetikledi ve kabile asabiyetinin yeniden
müslümanların zihinlerinde yer bulmasına sebebiyet verdi.

Cemel ve Sıffîn Savaşları

Suriye’nin kuzeyinde Rakka şehri yakınlarındaki Sıffîn
ovasında Muâviye’nin ve Hz. Ali’nin ordusu arasında
şiddetli bir savaş gerçekleşti (37/657). Muâviye ordusu
bozguna uğramak üzereyken, Muâviye’nin danışmanı
Amr b. el-As’ın önerisiyle mızrakların uçlarına Kur’an
ayetlerinin yazılı olduğu sahifeler takılarak, savaşın
durdurulması ve Kur’an’ın hakemliğine başvurulması
talep edildi. Hz. Ali olayın bir hile ve aldatmaca
olduğunun farkındaydı. Galibiyetin eşiğinde olan ama bu
hileden oldukça etkilenen askerlerine bu gerçeği
anlatmaya çalıştı. Ancak başaramadı. Zira taraftarlarının
arasında bedevi Araplar, sıradan halk ve bu arada hafızlar
çoğunluktaydı. Onlar Muâviye’nin bu girişimi karşısında
Kur’an’ın hakemliği fikrine destek verdiler ve liderleri Hz.
Ali’yi de buna uymaya çağırdılar. O da ordusu içerisinde
bir anlaşmazlığa ve ayrılığa fırsat vermemek için
yaşananları kabullenmek durumunda kaldı ve hakem
tayinine razı oldu.

Tahkim Olayı

Hz. Ali’nin hakemi olarak Ebû Mûsâ el-Eşarî seçilirken,
Amr b. el-As da Muâviye’nin hakemi oldu. Her iki hakem
bir araya geldiler ve Hz. Osman’ın katillerinin bulunup
derhal cezalandırılması ve bunun da şura yoluyla
gerçekleştirilmesi konusunda anlaştılar. Bu kabul, Hz. Ali
ile Muâviye’nin ilk etapta görevlerinden alınmalarını ve
şura yoluyla alınacak karara uymalarını gerektiriyordu.
Hz. Ali’nin hakemi olan Ebû Mûsâ el-Eşarî, antlaşmayı
herkesin huzurunda dile getirdi. Ondan sonra söz alan
Amr b. el-As ise antlaşma metnine sadık kalmayarak, Hz.
Ali’yi görevden alıp yerine Muâviye’yi getirdiğini söyledi.
Bunun üzerine ortalık yeniden karıştı. Bir sonuca
varılmadan olay neticelendi.

Değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!