MenüKapat

Ünite 1: Din Psikolojisi Bilimi

Din Psikolojisinin Tanımı
Din Psikolojisi, bireylerin kutsal kabul ettikleri varlık(ya
da varlıklar)la ilişki çerçevesinde ortaya koydukları her
türlü söz, tecrübe ve davranışı tecrübî(empric) yöntemle
araştıran bir disiplindir. Bireylerin ruhsal yaşantıları ve
davranışları içerisinde ortaya çıkan “dinî olgular” Din
Psikolojisinin temel ilgi alanıdır. Özellikle kişilerin
yaşadıkları dindarlığı anlamaya odaklanmış olması
bakımından Din Psikolojisinin kendine has bir konusu ve
alanı vardır.

Din Psikolojisinin Konusu

Din Psikolojisi, dindar ya da olumlu veya olumsuz bir
şekilde din ile bir bağı bulunan insanı psikolojik bakımdan
bir anlama çabasıdır. Dolayısıyla bu bilim, bireyin ruhsal
yaşayış ve davranışları içerisinde dinî nitelikli olguları ele
alıp araştırır. Din Psikolojisi dinin veya dine karşı olan
anlatı ve söylemlerin karşısında bireyin ortaya koyduğu
olumlu veya olumsuz öznel(sübjektif) tutumları araştırır.
Bir yandan dinî inanç ve davranışın birey üzerindeki
psikolojik etkileri ( ruh sağlığına, kişiliğine, sosyal
ilişkilerine) diğer yandan ise, kişinin çeşitli duygu ve
arzularının, karakter ve kişilik yapısının, tutum ve
davranışlarının dinî inanç ve yaşayış üzerindeki etkileri
karşılıklı olarak araştırılır. Dindarlığın çok çeşitli şekilleri
ortaya çıkışı, gelişimi, yapılanması, değişim ve
dönüşümleri açısından din psikolojisinin başlıca araştırma
konusudur.

Din Psikolojisinin Amacı ve Önemi

Din Psikolojisi, bireylerin ruhsal yaşayış ve
davranışlarında ortaya çıkan dinî olguyu anlamak, tasvir
etmek ve en genel kavramsal çerçevelerle ifade etmek
amacıyla araştırmalarını sürdürür. Dolayısıyla din
psikologlarının görevi din üzerinde, dinî metinlere dayalı
bir araştırma yapmak değil, insan tecrübe ve davranışında
ortaya çıkan dinî tezahürleri anlamaya çalışmaktır. Dinin
insanî ve kültürel gerçeklik boyutunu açığa çıkarmaktır.
Toplumsal ve kültürel bir ortamda yaşayan ve bir
etkileşim içerisinde dinî değerleri kendisine mal eden
dindar ( ya da din ile bir şekilde ilgili) kimselerin iç
dünyasının görüntülerini anlaşılır hale getirmektir.
Böylece Din Psikolojisi dini yalnızca insan hayatındaki
etki ve boyutları açısından ele alır, onun bir fotoğrafını
çekmeye çalışır. Sonra da bu fotoğrafın gerçek anlamını
ortaya koymak için yorum ve teoriler üretmeye yönelir.
Din Psikolojisinin Diğer Bilim Dallarıyla İlişkisi
Din Psikolojisi alan ve sınır bakımından İnsan ve Toplum
Bilimleri ile İlahiyat İlimleri ortak noktasında bulunan ve
Din Bilimleri adı verilen bir grup bilim dalı arasında yer
almaktadır. Bu bakımdan bütün bu bilimler grubu ile
ilişkisi ve yardımlaşması söz konusudur.
a. İnsan ve Toplum Bilimleri: Din Psikolojisi her
şeyden önce psikolojik bakış açısı ile araştırma
yapan bir bilim dalıdır. Bu yüzden, Din
Psikolojisinin genel psikoloji ile ortak olan pek
çok yanı vardır. Her ikisi de aynı bilimsel ilkeler,
yöntem ve tekniklerle çalışmalarını sürdürür. Din
Psikolojisi genel psikolojide geçerli ve yürürlükte
olan tüm kavram, yaklaşım ve yöntemlerle iş
görmektedir. Bu bakımdan psikoloji ve onun tüm
alt dallarının (sosyal psikoloji, gelişim psikolojisi,
kişilik psikolojisi, çevre psikolojisi vb.) çalışmaları
ile yakından ilişkilidir
b. İlahiyat İlimleri: Tefsir, Hadis, Fıkıh, Kelâm,
Tasavvuf, Mezhepler Tarihi gibi bilim dalları dinî
metinleri anlama ve açıklamaya çalışırlar. Dinî
olguları, kişinin yaşadığı dinî hayatın dışa
yansıyan görünüm ve şekillerini anlamlandırmak,
bunlara kaynak oluşturan dinî inanç ve öğretiler
hakkında bilgi sahibi olmayı gerektirir. İnsanların
rağbet ettiği dinî bir ritüel ve tapınma tarzının o
dinin ibadet sisteminde nasıl bir yer tuttuğu
bilinmeden, yalnızca dış gözleme dayalı bir tasvir
ile isabetli bir yorum ve açıklama yapılamaz. Bir
dinin kendine ait kutsalları, inanç ve öğretileri,
mezhep ve cemaat farkları, o dinin bağlılarının
davranışlarını anlamada temel referans
noktalarıdır. Bu bakımdan yerine göre bütün bu
ilim dallarının verdiği bilgilere başvurma zarureti
vardır. Bunların yanında dinî sanat ve edebiyat,
İslam Tarihi, İslam Düşünce ve Uygarlık Tarihi
gibi alanlarda yapılan çalışmalar da güncel
olduğu kadar tarihi bir boyutu olan dinî olguları
anlama ve yorumlamada önemli bir yer tutar.
c. Din Bilimleri: Din Bilimleri, İlâhiyat İlimleri ile
İnsan Bilimlerinin kesiştikleri bir ortak noktada
yer alan bir dizi bilim dalıdır. Din Psikolojisi ile
aynı sınır üzerinde yer alan ve dinî olguları
tecrübî yöntemlerle inceleyen bir dizi bilim dalı
olan Din Bilimleri denilen bu alanların başlıcaları
şunlardır: Din Sosyolojisi, Din fenomenolojisi,
Din Antropolojisi, Din Felsefesi, Dinler Tarihi

Din Psikolojisinde Yöntem

Din psikolojisi her şeyden önce dinî tecrübeler, dinî inanç
ve tasavvurlar, dinî tutumların sistemli araştırmasıdır.
Bunları gözlemler, analiz eder, bütün psikoloji
çalışmalarında kendisine başvurulan tekniklerden
yararlanır. Bu araştırma yöntem ve tekniklerinin
başlıcaları şunlardır:
a. Sistemli gözlemler
b. Kişisel dokümanların sistemli incelenmesi
c. Anketler
d. Mülakatlar
e. Tutum ölçekleri
f. Davranışların analizi
g. Semantik analiz ölçekleri
h. Klinik metotta kullanılan derinlik analizi
i. İstatistiksel analizler
j. Deneyler
k. Yorumlama ve değelendirme

Din Psikolojisinde Araştırma Konuları

Bağımsız bir disiplin olarak kurulduğu günden beri din
psikologlarının üzerinde araştırma yaptıkları konular ve
alanlar her geçen gün artmaktadır. Şimdiye kadar üzerinde
çalışılan belli başlı konular şunlar olmuştur: dindarlığın
kaynakları, dini ve manevi tecrübe, dini gelişim,
dindarlığın tanımı ve ölçülmesi; iman, şüphe ve
inançsızlık; dua, ibadet ve dini ritüel, din ve ahlaklılık,
Tanrı tasavvurları, din değiştirme, dini tutumlar, birey ve
dini gruplar arasındaki ilişkiler, din ve ruh sağlığı, din ve
akış bozuklukları, ölüm ilgileri ve din, mistisizm, kişilik
ve din, din ve manevi yaşam, erdem psikolojisi, mutluluk
ve hayat tatmini.

Din Psikolojisinin Tarihçesi

İnsan ve Toplum Bilimleri son iki yüzyılda büyük bir
gelişme kaydetmiştir. Fakat bu bilimlerin ele aldığı
konular ve bu konular etrafındaki sorular ve araştırmalar
insanlık tarihi kadar eskidir. Özellikle insanın ruhsal ve
manevi yönü, huy ve karakteri, kutsal varlık/varlıklarla
ilişkileri her dönemde büyük merak ve ilgi konusu
olmuştur.

İslam Dünyasında Din Psikolojisi
Türkiye’de Din Psikolojisi

Din Psikolojisi ilk kuruluşundan itibaren İlahiyat
Fakültelerinin ders programlarında yer almaya başlamıştır.
Bu ders ilk defa 1949 yılında açılan Ankara İlahiyat
Fakültesinde okutulmuştur. Onu takiben, orta derecede ve
yüksek din öğretimi veren diğer tüm programlarda da
yerini almıştır. Kapatılmış bulunan İlahiyat Meslek
Yüksek Okulları programında ise Din Hizmetleri
Psikolojisi adı altında ve daha çok mesleki hizmet
uygulamalarına yönelik konular çerçevesinde yer almıştır.
Din Psikolojisi ülkemizde, üzerinde genellikle ilahiyatçı
araştırmacıların çalıştığı bir alan olarak varlığını
sürdürmektedir. Az sayıda da olsa ilahiyatçı olmayan bazı
araştırmacıların bu alanda araştırmalar yaptığı bilinmekle
birlikte, İlahiyat Fakülteleri dışında bu dersin
programlarda yer almadığını kaydetmek gerekmektedir.
İlahiyat Fakültelerinde Felsefe ve Din Bilimlerine bağlı bir
anabilim dalı olarak lisans ve lisanüstü düzeyde Din
Psikolojisi dersleri yürütülmektedir.Gerek dini
kaynaklardan, gerekse eski felesefe ve kültürlerden
yararlanarak İslam bilginleri, insanın ruhsal yapısı ve
davranışları konusunda birçok kavram ve görüş
geliştirmişlerdir. Hicri üçüncü asırdan itibaren İlmü’nNefs,
İlmü’n-Nefs ve’r-Ruh, Kitabu’r-Ruh, İlmu Ahval-i
Ruh gibi başlıklar taşıyan kitaplar, risaleler ya da kitap
bölümleri ortaya çıkmaya başlamıştır. Çeşitli bilim dalları
bünyesinde ele alınan bu konularda öne çıkan bazı isimler
ve önemli görüşleri şunlardır:
a. Hâris el-Muhâsibi (öl. 243/857): İslam dünyasında
psikolojik bakış açısıyla insanın iç hayatını
inceleyen ilk bilgindir. Eserlerinde derin
psikolojik tahliller ve ruhsal haller ve süreçlerle
ilgili kavramlaştırmalar dikkat çekicidir.
b. Kindî (öl. 252/866): Risâle fî mâhiyyeti’n-nevm
ve’r-ru’ya/Rüyanın ve uykunun mahiyeti adlı
eseri, İslam dünyasında rüya psikolojisi hakkında
yazılan ilk telif eserdir. Kindî’nin psikoloji
kültürüne bir diğer önemli katkısı, el-Hîle lidefi’l-ahzân/Üzüntüden Kurtulma Yolları adlı ruh
sağlığı konusundaki öncü çalışmasıyla olmuştur.
c. Farabî (öl. 339/950): Rüya ve vahy psikolojisi
konusunda sistemli bir teori ilk olarak Farabî
tarafından ortaya konulmuştur. Ona göre sâdık
rüya, ilham ve vahyin kaynağı Faal Akıl,
insandaki alıcı organ ise hayal gücüdür.
d. İbn-i Sinâ (öl. 428/1037): İbn-i Sina ruhsal
hallerin, çeşitli duygu ve heyecanların davranışlar
ve bedensel fonksiyonlar üzerine, dolayısıyla
sağlık ve hastalık üzerine olan etkisini iknâ edici
tarzda ortaya koymuştur. Telkin, hipnoz, nazar,
büyü, mucize gibi olayları “ruhsal etki” kavramıyla
açıklamıştır.
e. Ebû Bekir Râzî (öl. 313/925): ) et-Tıbbu’r-Rûhânî
isimli eseri gerek kavramsal gerekse içerik
açısından ilk ve özgün bir ruh sağlığı kitabıdır.
f. Gazzâli (öl.505/1111): Büyük İslam bilgini Gazzâli
sistemli iç gözlem ve davranış tahliline dayalı
yaklaşımlarıyla pek çok yeni görüşler dile
getirmiştir. Onun büyük eseri İhyâu Ulûmi’d-Din,
psikolojik kavramlaştırmalar, tahliller ve tasnifler
yönünden oldukça zengindir. Bu kitabın özellikle
üçüncü cildinin başında yer alan “Acâibü’l-Kalb”
bölümünde, sistemli davranış tahlillerine dayalı
dinî ve ahlâkî çıkarımlar yer almaktadır. elMunkizu mine’d-Dalâl/Dalaletten Kurtuluş
Gazzâli’nin otobiyografisi olup, bu kitabında fikri
gelişimi, yaşadığı bazı bunalımlar, manevî/tasavvufî
tecrübeleri hakkındaki şahsî gözlem ve
değerlendirmeleri yer alır.
g. Fahrüddin Râzî (öl. 606/1209): Büyük müfessir
ve kelam âlimi Fahrüddin Râzî (öl. 606/1209) nin
Kitâbü’n-Nefs ve’r-Ruh ve şerhu kuvâhuma isimli
eseri ahlâk psikolojisi alanında yazılmış, hem
felsefi hem de dinî görüşleri bir araya getiren en
güzel kitaplardan birisidir. Râzi’ye göre, en temel
psikolojik güdüler güç ve bilgi isteğidir.
İnsandaki sonsuzluk arzusuna da değinen yazar,
Allah arzusunu da buna bağlar. Ona göre, insanî
gelişmenin dinamiğinde sürekli değişen ruh
halleri ve denge durumları vardır ki, bu da insanı
diğer varlıklardan ayıran özelliklerin başında
gelir.
h. İbn-i Haldun (öl. 808/1406): ünlü eseri
Mukaddime’ de insanın toplumsal eğilim ve
yeteneklerine özel bir önem atfetmektedir.
“Asabiyet” adını verdiği dayanışma ve sosyal
bütünleşme güdüsünü, bütün tarihî ve toplumsal
olayların temelindeki psikolojik faktör olarak
görür. Bunun yanında, Allah’ın halifesi olarak
yaratılmış olan insanda liderlik, üstünlük, makam
ve mevki elde etme, yönetme güdüsü çok
güçlüdür.

Modern Batı Dünyasında Din Psikolojisi

Modern bir bilim olarak Din Psikolojisi, psikoloji
biliminin bağımsız bir disiplin olmaya başladığı yılların
hemen sonrasında gelişmiştir. Gerek A.B.D. ve gerekse
Avrupa kıtasında 19. yüzyılın sonlarından itibaren bilimsel
psikolojinin ilk kurucuları aynı zamanda dinî olaylara da
ilgi duymuşlar ve bu konudaki çalışmaları da
başlatmışlardır. Başlıca isimler şu şekildedir:
a. W. James (1842-1910): Bu bilim dalının modern
zamanlardaki asıl kurucusu ve atası olarak kabul
edilir. The Varieties of Religious
Experience(1902)/ Dini Tecrübenin Çeşitliliği
isimli eseri din psikolojisinin klasiği olarak kabul
edilir. James bu kitabında dua, din değiştirme,
din ve ruh sağlığı, dindarlık tipleri, mistisizm gibi
konuları ele alarak, din psikolojisi araştırmalarına
yön vermiştir.
b. G. Allport (1897-1967): W.James ile aynı çizgiyi
benimseyen bir diğer önemli isimdir. The
Individaul and His Religion(1950)/ Birey ve Dini
isimli eserinde din ile kişilik arasındaki ilişikiye
dikkat çeker.
c. S. Freud (1856-1939): uzun kariyeri boyunca din
ile yakından ilgilenmiştir. Totem ve Tabu, Bir
Yanılsamanın Geleceği, Musa ve Tektanrıcılık,
Uygarlık ve Hoşnutsuzlukları gibi kitaplarında
din ile ilgili görüş ve değerlendirmelerini ortaya
koymuştur. Dindarlığın psiko dinamik bir
gelişmeye bağlı olduğunu ileri sürmüştür.
d. C. G.Jung (1875-1961): Jung tüm bu
çalışmalarında insanın dindar bir tabiata sahip
olduğunu, dinin insana özgü ve içten doğma bir
olgu olduğunu ortaya koymuştur. Jung dinin
kökenini, bireye aşkın bir kaynağa, en eski insan
atalarının psikolojik kalıtımlarında var olan
arketiplere dayandırır. Arketipler tüm insanlığa has
ortak davranış özellikleridir. Kişinin bireysel
hayatında sonradan elde edilen değil, ruhsal
yapısında kalıtsal olarak varolan bilinçdışı ruhsal
içeriklerdir. ifade ederler.
e. A. Maslow (1908-1970): dinî tecrübede kişisel
boyutun önemini savunan geleneğe önemli
katkılarda bulunmuştur. Religions, Values and
Peak-Experience/ Dinler, Değerler ve Doruk
Deneyimler isimli kitabı ile bireysel tecrübelerin
önemini dile getirmiştir.
f. E. Fromm (1900-1980): dinî olguları sosyal
psikolojik bir yaklaşımla ele alır. Psikanaliz ve
Din adlı eserinde bu konudaki düşüncelerini bir
bütün olarak tanımak mümkündür. Dini, yerine
getirdiği işlevler ve etkiler açısından
değerlendirir.
g. V.Frankl (1905-1997): daha yakın zamanlarda
din ile ilgilenen önemli bir isimdir. Psikoloji-din
ilişkisini The Unconsious God/Bilinçdışı Tanrı
isimli kitabında ele almıştır. Ona göre dindarlığın
bilinçdışı bir kökeni vardır. Fakat o Tanrı’yı ve
dini arketiplerle sınırlıyan Jung ve içgüdülere
indirgeyen Freud” den farklı bir görüş ortaya
koyar. Buradaki bilinçdışı kavramı, insan aklının
ve varlığının ötesinde, mahiyetine nüfuz
edilemeyen anlamındadır. O insani boyut ile
Tanrısal boyutun farklı olduğundan,
ulaşılmasının zor olmasından ve onunla kurulan
ilişikinin niteliğinden yola çıkarak Gizli Tanrı
(Hidden God) kavramını kullanır.

Türkiye’de Din Psikolojisi

Din Psikolojisi ilk kuruluşundan itibaren İlahiyat
Fakültelerinin ders programlarında yer almaya başlamıştır.
Bu ders ilk defa 1949 yılında açılan Ankara İlahiyat
Fakültesinde okutulmuştur. Onu takiben, orta derecede ve
yüksek din öğretimi veren diğer tüm programlarda da
yerini almıştır. Kapatılmış bulunan İlahiyat Meslek
Yüksek Okulları programında ise Din Hizmetleri
Psikolojisi adı altında ve daha çok mesleki hizmet
uygulamalarına yönelik konular çerçevesinde yer almıştır.
Din Psikolojisi ülkemizde, üzerinde genellikle ilahiyatçı
araştırmacıların çalıştığı bir alan olarak varlığını
sürdürmektedir. Az sayıda da olsa ilahiyatçı olmayan bazı
araştırmacıların bu alanda araştırmalar yaptığı bilinmekle
birlikte, İlahiyat Fakülteleri dışında bu dersin
programlarda yer almadığını kaydetmek gerekmektedir.
İlahiyat Fakültelerinde Felsefe ve Din Bilimlerine bağlı bir
anabilim dalı olarak lisans ve lisanüstü düzeyde Din
Psikolojisi dersleri yürütülmektedir.

Değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 1 Average: 5]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!