Menü Kapat

Ünite 10: Haramlar-Helaller

Haram ve Helalin Tanımı
Haram Kavramı

Haramlık durumuna “hurmet”, haram kılmaya “tahrîm”,
haram kılınan fiile veya nesneye de “haram” adı verilir.
Muharram, hazr, mahzûr, memnû, menhiyyun anh
terimleri de, haram terimi yerine kullanılabilir.
Özündeki (aslındaki) veya vasfındaki bir kötülükten
dolayı, kesin bir delille ve açık/bağlayıcı bir ifadeyle
yapılmaması istenen fiillere haram denir. Bir fiilin haram
olabilmesi için kesin birer delil olan ayetle, mütevatir veya
meşhur sünnetle ve aynı zamanda da kesin ve bağlayıcı bir
ifadeyle yasaklanması gerekir.
Hanefîler dışındaki İslâm hukukçularının çoğuna göre haram, zannî delil sayılan ve kesin bilgi ifade etmeyen haber-i vâhid ile de sabit olabilir. Hanefîler, haber-i vâhidle
kesin ve bağlayıcı şekilde yasaklanan fiile ”tahrîmen mekruh”, kesin ve bağlayıcı olmayan yasaklamaya ise “tenzîhen mekruh” adını verirler.

Haramın Türleri

Özünden Haram (haram li-zâtihî/li-aynihî)
Tanımı

Dinin ana kaynaklarının (Allah ve resulünün) özü yani
mahiyeti ve varlığı açısından kötülük ve zarar içermesi
dolayısıyla temelden haramlığına hükmettiği fiildir
.Özünden haramlar; dinin beş temel amacı olan can, akıl,
din, nesil ve malın korunmasını birinci dereceden
hedefleyen yasaklardır.
Hükmü
Özü itibariyle haramın hükmü üç açıdan ele alınabilir:
a. Meşruiyeti: Fiil, temelden gayri meşru sayılır;
zaruret durumu dışında hiçbir biçimde meşruluk
kazanamaz.
b. Hukukî sonucu: Mükellef bu fiili yaparsa, bâtıl
kabul edilir, fiile hiçbir olumlu sonuç bağlanmaz ve
ulaşılmak istenen menfaat fiilin sahibine tanınmaz.
Örneğin hırsızlık fiili, mülkiyetin kazanılması için
sebep oluşturamaz.
c. Yaptırımı: Bir şeyin haram kılınarak yasaklanmış
olması, hem iman, hem de amel bakımından büyük
önem taşır.
Haramın İmanî Yönü: Haramı inkâr edenler, hafife alıp
alay edenler veya helal sayanlar, dinin sınırları dışına
çıkar.
Haramın Amelî Yönü: Haramın karşılığında, bir farz
olduğu düşünülür; bunun için haramın zıddı/terki farzdır.
Haram fiili işlemekten sakınanlara “âdil”, işleyenlere ise
“fâsık, âsî, günahkâr” denir. Saf terk, kişinin günahlığını
bilmediği ve nefsinin de yöneltmediği günahlardan uzak
durmasıdır.

Dolaylı Haram (haram li-ğayrihî)
Tanımı

Dinin ana kaynaklarının (Allah ve resulünün)
özü/mahiyeti açısından değil, vasfı açısından kötülük ve
zarar içermesine dayanarak dış bir unsur dolayısıyla
haramlığına hükmettiği fiildir. Bu tür haramlara,
“vasfından dolayı/geçici haram” da denebilir. Riba (faiz)
veya fâsit şart içeren satış; başkasının malını rızasız almak
gibi.
Hükmü
Dolaylı haramın hükmü de üç açıdan ele alınabilir:
a. Meşruiyeti: Fiil, aslı açısından meşrudur, ama vasfı
açısından gayri meşru sayılır
b. Hukukî Sonucu: Örneğin, ribalı veya fâsit şart
taşıyan satış, bâtıl akitlerden değil, fâsit akitlerden
sayılır.
c. Yaptırımı: Dolaylı haramda, meşru kısım
yapılabilir, ama haram kısmın terki farzdır. Ayet
veya hadislere dayalı olan kesin dolaylı haramı
inkâr eden de, dinin sınırları dışına çıkar.
Haram şüphesi bulunan şeyden kaçınmak esastır: “Sana
şüpheli geleni bırak, şüpheli gelmeyeni al.” (Buhârî,
“Büyû”, 3; Tirmizî, “Sıfatu’l-kıyâmet”, 60).
Allah’a şirk koşmanın haramlığı en başta gelir gelir.
Allah’tan başkasına kutsallık izafe edilmesi anlayışını
ortadan kaldırma amaçlı haramlar da böyledir.

Haramın Dereceleri

Ayet ve hadislerin bir bütün olarak değerlendirilmesi
sonucu, derecelendirme:
• Allah’a şirk koşmak: En büyük haram, Allah’a şirk
koşmaktır.
• Büyük günahlar: Allah’a şirk koşmaktan sonra,
büyük günahlar gelir. Kebîre (çoğulu: kebâir)
denen büyük günahlar da, kendi aralarında bir
derecelendirmeye tâbidir. Namaz, oruç gibi farzları
terk etmek, kumar, hırsızlık, yalan, iftira, cinayet
gibi fiilleri yapmak da büyük günahlar arasındadır.
• Küçük günahlar: Haramların en alt kademesinde,
küçük günahlar yer alır. Bu günahlara Sağîre
(çoğulu: sağâir) de denir.

Haramı İşleme Ruhsatı

Yasak fiil “ruhsat” denilen istisnâî hükümle sadece
ihtiyacı giderme derecesinde ve geçici olarak mubah, hatta
bazen vacip (farz) hale gelebilir. Ruhsatlar, iki türlüdür:
1. Terfîh (genişlik) ruhsatı (Mubah ruhsat)
a. Tanımı: Haram (azîmet/ana) hükmü ve bu hükmün
sebebi ortadan kalkmadığı halde, mubah
muamelesi gören ruhsattır. İkrah altında yani
öldürülme veya bir uzvun yok edilmesi baskı ve
tehdidiyle zorlanma durumunda olduğu gibi.
b. Hükmü: Mükellef, azîmet hükmüne uymak ile
ruhsattan yararlanmak arasında serbest bırakılır.
Bununla birlikte azîmeti tercih ederek ruhsatın
kullanılmaması evlâdır, ecir ve sevap kazandırır.
2. Iskat (zaruret ve kolaylık) ruhsatı (Vacip ruhsat)
a. Tanımı: Haram (azîmet) hükmü ve onun sebebi
ortadan kalkan ruhsattır. Şiddetli açlık durumunda
hayatî tehlikeyi atlatıp ölümden kurtulmak için
domuz eti veya meyte gibi haram gıdaları
kullanmak gibi.
b. Hükmü: Yükümlünün, canını veya bir uzvunu
kaybetmekten endişe etmesi durumunda ruhsatı
kullanmak vaciptir (el-Bakara 2/173).

Helal Kavramı

Helal terimi, mubah teriminin eş anlamlısıdır. Mubah için,
ayrıca “hıll (bağlanmamış/yasaklanmamış/bağsız), mutlak
(serbest), câiz (olağan)” terimleri de kullanılır. Mubahın
kaynağı, ya dindir (ibâha-i şer’iyye), ya da insan aklıdır
(ibâha-i akliyye).
1. İbâha-i şer’iyye
Şâri’nin fiil veya terkinin cevâzını bizzat
düzenlediği mubahlardır. Kurban etlerini
saklamanın helalliği (Buhârî, “Edâhî”, 16) gibi.
Bu tür mubahları/helalleri inkâr etmek, kesin bir
delile dayanıyorsa küfürdür, kişiyi dinden çıkarır.
Allah’ın haram kılmadığını haram kılan, Allah’ın
haram kıldığını helal kılan gibidir.
2. İbâha-i Asliyye/Akliyye (Istıshâbu’l-Hâl/Hükm-i
Aslî)

Eşyada aslolan, mubah oluştur (el-aslu fi’l-eşyâi elibâha) ilkesi vardır. Günlük insanî ihtiyaçlarımızın
geneli mubahtır. İbâha-i akliyye, çok geniş bir helal
dairesi ortaya koyar.

Günlük Hayatımızdaki Başlıca Haramlar –
Helaller

Gıdalarda Haramlar-Helaller
Hayvanî Gıdalar

Kur’ân-ı sadece domuz etinin haramlığı belirtilmekle
yetinilmiştir. Haram kılınan hayvanların ölüm tarzı ile
kesim usûlü öne çıkarılmıştır.
Cinsleri
Kara Hayvanları
Domuz etinin ve yağının yenmesi haramdır. Diğer kara
hayvanlarına gelince, Kur’ân-ı Kerim’de gıdaların
yenmesi, genellikle temiz-pis (tayyibât-habâis)
karşıtlığıyla ele alınarak, temel ölçüt verilmiştir.
Eti yenmeyen hayvanlar üç kısma ayrılabilir: Azı dişleriyle kapıp avlayan, parçalayan ve kendisini savunan hayvanların etleri haramdır. Domuz, kurt, ayı, arslan, kaplan,
pars, maymun, sansar, sırtlan, fil, köpek, kedi, keler, tilki,
gelincik gibi dört ayaklı hayvanlar.
Tırnaklarıyla kapıp avlanan ve korkunç tabiatlı olan kuşların etleri de haram veya tahrîmen mekruhtur. Kartal, akbaba, atmaca, çaylak, kuzgun, karga, yarasa, şahin gibi
kuşlar.
İğrenç tabiatlı olan, insana tiksinti veren hayvanların etleri
de haramdır. Fare, yaban faresi, yılan, akrep, kene, kurbağa, kara ve deniz kaplumbağası, arı, karasinek, sivrisinek,
köstebek, kirpi ve haşerat gibi.

Melez Hayvanlar
Eti yenen bir hayvanla eti yenmeyen bir hayvanın
çiftleşmesinden doğan hayvanların etlerinin yenip
yenmeyeceği tartışmalıdır.

Deniz/Su Hayvanları
Bu konuda üç ana yaklaşım vardır:
Bütün Deniz Hayvanları Helaldir Görüşü: Fakihlerin
çoğunluğu, bütün deniz/su hayvanlarının -kendiliğinden
ölmüş olsa bile- helal olduğu görüşündedir.
Eti Yenen Kara Hayvanlarına Benzeyenlerin Helalliği
Görüşü: Şâfiî mezhebi içinde, Hanefîlere biraz paralel
düşecek biçimde, su hayvanlarından eti yenen kara
hayvanlarına benzeyenleri helal, eti yenmeyen kara
hayvanlarına benzeyenleri haram sayan bir görüş
bulunmaktadır.

Yalnızca Balık Helaldir Görüşü: Hanefîlere göre, deniz
hayvanlarından yalnızca bütün türleriyle balık helaldir.
Kendiliğinden ölmüş ve su üzerine çıkmış balıklar
yenmez. Balık dışındaki deniz hayvanları, ya iğrençtir
(habâis), ya da boğazlanmadığı için leş (:meyte) sayılır.
Vasıfları
Allah Adı Anılmadan Kesilen Hayvan: Hayvan
kesiminde Allah adını anmak (besmele çekmek: tesmiye),
etin yenmesinin helal olması için şarttır. Kesen kişinin
Müslüman yahut ehl-i kitap olması gerekir. Bu yüzden;
ateistlerin, animistlerin ve putperestlerin kestiği hayvanın
eti helal değildir.

Usûlünce Kesilmeden Ölen Hayvan (meyte, murdar):
Dinî kesim usûlünce yapılmayıp kendiliğinden veya başka
hayvanların saldırısı sonucu ölmüş hayvanlara meyte
(murdar) adı verilir. Meytenin yenmesi haramdır.
Pislik Yiyen Hayvan (cellâle): Tavuk, kaz, ördek ve
hindi gibi eti helal kümes hayvanlarının dinen necis
sayılan maddelerle beslendikleri takdirde bekletilmeden
kesilip yenmeleri bütün mezheplere göre mekruhtur.

Bitkisel Gıdalar
Sarhoş Edici ve Uyuşturucu Maddeler

Sarhoş edici içkiler “hamr” kapsamında Kur’ân’da ele
alınmış, birey ve toplumlara büyük zararlar veren ve yıkım
yapan şeytan işi pisliklerden birisi sayılarak kesin bir
üslupla yasaklanmıştır (el-Mâide 5/90-91).
Hz.Peygamber (sav)’in (s.a.) “Her sarhoşluk veren şey
hamrdır (şarap) ve her hamr da haramdır” (Buhârî,
“Ahkâm”, 21; Müslim, “Eşribe”, 73-75; Ebû Dâvûd,
“Eşribe”, 5) hadisi, her türlü sarhoş edici sıvı veya katı
maddenin haram olduğunu belirtir. Uyuşturucu her çeşit
madde de bu kapsamdadır. İslâm içilmesinin yanısıra, içki
ticaretini de haram saymış, Müslümanın gayri müslimle de
olsa içki alışverişini yasaklamıştır.

Keyif Verici Maddeler
Birçok âlim bu sayılanların gerçekleşmesi halinde sigara
içmenin haram olduğunu söylemiştir. Sigara içmek en
azından tahrîmen mekruhtur.
Zaruret ve Darda Kalma Durumları
İslâm’da zaruretler, mahzurları (haramları) ortadan
kaldırır. Bir haramı helal saymamak ve haddi aşmamak
kaydiyle, bazen zaruret miktarınca, yasak bir fiil
işlenebilir.

Açlık ve Susuzluk Zarureti
Açlık veya susuzluktan ölme kertesine gelen kişi, canını
kurtaracak kadar haram nesne yiyebilir veya içebilir.
Haram Nesnelerle Tedavi Zarureti
İlaç da gıda gibi, hayatın zaruretlerinden biridir.
Başkası bulunmadığı için içki veya alkollü ilâç, zaruret
prensibi dolayısyıla kullanılabilir.
Haram nesneyle tedavi için, şu şartlar bulunmalıdır: a.
Kullanılmadığı takdirde, sağlığı tehdit eden gerçek bir
hastalık bulunmalı, b. Yerine geçecek helal bir ilaç
olmamalı, c. Uzmanlığına güvenilir bir doktor tarafından
tavsiye edilmiş olmalı.

Kılık-Kıyafetle İlgili Haramlar – Helaller
Giysiler

Dışarıda erkeğin göbekle diz kapağı arası, kadının ise el,
ayak ve yüz dışındaki bütün vücudunun örtülmesi gerekir.
Giyimin temel ilkeleri; avret denilen yerleri örtmek
(tesettür), temiz ve güzel görünmek, dikkat çekici
davranışlardan kaçınmak, kendi cinsiyetine özgü giysileri
giymek ile giysinin şeffaf olmaması, vücut hatlarını belli
etmemesi şeklinde belirlenmiştir.
Erkeklerin, saf ipek veya malzemesinin çoğu ipek olan
giyecekler ile altını giyecek, süs ve eşya olarak kullanması
haramdır (Ebû Dâvûd, “Libâs”, 4, 9, 11; Nesâî, “Zînet”,
40, 43, 45).

Bedene Müdahaleler
Saç Ektirmek ve Peruk Takmak: Hz.Peygamber
(sav)’in yasakladığı ve lânetlediği şeylerden birisi de,
saçı dökülen veya dökülmeyen kimselerin başlarına
başkalarının saçlarını koymaları veya bunları
eklemeleridir (Buhârî, “Libâs”, 83, 85; Müslim,
“Libâs”, 115, 117, 119). Kellik ve dazlaklıktan ağır
psikolojik rahatsızlık duyanların saç ektirmesi, bir tür
tedavidir, yasak kapsamına girmez.
Kaş Aldırmak: Bu, yaratılışı değiştirme
mahiyetindedir. Hz.Peygamber (sav)’in lânetine,
gereksiz tüy ve kaş aldıran ve alanlar da dâhildir
(Buhârî, “Libâs”, 82, 84; Müslim, “Libâs”, 120).
Dövme Yaptırmak ve Dişlerin Şeklini Değiştirmek:
Hz. Peygamber (sav) vücuduna dövme (veşm)
yaptıran ve yapana, tedavi amacı dışında dişleri
yontarak (teflîc) şeklini değiştiren ve bunu yaptırana
lânet etmiştir (Buhârî, “Libâs”, 82-87; Müslim,
“Libâs”, 119).
Estetik Ameliyat:İnsanı aşağılık kompleksine iten,
toplum içinde manen işkence çekmesine sebep olan
bir anormallik veya fazlalık olursa, bunun izâlesi,
tedavi mahiyetindedir.

Ev Eşyası ve Gereçleriyle İlgili Haramlar-Helaller

Altın ve Gümüş Kaplar, İpek Sergiler
Hadis te(Buharî, “Eşribe”, 28; “Et‘ime”, 29; Müslim,
“Libâs”, 4, 5), altın ve gümüşün kap-kacak ve ev eşyası,
ipeğin de sergi vb. olarak kullanılmasını, erkek ve kadın
bütün Müslümanlara haram kılmaktadır.

Resim ve Heykel

Resmin konusuna, ressam veya resmi kullananın
maksadına ve kullanıldığı yere göre çeşitli hükümler
getirir. Bu hükümleri, şöylece belirtebiliriz:
a. Tevhid İnancına ve İslâm Ahlâkına Aykırı
Resimler: Mukaddes sayılan, tapınılan, ulûhiyyet
(tanrılık) izafe edilen şeylerin resimlerini yapmak
ve kullanmak haramdır.
b. Canlı Resimleri: Resimlerin dinî bir kutsama ve
ululamaya götürmedikçe câiz olduğudur. Titizlik
gösterilen nokta, tevhid inancının korunmasıdır.
c. Canlılara Ait Olmayan Resimler: Bunların
dışında kalan resimlerden canlılara ait
olmayanları yapmak ve kullanmak serbesttir.
Heykele gelince, “İçinde heykeller bulunan eve melekler
girmez” (Buhârî, “Bed’u’l-halk”, 7; “Megâzî”, 12; sahih
hadisler Müslümanın evinde heykel bulundurmasına ve
heykel yapmasına engeldir.

İş-Meslek ve Kazançta Haramlar-Helaller

Haram işlerde çalışmak, hırsızlık ve gasp, ihtikâr
(karaborsa), faiz (ribâ), rüşvet, kumar, piyango ve faiz
esasına dayanan bireysel emeklilik ve hayat sigortası.
Sigortalının ödediği para “ödünç” olsa, alacağı ancak
verdiği kadar olur, fazlası faizdir.
Toplanan sigorta primleri, haram-helal kaidelerine riayet
edilmeden nemalandırılmaktadır. İşte bu sebeple adına
hayat sigortası vb. denilen bu tür bir işlem, İslâm’a göre
meşru değildir.

Aile ve Cinsel Konulardaki Haramlar-Helaller
Muharremât

Müslüman olmayanlar aynı zamanda ehli kitap da
değilseler, onlarla evlenmek Müslüman erkek ve kadınlar
için haramdır (bk. el-Bakara 2/221).

Geçici Evlilik
İslâm’dan önce zina ve geçici bir zaman için evlenme
(nikâhu’l-müt’a) yaygındı. Hz. Peygamber (sav) geçici
evliliğe izin vermiş, sonra yasaklamıştır.

Çocuk Düşürmek veya Aldırmak
Annenin hayatını tehdit eden zorunlu bir durum
olmadıkça, çocuk düşürmek veya aldırmak (kürtaj)
haramdır.

Cinsel Yasaklar
Cinsellikle ilgili haramlar: Yabancı birisinin avret yerine
bakmak, elle boşalma (istimnâ/mastürbasyon), üreme
organından başka bir yerden cinsel birleşme, adet gören
kadınla cinsel ilişkiye girme, zina, homoseksüellik,
lezbiyenlik/sevicilik, yabancı (nâmahrem) olan karşı cins
ile baş başa kalma (halvet), hayvanla cinsel ilişki, kadınsı
veya erkeksi davranışlar.

Dinlence ve Eğlenceyle İlgili Haramlar – Helaller
Evde Hayvan Bakmak
Evde hayvan beslemenin kural olarak câiz sayıldığı
söylenebilir. Evde korunma ve avlanma amacı dışında süs
olarak köpek beslenmesi, genel olarak hoş karşılanmamış
ve haram görülmüştür.

Tavla, Satranç ve Benzeri Oyunlar
Sadece dinlenmek ve eğlenmek için tavla, satranç, kâğıt,
domino, okey gibi oyunları oynamanın mubah (serbest)
olabilmesi için dört şart vardır:
• Namazın geçmesine veya gecikmesine sebep
olmamak,
• Hiçbir menfaat beklememek; kumar oynayarak
kazanç elde etmek istendiği takdirde, kesinlikle
haramdır,
• Oyun esnasında dilini kötü sözden korumak,
• Normal dinlenme ve eğlenme ölçülerini aşarak
vakit israfına varan alışkanlık ve düşkünlük haline
getirmemek.

Hayvan Dövüştürmek
Zevk ve eğlence uğruna hayvanlara eziyet etmekten ibaret
olan bu âdeti Peygamberimiz (sav) yasaklamıştır (Ebû
Dâvûd, “Cihâd”, 51; Tirmizî, “Cihâd”, 30).
Şarkı-Türkü Söylemek, Dinlemek ve Çalgı Çalmak
Müziğin, duruma göre değişen hükümleri vardır:
• Dünya arzusu ve şehvet hisleriyle dolup taşan
gençler için yalnızca bu duyguları tahrik eden
müzik haramdır.
• Vakitlerinin çoğunu buna veren, iştigali âdet haline
getiren kimse için mekruhtur.
• Güzel sesten zevk alma dışında bir duyguya
kapılmayan kimse için müzik mubahtır.
• Allah sevgisiyle dolup taşan, duyduğu güzel ses
kendisinde yalnızca güzel sıfatları tahrik eden
kimse için müstehaptır.
• Şarkı söyleyen kadın olur, dinleyen de kadın
sesinin şehvetini tahrik edeceğinden korkarsa
dinlemek haramdır.
• Müzik âleti içki meclislerinin sembolü olan
âletlerden ise bunu kullanmak haram olur; diğerleri
mubah olmakta devam eder.
• Şarkı ve türkünün güftesi bozuk, İslâm inancına ve
ahlâkına aykırıysa, bunu müzikli veya müziksiz
söylemek ve dinlemek haramdır.

Değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!